Sekizsilindir

Sekizsilindir

Sekizsilindir

Otomobiller Hakkında Her Şey
Adını günümüzde artık oldukça azalan efsane olmuş sekiz silindirli motorlardan alan sekizsilindir.com özellikle otomobiller hakkında yanlış bilinen ve merak edilen birçok teknik sorunun cevap bulabilmesi için yayın hayatına başladı. Daha sonra amacını geliştirerek test aşamasında görüntülenen kamuflajlı araçların fotoğraflarını yayınlayarak, tüketicilere bir sonraki otomobilleri hakkında bilgi vermeye başladı. Bugün sekizsilindir.com, otomobiller hakkında teknik bilgiler, analizler, merak edilenler, incelenmemiş konular, piyasaya çıkacak yeni modeller, karşılaştırmalar, güncel haberler, klasik araçlar ve test sürüşleri ile okuyucularına sektörle ilgili çok çeşitli bilgiler sunmaktadır.

KM Canavarları | Renault Premium 440 TIR | 1500000km

 İlk bölümüne 1.500.000km'deki Skoda Favorit videomuzla başladığımız KM Canavarları serimize, bu sefer bambaşka bir araç ile devam ediyoruz. Karayollarında görebileceğimiz en büyük taşıtlar olan çekiciler ve onlara bağlı olan dorseleri nam-ı diğer TIR'lar; heybeti görüntüleri, çok gelişmiş fren sistemleri ve dev motorları ile birçok kişinin ilgisini çekmektedir. Biz de bu nedenle serimizin bu bölümünde, 1.500.000km'deki Renault Premium 440 marka ve model çekiciye yer vermek istedik. Aslında otomobiller için bu kilometre değerleri oldukça yüksek olsa da, otobüs, kamyon ve çekici gibi ağır vasıtalar için ilk anda çok yüksek gelmeyebilir. Ancak hem serimizde bu tip bir aracın örnek olmasını istememiz, hem de yaklaşık model yılına sahip (2006) benzerleri içinde kilometre değerinin yüksek olması, bizi bu kıpkırmızı ve pırıl pırıl Renault çekiciyi seriye dahil etmekte oldukça fazla şevklendirdi. Ayrıca yollarımızda bu sınıfta genellikle Mercedes, Volvo, DAF, Ford ve Scania gibi markalar görmekteyiz. Renault ise farklı yapısı ve daha ender bir araç olması nedeniyle bizde hep merak uyandırdı. Bu nedenle video çekimlerimiz sırasında daha bir meraklı olduğumuzu da belirtmekte fayda var. Bu markaları da kaptanımızdan Renault çekici ile karşılaştırmasını istedik. Aracın sahibi Kaptan Hanifi ise aracına adeta aşık ve göz gibi baktığı her halinden belli oluyor. Bu kadar çok km yapmış bir aracın ve kaptanının başından neler geçmiş, neler yaşamışlar o da ayrı bir merak konusu oldu bizim açımızdan. Bu nedenle aklımıza gelen birçok şeyi Kaptan Hanifi'ye sorduk ve güzel cevaplar aldık. Çekicinin temizliği ise apayrı bir konuydu. Tüm bunların yanında ABD seyahatimizde ziyaret ettiğimiz burunlu çekicilerle dolu TIR Parkı'nı da kendisi ile detaylandırma fırsatı bulduk. Ayrıca ağır vasıtaların vazgeçilmezi olan Retarder, Egzoz Freni, Motor Freni gibi tertibatların da sesini dinlemeden geçmedik. Ayrıca rampa çıkışlarında elde ettiğimiz motor ve egzoz sesi de bizi bizden almayı başardı. Kısacası video çekimlerimiz sırasında çok ama çok güzel vakit geçirdik. Umarız bu anları sizlere de yansıtmayı başarmışızdır. İyi seyirler.

KM Canavarları | Renault Premium 440 TIR | 1500000km

 2 gün önce

 İlk bölümüne 1.500.000km'deki Skoda Favorit videomuzla başladığımız KM Canavarları serimize, bu sefer bambaşka bir araç ile devam ediyoruz. Karayollarında görebileceğimiz en büyük taşıtlar olan çekiciler ve onlara bağlı olan dorseleri nam-ı diğer TIR'lar; heybeti görüntüleri, çok gelişmiş fren sistemleri ve dev motorları ile birçok kişinin ilgisini çekmektedir. Biz de bu nedenle serimizin bu bölümünde, 1.500.000km'deki Renault Premium 440 marka ve model çekiciye yer vermek istedik. Aslında otomobiller için bu kilometre değerleri oldukça yüksek olsa da, otobüs, kamyon ve çekici gibi ağır vasıtalar için ilk anda çok yüksek gelmeyebilir. Ancak hem serimizde bu tip bir aracın örnek olmasını istememiz, hem de yaklaşık model yılına sahip (2006) benzerleri içinde kilometre değerinin yüksek olması, bizi bu kıpkırmızı ve pırıl pırıl Renault çekiciyi seriye dahil etmekte oldukça fazla şevklendirdi. Ayrıca yollarımızda bu sınıfta genellikle Mercedes, Volvo, DAF, Ford ve Scania gibi markalar görmekteyiz. Renault ise farklı yapısı ve daha ender bir araç olması nedeniyle bizde hep merak uyandırdı. Bu nedenle video çekimlerimiz sırasında daha bir meraklı olduğumuzu da belirtmekte fayda var. Bu markaları da kaptanımızdan Renault çekici ile karşılaştırmasını istedik. Aracın sahibi Kaptan Hanifi ise aracına adeta aşık ve göz gibi baktığı her halinden belli oluyor. Bu kadar çok km yapmış bir aracın ve kaptanının başından neler geçmiş, neler yaşamışlar o da ayrı bir merak konusu oldu bizim açımızdan. Bu nedenle aklımıza gelen birçok şeyi Kaptan Hanifi'ye sorduk ve güzel cevaplar aldık. Çekicinin temizliği ise apayrı bir konuydu. Tüm bunların yanında ABD seyahatimizde ziyaret ettiğimiz burunlu çekicilerle dolu TIR Parkı'nı da kendisi ile detaylandırma fırsatı bulduk. Ayrıca ağır vasıtaların vazgeçilmezi olan Retarder, Egzoz Freni, Motor Freni gibi tertibatların da sesini dinlemeden geçmedik. Ayrıca rampa çıkışlarında elde ettiğimiz motor ve egzoz sesi de bizi bizden almayı başardı. Kısacası video çekimlerimiz sırasında çok ama çok güzel vakit geçirdik. Umarız bu anları sizlere de yansıtmayı başarmışızdır. İyi seyirler.

Üreticiden Korkmadan Test | BMW 418i Gran Coupe F36 | Söylemeden Olmaz

 Üretici korkusu olmadan, kasası değişmemiş ve hala satışta olan araçlarla yaptığımız "Söylemeden Olmaz" test serimize, geçtiğimiz haftalarda kendi aracımız VW Amarok ile başlamıştık. Yaklaşık 150.000km boyunca yaşadığımız tecrübeleri iyisiyle kötüsüyle sizlere aktarmıştık. Şimdi söz sizde ve serinin 2. bölümünde F36 kasa BMW 418i Gran Coupe modeli ile birlikteyiz. Yapacağımız test sırasında, araç sahibi Kubilay Ersin'den bu aracı neden seçtiğini, motor ve sürüş özelliklerini, yaşam alanını, yakıt tüketimini, MTV, kasko ve trafik sigortası gibi maliyet kalemlerini, servis konularını ve aracın kronik sorunlarını dinleyeceğiz. Son olarak da aracını değiştirse ne tercih eder onu soracağız. Bunların haricinde bizim de geçmişte sahip olduğumuz E90 kasa 320d aracımızı baz alarak BMW'nin artı ve eksilerini sizlere aktarmaya gayret edeceğiz. Testimizi gerçekleştirdiğimiz yer ise çeşitliliği ile Türkiye'ye renk katan Mardin şehri. Mardin Merkez'den Dara Antik Kenti'ne kadar olan 60km mesafeyi gidip gelmek kaydıyla aracı kısa da olsa deneyimleme şansımız oldu. 120km'lik seyahatimiz boyunca, farklı yol koşullarında gerçekleşen test tüketim değerlerini de sizlere detaylı bir şekilde aktaracağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Not: Sizlerin de uzun zamandır kullandığınız, kasası değişmemiş güncel araçlarını testimize bekliyoruz. Ankara'da ikamet etmemiz nedeniyle model bazında Ankara'da yer alan araçları öncelikli olarak tercih ediyoruz. Katılımlarınız ve ilginiz için şimdiden teşekkür ederiz.

Üreticiden Korkmadan Test | BMW 418i Gran Coupe F36 | Söylemeden Olmaz

 5 gün önce

 Üretici korkusu olmadan, kasası değişmemiş ve hala satışta olan araçlarla yaptığımız "Söylemeden Olmaz" test serimize, geçtiğimiz haftalarda kendi aracımız VW Amarok ile başlamıştık. Yaklaşık 150.000km boyunca yaşadığımız tecrübeleri iyisiyle kötüsüyle sizlere aktarmıştık. Şimdi söz sizde ve serinin 2. bölümünde F36 kasa BMW 418i Gran Coupe modeli ile birlikteyiz. Yapacağımız test sırasında, araç sahibi Kubilay Ersin'den bu aracı neden seçtiğini, motor ve sürüş özelliklerini, yaşam alanını, yakıt tüketimini, MTV, kasko ve trafik sigortası gibi maliyet kalemlerini, servis konularını ve aracın kronik sorunlarını dinleyeceğiz. Son olarak da aracını değiştirse ne tercih eder onu soracağız. Bunların haricinde bizim de geçmişte sahip olduğumuz E90 kasa 320d aracımızı baz alarak BMW'nin artı ve eksilerini sizlere aktarmaya gayret edeceğiz. Testimizi gerçekleştirdiğimiz yer ise çeşitliliği ile Türkiye'ye renk katan Mardin şehri. Mardin Merkez'den Dara Antik Kenti'ne kadar olan 60km mesafeyi gidip gelmek kaydıyla aracı kısa da olsa deneyimleme şansımız oldu. 120km'lik seyahatimiz boyunca, farklı yol koşullarında gerçekleşen test tüketim değerlerini de sizlere detaylı bir şekilde aktaracağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Not: Sizlerin de uzun zamandır kullandığınız, kasası değişmemiş güncel araçlarını testimize bekliyoruz. Ankara'da ikamet etmemiz nedeniyle model bazında Ankara'da yer alan araçları öncelikli olarak tercih ediyoruz. Katılımlarınız ve ilginiz için şimdiden teşekkür ederiz.

İşte VGT Sonuçları! | Detaylı Yakıt Tüketimi Testi | Vakum Gücü Teknolojisi

 VGT Vakum Gücü Teknolojisi cihazını, üretici firmanın bize test amacıyla göndermesi nedeniyle, yaklaşık 1 ay önce günlük kullandığımız VW Amarok marka aracımıza, Ankara'da yer alan VGT yetkili servisinde taktırmıştık. Testimizin esas odak noktası ise; yakıt tüketiminde vaadedilen tasarrufun olup olmayacağı yönündeydi. Ayrıca performans konusunda da artışın olacağı, özellikle düşük devirlerde bu durumun hissedileceği belirtilmişti ve bu duruma da göz atma şansımız oldu. Yakıt tüketimi konusunda şu yolu izledik; - Test 1: Sabah evden iş yerine sürüşü canlandırdığımız 1. testimizde; Soğuk motora sahip aracımız ile 10km'lik mesafeyi katettik. Orta düzeyde kalabalık sayılabilecek bir sabah trafiğiydi. Kimi zaman açık olan yollar, kimi zaman da yoğunluk ve trafik ışıkları nedeniyle sıkıştı. 4 gün VGT'li, 4 gün VGT'siz yaptığımız test sonunda, ortalama tüketim, ortalama hız, mesafe, sürüş süresi, dış sıcaklık ve motor sıcaklığı gibi değerlerin 4 günlük ortalamalarını aldık ve çıkan sonuçları karşılaştırdık. Sürüş şartları ise birbirlerine oldukça yakındı. - Test 2: Şehir içi trafiğini canlandırdığımız 2. testimize; Bir noktadan sürüşe başladık ve kimi zaman akıcı, kimi zaman da oldukça sıkışık trafikte, Ankara'nın neredeyse tüm merkezlerini gezerek başlangıç noktamıza geri döndük. Toplamda 62km mesafe katettik. VGT'li ve VGT'siz yaptığımız her iki testin sonucunu da 1. testteki değişkenleri kullanarak karşılaştırdık. VGT'siz testte bir miktar daha sıkışık trafik mevcuttu. - Test 3: Şehir dışı trafiğini canlandırdığımız 3. testimizde; Ankara Çevre Yolu'nda bir noktadan sürüşe başladık ve aynı noktanın karşı istikametine dönüş yaptık. Toplamda 40km'lik sürüş gerçekleşti. Aracın gösterge hızını 105km/s olarak belirledik ve hız sabitleyici kullanarak bu hızı korumaya gayret ettik. 1. ve 2. testteki değişkenler aynen geçerliydi. VGT'siz sürüş sırasında küçük bir yol çalışması mevcuttu. Bu durum VGT'nin lehineydi. - Test 4: Genel tüketim hesaplama; Son testimizde sürüş yoktu. Hem VGT'li hem de VGT'siz 295'şer km'lik toplam sürüşümüzün genel yakıt tüketimini her biri için ayrı ayrı hesapladık. Yol bilgisayarından elde ettiğimiz teorik tüketim değerlerini, depodan depoya dolum yoluyla elde ettiğimiz pratik tüketim değerleriyle karşılaştırdık. Yukarıdaki maddelerde de görüldüğü gibi, detaylı, gerçeğe yakın ve adil bir tüketim testi yapmaya gayret ettik. Ancak aynı araç ile farklı zamanlarda yapılan sürüş nedeniyle testte sapmalar da maalesef meydana geldi. Ancak genel bir bilgi verdiğini düşünüyoruz. Sonuçları analiz etmek ve VGT'ye de söz hakkı vermek amacıyla kendilerini de Ankara'ya davet ettik. Talebimize olmulu yanıt verdiler ve firma yetkilisi Ulaş Bey ile de detaylı bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmede kendisine ürün hakkında merak edilen ve konuşulan birçok şeyi sorma fırsatı bulduk. Konuşulan konular; VGT montajı VGT kullanımı, performans ve tüketime etkisi VGT test raporu VGT'nin içinde nasıl bir şey var VGT mucidi ve tasarımcısı VGT konulu dava Kendilerine davetimize olumlu yanıt verdikleri ve samimiyetleri için teşekkür ederiz. Ayrıca ürünü test edeceğimizi belirttiğimiz ilk günlerde, Facebook ve Instagram hesaplarımızda olumlu - olumsuz katkıda bulunan tüm takipçilerimize de ayrıca teşekkür ederiz.

İşte VGT Sonuçları! | Detaylı Yakıt Tüketimi Testi | Vakum Gücü Teknolojisi

 8 gün önce

 VGT Vakum Gücü Teknolojisi cihazını, üretici firmanın bize test amacıyla göndermesi nedeniyle, yaklaşık 1 ay önce günlük kullandığımız VW Amarok marka aracımıza, Ankara'da yer alan VGT yetkili servisinde taktırmıştık. Testimizin esas odak noktası ise; yakıt tüketiminde vaadedilen tasarrufun olup olmayacağı yönündeydi. Ayrıca performans konusunda da artışın olacağı, özellikle düşük devirlerde bu durumun hissedileceği belirtilmişti ve bu duruma da göz atma şansımız oldu. Yakıt tüketimi konusunda şu yolu izledik; - Test 1: Sabah evden iş yerine sürüşü canlandırdığımız 1. testimizde; Soğuk motora sahip aracımız ile 10km'lik mesafeyi katettik. Orta düzeyde kalabalık sayılabilecek bir sabah trafiğiydi. Kimi zaman açık olan yollar, kimi zaman da yoğunluk ve trafik ışıkları nedeniyle sıkıştı. 4 gün VGT'li, 4 gün VGT'siz yaptığımız test sonunda, ortalama tüketim, ortalama hız, mesafe, sürüş süresi, dış sıcaklık ve motor sıcaklığı gibi değerlerin 4 günlük ortalamalarını aldık ve çıkan sonuçları karşılaştırdık. Sürüş şartları ise birbirlerine oldukça yakındı. - Test 2: Şehir içi trafiğini canlandırdığımız 2. testimize; Bir noktadan sürüşe başladık ve kimi zaman akıcı, kimi zaman da oldukça sıkışık trafikte, Ankara'nın neredeyse tüm merkezlerini gezerek başlangıç noktamıza geri döndük. Toplamda 62km mesafe katettik. VGT'li ve VGT'siz yaptığımız her iki testin sonucunu da 1. testteki değişkenleri kullanarak karşılaştırdık. VGT'siz testte bir miktar daha sıkışık trafik mevcuttu. - Test 3: Şehir dışı trafiğini canlandırdığımız 3. testimizde; Ankara Çevre Yolu'nda bir noktadan sürüşe başladık ve aynı noktanın karşı istikametine dönüş yaptık. Toplamda 40km'lik sürüş gerçekleşti. Aracın gösterge hızını 105km/s olarak belirledik ve hız sabitleyici kullanarak bu hızı korumaya gayret ettik. 1. ve 2. testteki değişkenler aynen geçerliydi. VGT'siz sürüş sırasında küçük bir yol çalışması mevcuttu. Bu durum VGT'nin lehineydi. - Test 4: Genel tüketim hesaplama; Son testimizde sürüş yoktu. Hem VGT'li hem de VGT'siz 295'şer km'lik toplam sürüşümüzün genel yakıt tüketimini her biri için ayrı ayrı hesapladık. Yol bilgisayarından elde ettiğimiz teorik tüketim değerlerini, depodan depoya dolum yoluyla elde ettiğimiz pratik tüketim değerleriyle karşılaştırdık. Yukarıdaki maddelerde de görüldüğü gibi, detaylı, gerçeğe yakın ve adil bir tüketim testi yapmaya gayret ettik. Ancak aynı araç ile farklı zamanlarda yapılan sürüş nedeniyle testte sapmalar da maalesef meydana geldi. Ancak genel bir bilgi verdiğini düşünüyoruz. Sonuçları analiz etmek ve VGT'ye de söz hakkı vermek amacıyla kendilerini de Ankara'ya davet ettik. Talebimize olmulu yanıt verdiler ve firma yetkilisi Ulaş Bey ile de detaylı bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmede kendisine ürün hakkında merak edilen ve konuşulan birçok şeyi sorma fırsatı bulduk. Konuşulan konular; VGT montajı VGT kullanımı, performans ve tüketime etkisi VGT test raporu VGT'nin içinde nasıl bir şey var VGT mucidi ve tasarımcısı VGT konulu dava Kendilerine davetimize olumlu yanıt verdikleri ve samimiyetleri için teşekkür ederiz. Ayrıca ürünü test edeceğimizi belirttiğimiz ilk günlerde, Facebook ve Instagram hesaplarımızda olumlu - olumsuz katkıda bulunan tüm takipçilerimize de ayrıca teşekkür ederiz.

Skoda Favorit | KM Canavarları | Yeni Seri

 2019 yılının son aylarına yaklaşırken, 2020 yılında akıllarda yer edecek yeni serileri tanıtmaya devam ediyoruz. En son yeni serimizin adı ise "KM Canavarları". Zamana meydan okuyan, çok yüksek km değerine sahip araçları sizlere en doğal halleri ile tanıtacağız. İçerik ise siz ve araçlarınız. Kilometre canavarı araçlarınıza yer vereceğimiz bu serimizde; aracın tüm hikayesini sizlerden bizzat dinleyip, iyi kötü her türlü kullanıcı tecrübelerininizi ve maceralarınızı paylaşacağız. İlk bölümün konuğu ise; kemikli ve dayanıklı yapısı ile nam salmış olan Skoda Favorit modeli. Hatırlanacak olursa daha önceki yayınımızda; Kasası değişmemiş, 0 km olarak satılan araçları, sizlerle beraber, aracınızla test ederek her yönüyle tanıtacağımız "Söylemeden Olmaz" serimize başladığımızı duyurmuştuk. İlk konuğumuz ise kendi aracımız VW Amarok olmuştu. Ayrıca 6x6 serimizin de tam gaz devam edeceğini ve yepyeni içeriklerle sizlerin karşısında olacağını belirtmeden geçmeyelim. Tüm bunların yanında yepyeni sürpriz serilere de hazırlıklı olun. ;) "KM Canavarları" serimizin ilk aracı olacak olan Skoda Favorit'e geri dönecek olursak; İlk sahibi tarafından 30 yıldır kullanılan, adeta posası çıkan ancak hala hizmetini devam ettiren bu araç, yılda 50.000km gibi inanılmaz bir mesafeyi almayı başarmış ve km sayacı durmuş olsa da tahmini hesapla toplamda 1.500.000km yol aldığı tahmin ediliyor. Aracın sahibi ise Etem Sayın'ın amcası. Kendisi araç ile ilgili birçok trajikomik anıya sahip. Adeta yürüyen tarih olan bu araç, selde de sürüklenmiş, uçurumdan da yuvarlanmış. Kısacası başına gelmeyen kalmamış. Ancak her şeye rağmen hala hizmette. Şimdi gelin tüm bu maceraları aracın sahibinden bizzat dinleyelim. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Skoda Favorit | KM Canavarları | Yeni Seri

 12 gün önce

 2019 yılının son aylarına yaklaşırken, 2020 yılında akıllarda yer edecek yeni serileri tanıtmaya devam ediyoruz. En son yeni serimizin adı ise "KM Canavarları". Zamana meydan okuyan, çok yüksek km değerine sahip araçları sizlere en doğal halleri ile tanıtacağız. İçerik ise siz ve araçlarınız. Kilometre canavarı araçlarınıza yer vereceğimiz bu serimizde; aracın tüm hikayesini sizlerden bizzat dinleyip, iyi kötü her türlü kullanıcı tecrübelerininizi ve maceralarınızı paylaşacağız. İlk bölümün konuğu ise; kemikli ve dayanıklı yapısı ile nam salmış olan Skoda Favorit modeli. Hatırlanacak olursa daha önceki yayınımızda; Kasası değişmemiş, 0 km olarak satılan araçları, sizlerle beraber, aracınızla test ederek her yönüyle tanıtacağımız "Söylemeden Olmaz" serimize başladığımızı duyurmuştuk. İlk konuğumuz ise kendi aracımız VW Amarok olmuştu. Ayrıca 6x6 serimizin de tam gaz devam edeceğini ve yepyeni içeriklerle sizlerin karşısında olacağını belirtmeden geçmeyelim. Tüm bunların yanında yepyeni sürpriz serilere de hazırlıklı olun. ;) "KM Canavarları" serimizin ilk aracı olacak olan Skoda Favorit'e geri dönecek olursak; İlk sahibi tarafından 30 yıldır kullanılan, adeta posası çıkan ancak hala hizmetini devam ettiren bu araç, yılda 50.000km gibi inanılmaz bir mesafeyi almayı başarmış ve km sayacı durmuş olsa da tahmini hesapla toplamda 1.500.000km yol aldığı tahmin ediliyor. Aracın sahibi ise Etem Sayın'ın amcası. Kendisi araç ile ilgili birçok trajikomik anıya sahip. Adeta yürüyen tarih olan bu araç, selde de sürüklenmiş, uçurumdan da yuvarlanmış. Kısacası başına gelmeyen kalmamış. Ancak her şeye rağmen hala hizmette. Şimdi gelin tüm bu maceraları aracın sahibinden bizzat dinleyelim. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Fiat Coupe | BMW Tasarımcısından Halk İşi Ferrari

 Bazı otomobiller vardır, ilk bakışta olduğundan çok daha sportif ve pahalı bir görüntü verirler. Ayrıca bazı araçların motor ve egzoz sesleri de bu hisleri tetikler. Daha önceki yayınlarımızda, Alfa Romeo'nun bazı modellerine bu bakış açısı ile "Fakir Adamın Ferrari'si" yakıştırmasını yapmıştık. Daha çok motor sesi ve kullanım hissi ile bu yakıştırmayı uygun bulduğumuz Alfa Romeo GT ve Alfa Romeo Brera gibi modeller, 2000'li yıllara aitken, 90'lı yıllarda görünümü ile de Ferrari modellerini anımsatan, "Fakir Adamın Ferrari'si" ve "Halk Ferrari'si" gibi yakıştırmaları sonuna kadar hak eden, bir de Fiat Coupe modeli yer alıyordu. İşte bugünkü konuğumuz tam olarak kendisi olacak. Ülkemizde 90'lı yıllarda sınırlı sayıda satılmış olan Fiat Coupe'nin temiz bir örneğine rastlamak gerçekten de zor. Ferrari tarzı görünümünün de verdiği etki ile yollarda çok fazla ilgi çekmesi, onu arzu edilir bir araç haline getirdi ve örnekleri çok fazla el değiştirdi. Bu nedenle de gerçekten test edilebilir bir araç temin etmek kolay olmadı. Aradığımız aracı ise, yüzyıllardır büyülü tarihi, eşsiz kültürü ve çeşitliliği bir arada sunan Mardin'de bulduk. Mardin seyahatimizde hem çeşitli araçların çekimlerini yaptık, hem de bu tarih ve kültür kokan şehri gezme olanağına kavuştuk. Umarız videomuzu da beğenirsiniz. İyi seyirler. Bu şarkıyı kullanmakta ve videonuzdan para kazanmakta serbestsiniz ancak şunları video açıklamanıza eklemeniz gerekir: Kevin MacLeod sanatçısının Bushwick Tarentella - Thatched Villagers adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1300002 Sanatçı: incompetech.com/

Fiat Coupe | BMW Tasarımcısından Halk İşi Ferrari

 16 gün önce

 Bazı otomobiller vardır, ilk bakışta olduğundan çok daha sportif ve pahalı bir görüntü verirler. Ayrıca bazı araçların motor ve egzoz sesleri de bu hisleri tetikler. Daha önceki yayınlarımızda, Alfa Romeo'nun bazı modellerine bu bakış açısı ile "Fakir Adamın Ferrari'si" yakıştırmasını yapmıştık. Daha çok motor sesi ve kullanım hissi ile bu yakıştırmayı uygun bulduğumuz Alfa Romeo GT ve Alfa Romeo Brera gibi modeller, 2000'li yıllara aitken, 90'lı yıllarda görünümü ile de Ferrari modellerini anımsatan, "Fakir Adamın Ferrari'si" ve "Halk Ferrari'si" gibi yakıştırmaları sonuna kadar hak eden, bir de Fiat Coupe modeli yer alıyordu. İşte bugünkü konuğumuz tam olarak kendisi olacak. Ülkemizde 90'lı yıllarda sınırlı sayıda satılmış olan Fiat Coupe'nin temiz bir örneğine rastlamak gerçekten de zor. Ferrari tarzı görünümünün de verdiği etki ile yollarda çok fazla ilgi çekmesi, onu arzu edilir bir araç haline getirdi ve örnekleri çok fazla el değiştirdi. Bu nedenle de gerçekten test edilebilir bir araç temin etmek kolay olmadı. Aradığımız aracı ise, yüzyıllardır büyülü tarihi, eşsiz kültürü ve çeşitliliği bir arada sunan Mardin'de bulduk. Mardin seyahatimizde hem çeşitli araçların çekimlerini yaptık, hem de bu tarih ve kültür kokan şehri gezme olanağına kavuştuk. Umarız videomuzu da beğenirsiniz. İyi seyirler. Bu şarkıyı kullanmakta ve videonuzdan para kazanmakta serbestsiniz ancak şunları video açıklamanıza eklemeniz gerekir: Kevin MacLeod sanatçısının Bushwick Tarentella - Thatched Villagers adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1300002 Sanatçı: incompetech.com/

Üreticiden Korkmadan Test | VW Amarok 2.0 BiTDi | Söylemeden Olmaz

 Sekizsilindir.com ve Sekizsilindir sosyal medya kanallarımızda bu güne kadar çok farklı yazılar, çok farklı test videoları yayınladık. Genellikle Klasik ve erken klasik araçları incelememizin yanında, çeşitli deney ve tahta anlatımı videoları ile de sizlere çeşitli bilgiler vermeye gayret ettik. Şimdi ise yeni ve sürekli devam etme potansiyeline sahip yeni bir seriye başlıyoruz. "Söylemeden Olmaz" olarak adlandırdığımız bu serimizde; Kasası henüz değişmemiş ya da en fazla makyajlanmış araçları sizlerin tecrübelerini de katarak detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Bu sayede güncel modelleri, üretici korkusu olmadan her şeyi ile tüm takipçilerimize aktarabileceğiz. Testimizin ilk konuğu ise; Sekizsilindir kurucusu Etem Sayın tarafından uzun zamandır kullanılan 2015 model VW Amarok modeli olacak. Daha sonraki testlerde ise, siz takipçilerimizin araçlarını da yoğun bir şekilde bekliyoruz. Bu sayede, markaların temin ettiği, kullanıcı birikimi taşımayan, kimi zaman yanlı ve reklam kokan testler yerine, gerçekten de kullanıcısı tarafından uzun süreli test edilmiş araçlar hakkındaki engin birikimi iyisiyle kötüsüyle görebileceğiz. Özellikle de yaşanan kötü tecrübelerinizi çok merak ediyoruz. Ayrıca fabrika tüketim değerleri yerine, bir aracın uzun yol, şehir içi ve karma tüketim gerçek değerlerini de sizlerden duyma şansımız olacak. Tabi değerlendirmemiz sadece bunlarla da sınırlı olmayacak. O aracın tecrübe edilen motor ve şanzıman özelliklerini, konfor düzeyini, fren, yol ve tutuş gibi sürüş özelliklerini, serviste yaşananları, kronik sorunlarını ve çeşitli maliyet unsurlarını da en ince noktasına kadar yüzbinlerce kişiye anlatabileceksiniz. Umarız bu yeni serimizi beğenir, sizler de sonuna kadar katkıda bulunursunuz. Tabi videoda sizin aracınızdan var ise ve tecrübelerinizi yorum ile aktarmak isterseniz, onları da merakla bekliyoruz. İşte ilk bölüm, VW Amarok, iyi seyirler... Not: Siz de kasası henüz değişmemiş aracınızla ilgili olarak tecrübelerinizi paylaşmak istiyorsanız bize aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz. Ankara'da bulunan araçlar önceliğimizdir. Ayrıca aracınıza gerçekten hakimseniz talepte bulunmanızı rica ederiz. Aracın modelini, resimlerini ve detaylarını da belirtirseniz seviniriz. Sorun yaşanmış araçlara öncelik tanıyacağımızı da belirtmek isteriz. Teşekkürler. e-posta: info@sekizsilindir.com Instagram: @sekizsilindircom Facebook: @sekizsilindir.com

Üreticiden Korkmadan Test | VW Amarok 2.0 BiTDi | Söylemeden Olmaz

 18 gün önce

 Sekizsilindir.com ve Sekizsilindir sosyal medya kanallarımızda bu güne kadar çok farklı yazılar, çok farklı test videoları yayınladık. Genellikle Klasik ve erken klasik araçları incelememizin yanında, çeşitli deney ve tahta anlatımı videoları ile de sizlere çeşitli bilgiler vermeye gayret ettik. Şimdi ise yeni ve sürekli devam etme potansiyeline sahip yeni bir seriye başlıyoruz. "Söylemeden Olmaz" olarak adlandırdığımız bu serimizde; Kasası henüz değişmemiş ya da en fazla makyajlanmış araçları sizlerin tecrübelerini de katarak detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Bu sayede güncel modelleri, üretici korkusu olmadan her şeyi ile tüm takipçilerimize aktarabileceğiz. Testimizin ilk konuğu ise; Sekizsilindir kurucusu Etem Sayın tarafından uzun zamandır kullanılan 2015 model VW Amarok modeli olacak. Daha sonraki testlerde ise, siz takipçilerimizin araçlarını da yoğun bir şekilde bekliyoruz. Bu sayede, markaların temin ettiği, kullanıcı birikimi taşımayan, kimi zaman yanlı ve reklam kokan testler yerine, gerçekten de kullanıcısı tarafından uzun süreli test edilmiş araçlar hakkındaki engin birikimi iyisiyle kötüsüyle görebileceğiz. Özellikle de yaşanan kötü tecrübelerinizi çok merak ediyoruz. Ayrıca fabrika tüketim değerleri yerine, bir aracın uzun yol, şehir içi ve karma tüketim gerçek değerlerini de sizlerden duyma şansımız olacak. Tabi değerlendirmemiz sadece bunlarla da sınırlı olmayacak. O aracın tecrübe edilen motor ve şanzıman özelliklerini, konfor düzeyini, fren, yol ve tutuş gibi sürüş özelliklerini, serviste yaşananları, kronik sorunlarını ve çeşitli maliyet unsurlarını da en ince noktasına kadar yüzbinlerce kişiye anlatabileceksiniz. Umarız bu yeni serimizi beğenir, sizler de sonuna kadar katkıda bulunursunuz. Tabi videoda sizin aracınızdan var ise ve tecrübelerinizi yorum ile aktarmak isterseniz, onları da merakla bekliyoruz. İşte ilk bölüm, VW Amarok, iyi seyirler... Not: Siz de kasası henüz değişmemiş aracınızla ilgili olarak tecrübelerinizi paylaşmak istiyorsanız bize aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz. Ankara'da bulunan araçlar önceliğimizdir. Ayrıca aracınıza gerçekten hakimseniz talepte bulunmanızı rica ederiz. Aracın modelini, resimlerini ve detaylarını da belirtirseniz seviniriz. Sorun yaşanmış araçlara öncelik tanıyacağımızı da belirtmek isteriz. Teşekkürler. e-posta: info@sekizsilindir.com Instagram: @sekizsilindircom Facebook: @sekizsilindir.com

6x6'lar arazide tozu dumana kattı | 15.8lt V10 ne yaktı?

 Geçtiğim günlerde Iveco Magirus 6x6 kamyonlarımızın, TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tankerlerinden, Dakar ve Madmax temalı kamyonlara dönüşümü ile ilgili videomuzu sizlere sunmuş, araçların son hallerini sizlere göstermiştik. Şimdi ise sıra; yeni adlarıyla ve halleriyle Dakar 6x6 ve Madmax 6x6 kamyonların arazide nasıl bir performans göstereceği. Madmax 6x6 İnstagram hesabı: @ccsmaxx Hatırlanacak olursa; Tanker 6x6'ları satın aldıktan sonra genel bakımlarını yapmış ve tanker kısmını sökmeden araziye girmiştik. Bu sayede hem araçların genel kondisyonunu, hem de o halleri ile olan o zamanki arazi performanslarını görme fırsatına kavuşmuştuk. O günden beri sıkı bir çalışma sonrası adeta yeniden doğan, teknik olarak arazi için daha da iyi bir hale getirilen her iki aracın ilk denemelerini bu sayede yapmış olacağız. Ancak yolumuz uzun ve bu seri aynı hızla devam edecek. Hem araçlara arazi sürüşü denemeleri sonrası yeni modifikasyonlar yapılacak, hem de bu farkların deneneceği yepyeni ve bambaşka içerikler eklenecek. Bakalım 6x6'lar daha ne kadar dönüşecek? Hep beraber göreceğiz. Ama ilk olarak yeni halleri ile arazi performanslarını bir görelim. İyi seyirler ;)

6x6'lar arazide tozu dumana kattı | 15.8lt V10 ne yaktı?

 23 gün önce

 Geçtiğim günlerde Iveco Magirus 6x6 kamyonlarımızın, TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tankerlerinden, Dakar ve Madmax temalı kamyonlara dönüşümü ile ilgili videomuzu sizlere sunmuş, araçların son hallerini sizlere göstermiştik. Şimdi ise sıra; yeni adlarıyla ve halleriyle Dakar 6x6 ve Madmax 6x6 kamyonların arazide nasıl bir performans göstereceği. Madmax 6x6 İnstagram hesabı: @ccsmaxx Hatırlanacak olursa; Tanker 6x6'ları satın aldıktan sonra genel bakımlarını yapmış ve tanker kısmını sökmeden araziye girmiştik. Bu sayede hem araçların genel kondisyonunu, hem de o halleri ile olan o zamanki arazi performanslarını görme fırsatına kavuşmuştuk. O günden beri sıkı bir çalışma sonrası adeta yeniden doğan, teknik olarak arazi için daha da iyi bir hale getirilen her iki aracın ilk denemelerini bu sayede yapmış olacağız. Ancak yolumuz uzun ve bu seri aynı hızla devam edecek. Hem araçlara arazi sürüşü denemeleri sonrası yeni modifikasyonlar yapılacak, hem de bu farkların deneneceği yepyeni ve bambaşka içerikler eklenecek. Bakalım 6x6'lar daha ne kadar dönüşecek? Hep beraber göreceğiz. Ama ilk olarak yeni halleri ile arazi performanslarını bir görelim. İyi seyirler ;)

6x6 Magirus'lar hazır | Tanker'di Dakar oldu, Madmax oldu

 2 adet Iveco Magirus 6x6 satın almamız ile başlayan video serimizde şu ana kadar 4 farklı video yayınladık ve hepsi de sizler tarafından büyük ilgi gördü. Şimdi ise sıra büyük dönüşüm yaşayan araçları sizlere göstermekte. Kısacası Iveco Magirus 6x6 hazır. 6x6 serimizin bu bölümünde; sizlere her 2 aracı da yeni halleriyle detaylı bir şekilde tanıtacağız. Bir önceki videomuzda da belirtiğimiz gibi eskiden TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tanker olarak kullanılan araçların bir tanesi Dakar kamyonu, bir diğeri de Madmax temalı olarak tasarlandı. Sonuç olarak karşımızda, birbirleri ile tamamen farklı tasarıma sahip 2 adet dev 6x6 kamyon yer alıyor. Bir sonraki bölümde ise; Özel yapım 6x6 kamyonlarımızı bu videoda yer alan arazide test edeceğiz. Ancak şunu da belirtmekte fayda var. Kamyonlarımızın hala yapılacak bazı işleri var ve bizim de bu serimizi tam gaz devam edecek. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

6x6 Magirus'lar hazır | Tanker'di Dakar oldu, Madmax oldu

 25 gün önce

 2 adet Iveco Magirus 6x6 satın almamız ile başlayan video serimizde şu ana kadar 4 farklı video yayınladık ve hepsi de sizler tarafından büyük ilgi gördü. Şimdi ise sıra büyük dönüşüm yaşayan araçları sizlere göstermekte. Kısacası Iveco Magirus 6x6 hazır. 6x6 serimizin bu bölümünde; sizlere her 2 aracı da yeni halleriyle detaylı bir şekilde tanıtacağız. Bir önceki videomuzda da belirtiğimiz gibi eskiden TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tanker olarak kullanılan araçların bir tanesi Dakar kamyonu, bir diğeri de Madmax temalı olarak tasarlandı. Sonuç olarak karşımızda, birbirleri ile tamamen farklı tasarıma sahip 2 adet dev 6x6 kamyon yer alıyor. Bir sonraki bölümde ise; Özel yapım 6x6 kamyonlarımızı bu videoda yer alan arazide test edeceğiz. Ancak şunu da belirtmekte fayda var. Kamyonlarımızın hala yapılacak bazı işleri var ve bizim de bu serimizi tam gaz devam edecek. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Gündelik MERCEDES W140 kullanmak | Duymak isteyeceğiniz her şey

 Mercedes W140 modelini çok mu seviyorsunuz? Standart ve sıradan bir araç yerine günlük kullanımda bu aracı tercih etmek istiyor ama bir türlü cesaret mi edemiyorsunuz? Yakıtı, masrafı, vergisi sizi çok mu korkutuyor? Mercedes W140 S320 L kullanıcısından tüm duymak istediklerinizi öğreniyoruz. İyi seyirler. Sekizsilindir TR-me kanalımızda, daha önce birçok farklı Mercedes modelini inceledik, test ettik. Bu araçların büyük bir çoğunluğu klasik olarak nitelendirilebilecek sınıftaydı. Diğer taraftan model bazında en çok izlenen araç, S Serisi'nin 90'lı yıllarda ürettiği ve birçok kişinin hala hayalini süsleyen W140 modeliydi. Test ettiğimiz araç ise, serinin en üstünde yer alan 6.0lt V12 silindir bir motora sahip 600SEL modeliydi. Şimdi ise farklı bir test ile karşınızdayız. Bu seferki konuğumuz Mercedes W140 S320 L. Fakat bu sefer böyle bir aracın günlük kullanımda ne kadar maliyet çıkartabileceğini, avantajlarını ve dezavantajlarını sizlere anlatacağız. Tabi böyle bir içerik için de en iyisi, günlük kullanımda W140 tercih etmiş, bu konuda çok tecrübeli biri ile sohbet etmekti. Biz de bu doğrultuda, W140 kasanın en çok tutulan versiyonu olan Mercedes S320 L sahibi takipçimiz Fazıl Aşıkkutlu ile videomuzu hazırladık. Kendisi aracına müthiş bir şekilde hakim. Hem bir Mercedes sevdalısı hem de çok tatlı bir anlatım diline sahip. Sahip olduğu araç ise 1998 modeli bir S320 L, yani Long (Uzun) kasa. Daha önceden birçok Mercedes marka otomobil sahibi olan Fazıl, yaşadığı anıları bizlere hikaye tadında anlattı. Kısacası ne kadar iyi bir W140 kullanıcısı olduğunu bizlere gösterdi. Tüketimden, vergilere, kronik sorunlardan, satın alırken nelere dikkat edilmesi gerekildiğine, konfor ve motor özelliklerine kadar şiir tadında dinledik kendisini. Bizlere tek tek bu konudaki tecrübelerini anlattı. Umarız; günlük hayatta W140 kullanmanın artılarını ve eksilerini öğrenmek isteyen, hatta satın almak isteyip de bir türlü cesaret edemeyen siz takipçilerimiz bu bilgilerden faydalanırsınız. Videomuzu beğenmeniz ümidiyle, İyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın

Gündelik MERCEDES W140 kullanmak | Duymak isteyeceğiniz her şey

 Aylar önce

 Mercedes W140 modelini çok mu seviyorsunuz? Standart ve sıradan bir araç yerine günlük kullanımda bu aracı tercih etmek istiyor ama bir türlü cesaret mi edemiyorsunuz? Yakıtı, masrafı, vergisi sizi çok mu korkutuyor? Mercedes W140 S320 L kullanıcısından tüm duymak istediklerinizi öğreniyoruz. İyi seyirler. Sekizsilindir TR-me kanalımızda, daha önce birçok farklı Mercedes modelini inceledik, test ettik. Bu araçların büyük bir çoğunluğu klasik olarak nitelendirilebilecek sınıftaydı. Diğer taraftan model bazında en çok izlenen araç, S Serisi'nin 90'lı yıllarda ürettiği ve birçok kişinin hala hayalini süsleyen W140 modeliydi. Test ettiğimiz araç ise, serinin en üstünde yer alan 6.0lt V12 silindir bir motora sahip 600SEL modeliydi. Şimdi ise farklı bir test ile karşınızdayız. Bu seferki konuğumuz Mercedes W140 S320 L. Fakat bu sefer böyle bir aracın günlük kullanımda ne kadar maliyet çıkartabileceğini, avantajlarını ve dezavantajlarını sizlere anlatacağız. Tabi böyle bir içerik için de en iyisi, günlük kullanımda W140 tercih etmiş, bu konuda çok tecrübeli biri ile sohbet etmekti. Biz de bu doğrultuda, W140 kasanın en çok tutulan versiyonu olan Mercedes S320 L sahibi takipçimiz Fazıl Aşıkkutlu ile videomuzu hazırladık. Kendisi aracına müthiş bir şekilde hakim. Hem bir Mercedes sevdalısı hem de çok tatlı bir anlatım diline sahip. Sahip olduğu araç ise 1998 modeli bir S320 L, yani Long (Uzun) kasa. Daha önceden birçok Mercedes marka otomobil sahibi olan Fazıl, yaşadığı anıları bizlere hikaye tadında anlattı. Kısacası ne kadar iyi bir W140 kullanıcısı olduğunu bizlere gösterdi. Tüketimden, vergilere, kronik sorunlardan, satın alırken nelere dikkat edilmesi gerekildiğine, konfor ve motor özelliklerine kadar şiir tadında dinledik kendisini. Bizlere tek tek bu konudaki tecrübelerini anlattı. Umarız; günlük hayatta W140 kullanmanın artılarını ve eksilerini öğrenmek isteyen, hatta satın almak isteyip de bir türlü cesaret edemeyen siz takipçilerimiz bu bilgilerden faydalanırsınız. Videomuzu beğenmeniz ümidiyle, İyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın

Renault Megane 2 | Tozlu Garaj'ın en yenisi

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en merakla beklenen serilerinin başında şüphesiz Tozlu Garaj geliyor. Daha önce bu garaj konulu 22 farklı video yaptık ve milyonluk videolarımızın da tamamı bu videoların içerisinden çıktı. Fiat Tempra videosu, araç bazında en çok izlenirken, 1.5 milyon izleyiciyi de aştı. Zaten bu aracın bu kadar çok izleneceği, garaj gezisi videomuzdaki isteklerinizden belliydi. Şimdi ise; yine çok istek alan tozlu araçlardan bir tanesi olan Renault Megane 2 modelini sizlere tanıtacağız. Garaja yer alan diğer birçok aracın aksine, Megane 2 yaklaşık 5-6 yıl önce garaja getirilmiş ve bulunduğu yeri de hiç değiştirilmemiş. Bu nedenle yeni sayılabilecek bir araç olmasına rağmen üzerinde kir namına yok yok diyebiliriz. Bakalım Megane 2 bu kadar yılın ardından ne kadar kirlenmiş? Şimdi ne durumda? Motoru çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Renault Megane 2 | Tozlu Garaj'ın en yenisi

 Aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en merakla beklenen serilerinin başında şüphesiz Tozlu Garaj geliyor. Daha önce bu garaj konulu 22 farklı video yaptık ve milyonluk videolarımızın da tamamı bu videoların içerisinden çıktı. Fiat Tempra videosu, araç bazında en çok izlenirken, 1.5 milyon izleyiciyi de aştı. Zaten bu aracın bu kadar çok izleneceği, garaj gezisi videomuzdaki isteklerinizden belliydi. Şimdi ise; yine çok istek alan tozlu araçlardan bir tanesi olan Renault Megane 2 modelini sizlere tanıtacağız. Garaja yer alan diğer birçok aracın aksine, Megane 2 yaklaşık 5-6 yıl önce garaja getirilmiş ve bulunduğu yeri de hiç değiştirilmemiş. Bu nedenle yeni sayılabilecek bir araç olmasına rağmen üzerinde kir namına yok yok diyebiliriz. Bakalım Megane 2 bu kadar yılın ardından ne kadar kirlenmiş? Şimdi ne durumda? Motoru çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

BMW E34 520i | Kaldı mı bu kadar temizi?

 Bugüne kadar BMW'nin birçok farklı modelini test ettik ve sizlere tanıttık. Bunlardan en özeli ise şüphesiz James Bond filmlerinde de oynamış olan Z8 modeliydi. Ayrıca E31 kasa 850Ci testinin de yeri bizde ayrıdır. Hatta 1940'lı yıllara ait 327 modelini bile test etmiştik. Bir diğer efsane kasa E30 ve onun kadar efsane versiyonu M3 incelememizde de ayrı bir zevk almıştık. Şimdi ise; BMW'nin adına çok şeyler katmış, birçok kişinin de hala hayran olduğu BMW E34 kasa 5 Serisi incelemesi gerçekleştireceğiz. Gençlik hayallerimizde başı çeken bu otomobilin, çok iyi muhafaza edilmiş bir örneği ile karşılaşma fırsatını yakaladık. Bu araç BMW E34 5 Serisi'nin en fazla satış yapan versiyonu 520i ve mevcut sahibi de ilk sahibinden aracı geçtiğimiz yıl satın almış. İşin güzel tarafı, 520i'mizin kaportasında boya bile yok. Bu kadar diri, orijinal ve sağlam kalmış E34 kasa bulmak herhalde imkansıza yakın olsa gerek. Yapacağımız testte hem E34 kasa 5 Serisi tarihinden bahsedeceğiz, hem de incelemesini yaptığımız aracın detaylarını sizlere mümkün olduğunca aktaracağız. Ayrıca sahibinin aracı nasıl aldığını ve araç ile yaşadığı bazı ilginç anılarını hep beraber dinleyeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

BMW E34 520i | Kaldı mı bu kadar temizi?

 Aylar önce

 Bugüne kadar BMW'nin birçok farklı modelini test ettik ve sizlere tanıttık. Bunlardan en özeli ise şüphesiz James Bond filmlerinde de oynamış olan Z8 modeliydi. Ayrıca E31 kasa 850Ci testinin de yeri bizde ayrıdır. Hatta 1940'lı yıllara ait 327 modelini bile test etmiştik. Bir diğer efsane kasa E30 ve onun kadar efsane versiyonu M3 incelememizde de ayrı bir zevk almıştık. Şimdi ise; BMW'nin adına çok şeyler katmış, birçok kişinin de hala hayran olduğu BMW E34 kasa 5 Serisi incelemesi gerçekleştireceğiz. Gençlik hayallerimizde başı çeken bu otomobilin, çok iyi muhafaza edilmiş bir örneği ile karşılaşma fırsatını yakaladık. Bu araç BMW E34 5 Serisi'nin en fazla satış yapan versiyonu 520i ve mevcut sahibi de ilk sahibinden aracı geçtiğimiz yıl satın almış. İşin güzel tarafı, 520i'mizin kaportasında boya bile yok. Bu kadar diri, orijinal ve sağlam kalmış E34 kasa bulmak herhalde imkansıza yakın olsa gerek. Yapacağımız testte hem E34 kasa 5 Serisi tarihinden bahsedeceğiz, hem de incelemesini yaptığımız aracın detaylarını sizlere mümkün olduğunca aktaracağız. Ayrıca sahibinin aracı nasıl aldığını ve araç ile yaşadığı bazı ilginç anılarını hep beraber dinleyeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Iveco Magirus 6x6 Yenileme işleri ne durumda? | Madmax ve Dakar sahnede

 6x6 serimiz tam gaz devam ediyor ve daha önce Coldstart, Satın Alma, Servis - Bakım ve Çamurda Arazi temalı 4 farklı video ile sizlerin karşısına çıkmıştık. Şimdi de sıra; Bu 2 aracın ilerleyen zamanlarda nasıl araçlar olacağına dair ipuçları veren Iveco Magirus 6x6 Yenileme videomuza geldi. Bu video ile her 2 araç için de neler yapmayı düşündüğümüzü sizlere net bir şekilde açıklayacağız. Ayrıca her iki 6x6 da bambaşka temalara sahip araçlar olacak ve bazı ortak parçalar hariç, tasarımlarından tutun renklerine kadar hiç bir şekilde birbirlerine benzemeyecekler. Bu açıdan farklı zevklere hitap edecekleri gayet açık. İlerleyen zamanlarda her iki aracı da sizlere tek tek ve yan yana göstereceğiz. Zaten bu videomuz da gelecekleri hakkında fazla fazla bilgiyi sizlere sunuyor olacak. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Iveco Magirus 6x6 Yenileme işleri ne durumda? | Madmax ve Dakar sahnede

 Aylar önce

 6x6 serimiz tam gaz devam ediyor ve daha önce Coldstart, Satın Alma, Servis - Bakım ve Çamurda Arazi temalı 4 farklı video ile sizlerin karşısına çıkmıştık. Şimdi de sıra; Bu 2 aracın ilerleyen zamanlarda nasıl araçlar olacağına dair ipuçları veren Iveco Magirus 6x6 Yenileme videomuza geldi. Bu video ile her 2 araç için de neler yapmayı düşündüğümüzü sizlere net bir şekilde açıklayacağız. Ayrıca her iki 6x6 da bambaşka temalara sahip araçlar olacak ve bazı ortak parçalar hariç, tasarımlarından tutun renklerine kadar hiç bir şekilde birbirlerine benzemeyecekler. Bu açıdan farklı zevklere hitap edecekleri gayet açık. İlerleyen zamanlarda her iki aracı da sizlere tek tek ve yan yana göstereceğiz. Zaten bu videomuz da gelecekleri hakkında fazla fazla bilgiyi sizlere sunuyor olacak. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Bu Tofaş Şahin 1.343km'de | Her yerini inceledik | Sizce de öyle mi?

 Uzun yıllar ülkemizde üretim yapan Tofaş'ın şüphesiz en akılda kalan otomobili Şahin modeli. Şahin ile ilgili daha önceden, ülkemize emek vermiş taksi kullanımı anlamında bir yaklaşımla çekim yapmış, "Türkiye'nin taksisi Tofaş Şahin, Amerika'nın taksisi Chevrolet Caprice Classic'e karşı" adında sosyolojik yönü de olan, 2 ülkenin 90'lı yıllarda yoğun olarak kullandığı bu 2 araç hakkında detaylı bir video yayınlamıştık. Ancak bu videodaki amaç esas olarak bu 2 aracı teknik olarak karşılaştırmak değil, aynı dönemlerde 2 ülke arasındaki ekonomik şartları karşılaştırmaktı. Bazı takipçilerimize ise konuyu tam olarak anlatamamışız ve doğrudan bir karşılaştırma olduğu düşünülmüş. Ancak biz yine de Tofaş Şahin ve Chevrolet Caprice Classic modellerini detaylı bir şekilde anlatmıştık. Bu nedenle bu konularda merakınız varsa, o videomuzu da izlemenizi tavsiye ederiz. Şimdi ise; Türkiye'de belki de trafikte en düşük km değerine sahip olan Şahin modelini inceleme ve test etme fırsatını elde ettik. Aracın hikayesi ise oldukça acıklı ve videomuzda yer vermek istemedik. Ancak merak ettiğinizi düşünerek burada anlatmayı uygun bulduk. Aracın bize anlatılan hikayesi şu şekilde; 1992 yılında bir baba, oğlu için Şahin'i satın alıyor. Ancak oğlunun motosiklet sevdası var ve maalesef bir kazada hayatını kaybediyor. Baba aracı kapalı bir garaja çekiyor ve bir süre kullanılmıyor. Oğlunun vefatından 4 ay sonra maalesef Baba da üzücü bür şekilde vefat ediyor. Ailenin kadınları kısa bir süre aracı kullanıyorlar ancak sürüşüne alışamıyorlar ve Şahin'i satışa çıkartıyorlar. İzmir'de bir galeri tarafından satın alınan araç, daha sonrasında şu anki sahibinin ikamet ettiği Konya'nın Cihanbeyli İlçesi Yeniceoba Mahallesi'ne satılıyor. Biz de aracı görmek için Ankara'dan yollara düştük ve en ince noktasına kadar da incelemek için Yeniceoba'ya geldik. İlk geldiğimiz andan, aracın dışını, içini, motorunu ve alt kısmını incelediğimiz anlara kadar sizlere detaylı bir şekilde videomuzda göstereceğiz. Ayrıca kısa bir şekilde sürüşünü de test edeceğiz. Sizlerin yorumlarını da sosyal medya hesaplarımızdan bekleriz. Bakalım Şahin gerçekten de 1345km gibi görünüyor mu? Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Bu Tofaş Şahin 1.343km'de | Her yerini inceledik | Sizce de öyle mi?

 Aylar önce

 Uzun yıllar ülkemizde üretim yapan Tofaş'ın şüphesiz en akılda kalan otomobili Şahin modeli. Şahin ile ilgili daha önceden, ülkemize emek vermiş taksi kullanımı anlamında bir yaklaşımla çekim yapmış, "Türkiye'nin taksisi Tofaş Şahin, Amerika'nın taksisi Chevrolet Caprice Classic'e karşı" adında sosyolojik yönü de olan, 2 ülkenin 90'lı yıllarda yoğun olarak kullandığı bu 2 araç hakkında detaylı bir video yayınlamıştık. Ancak bu videodaki amaç esas olarak bu 2 aracı teknik olarak karşılaştırmak değil, aynı dönemlerde 2 ülke arasındaki ekonomik şartları karşılaştırmaktı. Bazı takipçilerimize ise konuyu tam olarak anlatamamışız ve doğrudan bir karşılaştırma olduğu düşünülmüş. Ancak biz yine de Tofaş Şahin ve Chevrolet Caprice Classic modellerini detaylı bir şekilde anlatmıştık. Bu nedenle bu konularda merakınız varsa, o videomuzu da izlemenizi tavsiye ederiz. Şimdi ise; Türkiye'de belki de trafikte en düşük km değerine sahip olan Şahin modelini inceleme ve test etme fırsatını elde ettik. Aracın hikayesi ise oldukça acıklı ve videomuzda yer vermek istemedik. Ancak merak ettiğinizi düşünerek burada anlatmayı uygun bulduk. Aracın bize anlatılan hikayesi şu şekilde; 1992 yılında bir baba, oğlu için Şahin'i satın alıyor. Ancak oğlunun motosiklet sevdası var ve maalesef bir kazada hayatını kaybediyor. Baba aracı kapalı bir garaja çekiyor ve bir süre kullanılmıyor. Oğlunun vefatından 4 ay sonra maalesef Baba da üzücü bür şekilde vefat ediyor. Ailenin kadınları kısa bir süre aracı kullanıyorlar ancak sürüşüne alışamıyorlar ve Şahin'i satışa çıkartıyorlar. İzmir'de bir galeri tarafından satın alınan araç, daha sonrasında şu anki sahibinin ikamet ettiği Konya'nın Cihanbeyli İlçesi Yeniceoba Mahallesi'ne satılıyor. Biz de aracı görmek için Ankara'dan yollara düştük ve en ince noktasına kadar da incelemek için Yeniceoba'ya geldik. İlk geldiğimiz andan, aracın dışını, içini, motorunu ve alt kısmını incelediğimiz anlara kadar sizlere detaylı bir şekilde videomuzda göstereceğiz. Ayrıca kısa bir şekilde sürüşünü de test edeceğiz. Sizlerin yorumlarını da sosyal medya hesaplarımızdan bekleriz. Bakalım Şahin gerçekten de 1345km gibi görünüyor mu? Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Magirus 6x6 Arazide | 15.8lt V10 ile çamurda Offroad

 6x6 serimiz tam gaz devam ediyor. Hatırlanacak olursa daha önceki bölümlerimizde TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) ihalesinden 2 tane 15.8lt V10 silindir hava soğutmalı Iveco Magirus tanker satın almıştık. yaşadıklarımızı a sizlere bir video ile aktarmıştık. Bu video, 6x6 serimizin ilk videosu olmuştu. Ardından bu 2 tankeri servise götürmüş ve genel bakımını yaparak satın alma sonrası ilk çalıştırmayı yapmıştık. Bunu da sizlere videomuzla aktarmıştık. Şimdi ise sıra dev V10 motorlu Iveco Magirus 6x6 arazi performansını görmekte. Ancak şunu da belirtmeden geçmeyelim. Araçların şu ana kadar sadece motor, şanzıman ve diferansiyel yağları değişti ve esas mekanik bakımları henüz yapılmadı. Sonuçta serimiz uzun bir maraton ve birçok farklı videoyu sizlerle paylaşacağız. Hatta araçlar bu halleriyle kalmayacak, üstüne bir de her ikisi de farklı ve ilginç konseptlerle karşımıza çıkacaklar. Ara ara sizlere projeler ne durumda aktarmaya devam edeceğiz. Daha sonraki bölümlerde ise tekrar araziye çıkacak, araçların yeni halleri ile bu videodakine göre ne kadarlık bir arazi kabiliyeti farklı oluşmuş hep beraber göreceğiz. Umarız serimiz sizlerin daha da büyük beğenileriyle devam eder. İyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

Magirus 6x6 Arazide | 15.8lt V10 ile çamurda Offroad

 Aylar önce

 6x6 serimiz tam gaz devam ediyor. Hatırlanacak olursa daha önceki bölümlerimizde TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) ihalesinden 2 tane 15.8lt V10 silindir hava soğutmalı Iveco Magirus tanker satın almıştık. yaşadıklarımızı a sizlere bir video ile aktarmıştık. Bu video, 6x6 serimizin ilk videosu olmuştu. Ardından bu 2 tankeri servise götürmüş ve genel bakımını yaparak satın alma sonrası ilk çalıştırmayı yapmıştık. Bunu da sizlere videomuzla aktarmıştık. Şimdi ise sıra dev V10 motorlu Iveco Magirus 6x6 arazi performansını görmekte. Ancak şunu da belirtmeden geçmeyelim. Araçların şu ana kadar sadece motor, şanzıman ve diferansiyel yağları değişti ve esas mekanik bakımları henüz yapılmadı. Sonuçta serimiz uzun bir maraton ve birçok farklı videoyu sizlerle paylaşacağız. Hatta araçlar bu halleriyle kalmayacak, üstüne bir de her ikisi de farklı ve ilginç konseptlerle karşımıza çıkacaklar. Ara ara sizlere projeler ne durumda aktarmaya devam edeceğiz. Daha sonraki bölümlerde ise tekrar araziye çıkacak, araçların yeni halleri ile bu videodakine göre ne kadarlık bir arazi kabiliyeti farklı oluşmuş hep beraber göreceğiz. Umarız serimiz sizlerin daha da büyük beğenileriyle devam eder. İyi seyirler. Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

OPEL VECTRA GT | Türk İşi GT | B Kasa

 Hani bir deyim vardır; "Opel'in Opel olduğu zamanlar" diye... Bu deyim, özellikle 80'li ve 90'lı yıllarda Opel deneyimi yaşamış kişiler tarafından günümüzde sıkça söylenir. Opel'in o yıllarda üretilen otomobillerine olan özlemi de çok net bir şekilde anlatır. Daha önceki bir videomuzda, yine o yıllara ait önemli modellerden olan Opel Omega B'yi hem makyajlı hem de makyajsız kasası ile incelemiş, iki modeli karşılaştırma fırsatı bulmuştuk. Şimdi ise Opel Vectra B kasanın ülkemize özel olarak üretilmiş olan GT versiyonunu inceleyip, sürüşünü test edeceğiz. Testimize konuk olan 1999 model Opel Vectra GT'nin B kasası bulunması hiç de kolay olmayan bir model olmasıyla öne çıkıyor. Sadece ülkemize özel olarak sınırlı sayıda üretilen bu araç için, zamanında Opel Türkiye tarafından neden böyle bir yol izlendiğini de videomuzda analiz edeceğiz. Üstelik test edeceğimiz Vectra GT, müthiş mekanik kondisyonu ve 1 parçasında bile boya olmaması nedeniyle sekizsilindir ekibini etkilemeyi başardı. Bu araca özel olarak üretilmiş olan plastik performans parçaların da hepsi orijinal olmalarıyla dikkat çekiyor. Kısacası halen hayatta olan Vectra B kasa GT modelleri içinde belki de en iyi örneklerden bir tanesini sizlere gösterme olanağımız olacak. Bu arada Opel konulu videolarımızda sizlere hatırlattığımız gibi, Vectra GT'nin A kasasına da uzunca bir dönem sahip olmuştuk ve GT tadını alma fırsatına kavuşmuştuk. İşte bu sayede A ve B kasa GT modelleri arasında da karşılaştırma şansımız olacak. Ayrıca bir önceki A kasa ve daha sonraki C kasanın da tasarım detaylarını detaylı bir şekilde sizlere aktarmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Anlatım: Etem Sayın Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

OPEL VECTRA GT | Türk İşi GT | B Kasa

 Aylar önce

 Hani bir deyim vardır; "Opel'in Opel olduğu zamanlar" diye... Bu deyim, özellikle 80'li ve 90'lı yıllarda Opel deneyimi yaşamış kişiler tarafından günümüzde sıkça söylenir. Opel'in o yıllarda üretilen otomobillerine olan özlemi de çok net bir şekilde anlatır. Daha önceki bir videomuzda, yine o yıllara ait önemli modellerden olan Opel Omega B'yi hem makyajlı hem de makyajsız kasası ile incelemiş, iki modeli karşılaştırma fırsatı bulmuştuk. Şimdi ise Opel Vectra B kasanın ülkemize özel olarak üretilmiş olan GT versiyonunu inceleyip, sürüşünü test edeceğiz. Testimize konuk olan 1999 model Opel Vectra GT'nin B kasası bulunması hiç de kolay olmayan bir model olmasıyla öne çıkıyor. Sadece ülkemize özel olarak sınırlı sayıda üretilen bu araç için, zamanında Opel Türkiye tarafından neden böyle bir yol izlendiğini de videomuzda analiz edeceğiz. Üstelik test edeceğimiz Vectra GT, müthiş mekanik kondisyonu ve 1 parçasında bile boya olmaması nedeniyle sekizsilindir ekibini etkilemeyi başardı. Bu araca özel olarak üretilmiş olan plastik performans parçaların da hepsi orijinal olmalarıyla dikkat çekiyor. Kısacası halen hayatta olan Vectra B kasa GT modelleri içinde belki de en iyi örneklerden bir tanesini sizlere gösterme olanağımız olacak. Bu arada Opel konulu videolarımızda sizlere hatırlattığımız gibi, Vectra GT'nin A kasasına da uzunca bir dönem sahip olmuştuk ve GT tadını alma fırsatına kavuşmuştuk. İşte bu sayede A ve B kasa GT modelleri arasında da karşılaştırma şansımız olacak. Ayrıca bir önceki A kasa ve daha sonraki C kasanın da tasarım detaylarını detaylı bir şekilde sizlere aktarmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler. Anlatım: Etem Sayın Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Sayın Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;)

600 araç nasıl geldi? Nasıl gitti? | Klasik Araç Festivali 2019

 Sıradan ve alışılagelmiş fuar ve festival tanıtımlarından bıktınız mı? Peki bu etkinliklere araçlar nasıl geliyor, nasıl yerleştiriliyor ve nasıl dağılıyorlar, daha mı çok merakınızı çekiyor? 28-29-30 Haziran 2019 tarihleri arasında İstanbul'da Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde 2.'si gerçekleştirilen Uluslararası Klasik Araç Festivali konusunda işte tam da böyle bir içerik hazırladık sizlere. Bu festivalin katılımcıları arasında yer aldık ve standımızda da dev bir özel yapım 1982 model Mercedes Unimog yer alıyordu. Siz takipçilerimiz de Sekizsilindir standına büyük ilgi gösterdiniz ve bizleri çok mutlu ettiniz. Bu nedenle tüm takipçilerimize ayrı ayrı teşekkürlerimizi iletiyoruz. Diğer taraftan 600 aracın katılım sağladığı bu festivali, sizlere bir video ile detaylı bir şekilde göstermek isterdik ancak bu kadar büyük ve hareketli bir birlikteliği hem çekmek, hem kurgulamak hem de akıcı ve hızlı bir şekilde sizlere sunmak pek de mümkün değildi. Ayrıca bu tip tanıtımların biraz can sıkıcı ve tekdüze olduğunu düşünüyoruz. Ancak bir yandan da; sizlere bu konuda dolu ve farklı bir içerik yapma isteğimiz yer alıyordu. Benzer bir içeriği Anadol Standı'nı gezerek ve Anadol Böcek modelini sizlere tanıtarak geçtiğimiz haftalarda yapmıştık. Ancak bu tip bir tanıtım festival genelini kapsamadığı için daha değişik ve merak uyandırıcı bir video ile sizlerin karşısına çıkalım istedik. Videomuzun konusu ise; Kimisi çekici üstünde ve kimisi de sürülerek, kamyondan, otobüse, otomobilden traktöre tam 600 adet farklı tipteki aracın farklı illerden festivale nasıl geldiği, nasıl bir hazırlık ile fuar alanına yerleştirildiği, yapılan hazırlıklar ve sonrasında da bu kadar aracın festival alanını nasıl terk ettiği ile ilgili olacak. Tabi bu sırada bazı araçları da sizlere çok kısa bir şekilde tanıtacağız. Bakalım bu hummalı çalışmayı sizlere videomuzda iyi bir şekilde aktarabilecek miyiz? Yaşadıklarımızı hissettirebilecek miyiz? Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler.

600 araç nasıl geldi? Nasıl gitti? | Klasik Araç Festivali 2019

 2 aylar önce

 Sıradan ve alışılagelmiş fuar ve festival tanıtımlarından bıktınız mı? Peki bu etkinliklere araçlar nasıl geliyor, nasıl yerleştiriliyor ve nasıl dağılıyorlar, daha mı çok merakınızı çekiyor? 28-29-30 Haziran 2019 tarihleri arasında İstanbul'da Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde 2.'si gerçekleştirilen Uluslararası Klasik Araç Festivali konusunda işte tam da böyle bir içerik hazırladık sizlere. Bu festivalin katılımcıları arasında yer aldık ve standımızda da dev bir özel yapım 1982 model Mercedes Unimog yer alıyordu. Siz takipçilerimiz de Sekizsilindir standına büyük ilgi gösterdiniz ve bizleri çok mutlu ettiniz. Bu nedenle tüm takipçilerimize ayrı ayrı teşekkürlerimizi iletiyoruz. Diğer taraftan 600 aracın katılım sağladığı bu festivali, sizlere bir video ile detaylı bir şekilde göstermek isterdik ancak bu kadar büyük ve hareketli bir birlikteliği hem çekmek, hem kurgulamak hem de akıcı ve hızlı bir şekilde sizlere sunmak pek de mümkün değildi. Ayrıca bu tip tanıtımların biraz can sıkıcı ve tekdüze olduğunu düşünüyoruz. Ancak bir yandan da; sizlere bu konuda dolu ve farklı bir içerik yapma isteğimiz yer alıyordu. Benzer bir içeriği Anadol Standı'nı gezerek ve Anadol Böcek modelini sizlere tanıtarak geçtiğimiz haftalarda yapmıştık. Ancak bu tip bir tanıtım festival genelini kapsamadığı için daha değişik ve merak uyandırıcı bir video ile sizlerin karşısına çıkalım istedik. Videomuzun konusu ise; Kimisi çekici üstünde ve kimisi de sürülerek, kamyondan, otobüse, otomobilden traktöre tam 600 adet farklı tipteki aracın farklı illerden festivale nasıl geldiği, nasıl bir hazırlık ile fuar alanına yerleştirildiği, yapılan hazırlıklar ve sonrasında da bu kadar aracın festival alanını nasıl terk ettiği ile ilgili olacak. Tabi bu sırada bazı araçları da sizlere çok kısa bir şekilde tanıtacağız. Bakalım bu hummalı çalışmayı sizlere videomuzda iyi bir şekilde aktarabilecek miyiz? Yaşadıklarımızı hissettirebilecek miyiz? Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler.

Iveco Magirus 6x6 bakımda | V10 motor ilk çalıştırma

 Hatırlanacak olursa; geçtiğimiz aylarda TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) satışa çıkarılan, Deutz hava soğutmalı V10 silindir motora sahip 2 adet dev Iveco Magirus 6x6 marka kamyonu "Alalım mı?" diye sizlere Instagram ve Facebook hesaplarımızdan sormuştuk. Çok da olumlu dönüşler almıştık. Bu alımı gerçekleştirmiş ve satın alma işlemi sonrası TPAO'nun Ankara'da yer alan Genel Müdürlüğü'nden araçları teslim alıp götürmemizi de sizlerle videomuzda paylaşmıştık. Serimiz tam gaz devam ediyor ve şimdi sırada bu aracın ilk bakımlarını yapıp, 15.8lt hava soğutmalı V10 silindirli dev motorunu çalıştırmaya geldi. Yapacağımız bakım ise oldukça kapsamlı olacak. 3 adet dingile ve gelişmiş bir 6x6 çekiş sistemine sahip olması nedeniyle, birçok farklı diferansiyele ve şanzımanı olan Magirus 6x6, bizi bakım sırasında oldukça fazla uğraştırdı. Biz de yapılan tüm işlemleri sizlerle paylaşmak istedik. İşlem sırasında ise motoru uzun süre sonra ilk kez çalıştırıp, kamyonla bir tur atmayı da ihmal etmedik. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Iveco Magirus 6x6 bakımda | V10 motor ilk çalıştırma

 2 aylar önce

 Hatırlanacak olursa; geçtiğimiz aylarda TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) satışa çıkarılan, Deutz hava soğutmalı V10 silindir motora sahip 2 adet dev Iveco Magirus 6x6 marka kamyonu "Alalım mı?" diye sizlere Instagram ve Facebook hesaplarımızdan sormuştuk. Çok da olumlu dönüşler almıştık. Bu alımı gerçekleştirmiş ve satın alma işlemi sonrası TPAO'nun Ankara'da yer alan Genel Müdürlüğü'nden araçları teslim alıp götürmemizi de sizlerle videomuzda paylaşmıştık. Serimiz tam gaz devam ediyor ve şimdi sırada bu aracın ilk bakımlarını yapıp, 15.8lt hava soğutmalı V10 silindirli dev motorunu çalıştırmaya geldi. Yapacağımız bakım ise oldukça kapsamlı olacak. 3 adet dingile ve gelişmiş bir 6x6 çekiş sistemine sahip olması nedeniyle, birçok farklı diferansiyele ve şanzımanı olan Magirus 6x6, bizi bakım sırasında oldukça fazla uğraştırdı. Biz de yapılan tüm işlemleri sizlerle paylaşmak istedik. İşlem sırasında ise motoru uzun süre sonra ilk kez çalıştırıp, kamyonla bir tur atmayı da ihmal etmedik. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Ford Transit 190P'yi de sattık | 24.900km'de | Tozlu Garaj

 Tozlu Garaj'ın en çok merak edilen araçlarından bir tanesi de sadece 24.900km'de olan 1999 Ford Transit 190P modeliydi. Geçtiğimiz haftalarda sattığımız VW T2 Camper'dan sonra şimdi de bu aacı değerini bilen bir takipçimize satma şansımız oldu. Satış sırasında yaşadıklarımızı ve aracın kısa bir testini sizlerle paylaşmak istedik. İyi seyirler.

Ford Transit 190P'yi de sattık | 24.900km'de | Tozlu Garaj

 2 aylar önce

 Tozlu Garaj'ın en çok merak edilen araçlarından bir tanesi de sadece 24.900km'de olan 1999 Ford Transit 190P modeliydi. Geçtiğimiz haftalarda sattığımız VW T2 Camper'dan sonra şimdi de bu aacı değerini bilen bir takipçimize satma şansımız oldu. Satış sırasında yaşadıklarımızı ve aracın kısa bir testini sizlerle paylaşmak istedik. İyi seyirler.

GETRAG | Renault'a EDC, Ferrari'ye DCT

 Daha önce yayınladığımız bir video ve onun ilgili yazısında; ZF'nin ne olduğunu, tarihini ve ürünlerini sizlere detaylı bir şekilde anlatmıştık. Şimdi ise sıra; ZF'nin en büyük rakiplerinden Getrag markasında. Her şey den önce Getrag'ın dişli ve şanzıman üreten bir Alman markası olduğunu belirtmekte fayda var. Getrag'ın ürettiği bazı şanzımanlar, aynen ZF'de olduğu gibi markanın adı ile anılır hale gelmiş ve adeta ürüne yapışmış. Böyle bir durum ancak ürünün gerçekten de başarılı olması ve çok yüksek adetlerde üretilmesi ile mümkün olabiliyor. Ezeli Alman rakibi ZF'nin 1910 yılında kurulmasının aksine Getrag'ın kuruluşu 1930'lu yılların ortalarına dayanıyor. Kurucu Hermann Hagenmeyer'in bir tren yolculuğu sırasında verdiği karar ile de Getrag'ın temelleri atılıyor. Yazının tamamı için; www.sekizsilindir.com/2019/07/getrag-sanziman-nedir.html

GETRAG | Renault'a EDC, Ferrari'ye DCT

 2 aylar önce

 Daha önce yayınladığımız bir video ve onun ilgili yazısında; ZF'nin ne olduğunu, tarihini ve ürünlerini sizlere detaylı bir şekilde anlatmıştık. Şimdi ise sıra; ZF'nin en büyük rakiplerinden Getrag markasında. Her şey den önce Getrag'ın dişli ve şanzıman üreten bir Alman markası olduğunu belirtmekte fayda var. Getrag'ın ürettiği bazı şanzımanlar, aynen ZF'de olduğu gibi markanın adı ile anılır hale gelmiş ve adeta ürüne yapışmış. Böyle bir durum ancak ürünün gerçekten de başarılı olması ve çok yüksek adetlerde üretilmesi ile mümkün olabiliyor. Ezeli Alman rakibi ZF'nin 1910 yılında kurulmasının aksine Getrag'ın kuruluşu 1930'lu yılların ortalarına dayanıyor. Kurucu Hermann Hagenmeyer'in bir tren yolculuğu sırasında verdiği karar ile de Getrag'ın temelleri atılıyor. Yazının tamamı için; www.sekizsilindir.com/2019/07/getrag-sanziman-nedir.html

Tozlu Garaj'a devam | Paletli Kar Aracı | Activ Snow Trac ST24

 Tozlu Garaj'da şu ana kadar birçok yayın yaptık ancak yaklaşık 2 aydır yayınlarımıza biraz ara vermiştik. Bu süreçte Tozlu Garaj'da çeşitli çekimler gerçekleştirdik ve videolarını da yavaş yavaş yayınlamaya başlıyoruz. Bu doğrultuda; Garajı tanıttığımız ilk videomuzda, bahçede yer alan AS950 kamyon kasası üstünde, çok az bir kısmı görünen paletli küçük bir araç yer alıyordu. Bu aracın VW tekniğine sahip, NATO tarafından bile kullanılmış Activ Snow Trac ST24 modeli olduğunu tespit ettik. 25 yıl önce TEİAŞ yani Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'den satın alınarak Tozlu Garaj'a getirilen bu ilginç aracı, ilk önce bulunduğu kamyonun kasasından vinçle indirecek, ardından da yeni evi olacak olan Rüya Garaj'a getireceğiz. Bu sırada yaşadığımız tüm anları da sizlerle paylaşacağız. Bulunması oldukça zor olan Activ Snow Trac ST24'ün sahip olduğu özellikler ise oldukça ilginç. Daha sonraki videolarımızda detaya girerek aracı sizlere her açıdan tanıtacağız. Ama ilk önce yerini bir değiştirelim değil mi? İyi seyirler ;)

Tozlu Garaj'a devam | Paletli Kar Aracı | Activ Snow Trac ST24

 4 aylar önce

 Tozlu Garaj'da şu ana kadar birçok yayın yaptık ancak yaklaşık 2 aydır yayınlarımıza biraz ara vermiştik. Bu süreçte Tozlu Garaj'da çeşitli çekimler gerçekleştirdik ve videolarını da yavaş yavaş yayınlamaya başlıyoruz. Bu doğrultuda; Garajı tanıttığımız ilk videomuzda, bahçede yer alan AS950 kamyon kasası üstünde, çok az bir kısmı görünen paletli küçük bir araç yer alıyordu. Bu aracın VW tekniğine sahip, NATO tarafından bile kullanılmış Activ Snow Trac ST24 modeli olduğunu tespit ettik. 25 yıl önce TEİAŞ yani Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'den satın alınarak Tozlu Garaj'a getirilen bu ilginç aracı, ilk önce bulunduğu kamyonun kasasından vinçle indirecek, ardından da yeni evi olacak olan Rüya Garaj'a getireceğiz. Bu sırada yaşadığımız tüm anları da sizlerle paylaşacağız. Bulunması oldukça zor olan Activ Snow Trac ST24'ün sahip olduğu özellikler ise oldukça ilginç. Daha sonraki videolarımızda detaya girerek aracı sizlere her açıdan tanıtacağız. Ama ilk önce yerini bir değiştirelim değil mi? İyi seyirler ;)

15.8lt V10 motorlu Iveco Magirus aldık | Hem de 2 tane

 Geçtiğimiz yıl Tozlu Garaj'da açık alanda yer alan Iveco Magirus 6x6 kamyonu çalıştırıp, diğer bazı araçların yer aldığı hangara yerleştirmiştik. Bu sırada yaşadığımız her ilginç hareketi de sizlere videomuzda aktarmıştık. Ayrıca yaklaşık 3 ay önce Facebook ve Instagram hesaplarımızdan bir fotoğraf paylaşmış, 2 Iveco Magirus 6x6 kamyonun TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) ihaleye çıktığını haber verip, "Biz de ihaleye girip, kamyonları satın alalım mı?" diye sizlere şaka ile karışık bir soru sormuştuk. İşte o şaka gerçek oldu ve Iveco Magirus 6x6'lar kendimize çok yakın gördüğümüz bir yakınımız tarafından satın alındı. Aracı satın alan Murat Oranlı'yı ise; Klasik Araç Festivali'nde standımızı ziyaret eden takipçilerimiz hemen hatırlayacaklardır. Standımızı süsleyen özel yapım 1982 model Mercedes Unimog kendisine aitti ve offroad araçları konusunda da müthiş bir bilgi birikimine sahip. İşte satın alınan 6x6 kamyonlardan bir tanesi Murat Oranlı'nınken, bir diğeri de yine bir offroad tutkunu, yakın arkadaşımız Cemal Sirkeci'ye ait. Ayrıca bu kişilerin Land rover Defender araçlara sahip olduğunu ve offroad koleksiyonlarına yeni araçlar eklemeye devamettiklerini de belirtmeden geçmeyelim. İşte böyle yakın dostların da sayesinde, bulunması oldukça zor olan Iveco Magirus 6x6 kamyonlar ile çok çeşitli içerikler üreteceğiz. Kısacası Tozlu Garaj'ın Magirus 6x6'sına 2 kardeş daha gelmiş oldu. Şimdi izleyeceğiniz içeriğimiz ise, bu serinin ilk videosu. Sonraki haftalarda çok farklı Iveco Magirus 6x6 videoları ile karşınızda olacağız. Unutmadan hatırlatalım; Her 2 araçta da 15.8lt hacminde, hava soğutmalı atmosferik-dizel V10 silindirli motorlar yer alıyor. Umarız yeni serimizi beğenirsiniz. İyi seyirler.

15.8lt V10 motorlu Iveco Magirus aldık | Hem de 2 tane

 3 aylar önce

 Geçtiğimiz yıl Tozlu Garaj'da açık alanda yer alan Iveco Magirus 6x6 kamyonu çalıştırıp, diğer bazı araçların yer aldığı hangara yerleştirmiştik. Bu sırada yaşadığımız her ilginç hareketi de sizlere videomuzda aktarmıştık. Ayrıca yaklaşık 3 ay önce Facebook ve Instagram hesaplarımızdan bir fotoğraf paylaşmış, 2 Iveco Magirus 6x6 kamyonun TPAO'da (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) ihaleye çıktığını haber verip, "Biz de ihaleye girip, kamyonları satın alalım mı?" diye sizlere şaka ile karışık bir soru sormuştuk. İşte o şaka gerçek oldu ve Iveco Magirus 6x6'lar kendimize çok yakın gördüğümüz bir yakınımız tarafından satın alındı. Aracı satın alan Murat Oranlı'yı ise; Klasik Araç Festivali'nde standımızı ziyaret eden takipçilerimiz hemen hatırlayacaklardır. Standımızı süsleyen özel yapım 1982 model Mercedes Unimog kendisine aitti ve offroad araçları konusunda da müthiş bir bilgi birikimine sahip. İşte satın alınan 6x6 kamyonlardan bir tanesi Murat Oranlı'nınken, bir diğeri de yine bir offroad tutkunu, yakın arkadaşımız Cemal Sirkeci'ye ait. Ayrıca bu kişilerin Land rover Defender araçlara sahip olduğunu ve offroad koleksiyonlarına yeni araçlar eklemeye devamettiklerini de belirtmeden geçmeyelim. İşte böyle yakın dostların da sayesinde, bulunması oldukça zor olan Iveco Magirus 6x6 kamyonlar ile çok çeşitli içerikler üreteceğiz. Kısacası Tozlu Garaj'ın Magirus 6x6'sına 2 kardeş daha gelmiş oldu. Şimdi izleyeceğiniz içeriğimiz ise, bu serinin ilk videosu. Sonraki haftalarda çok farklı Iveco Magirus 6x6 videoları ile karşınızda olacağız. Unutmadan hatırlatalım; Her 2 araçta da 15.8lt hacminde, hava soğutmalı atmosferik-dizel V10 silindirli motorlar yer alıyor. Umarız yeni serimizi beğenirsiniz. İyi seyirler.

Anadol Böcek | Devam etse yerli SUV o olurdu

 Seri üretim ilk Türk otomobil markası olan Anadol, 25 yıllık üretim hayatı boyunca birçok farklı model ile Türk İnsan'nın karşısına çıktı. Kimileri çok ciddi miktarda üretilirken, kimileri oldukça sınırlı sayıda tüketicilerin beğenisine sunuldu. Daha önceki yayınlarımızda, en çok üretimi yapılan Anadol SL modelini test ettiğimiz gibi, en az üretilen modellerden bir tanesi olan ilk Türk Spor Otomobili Anadol STC'yi de detaylı bir şekilde test etme şansımız olmuştu. Şimdi ise; serinin şüphesiz en ilginç aracı olan Anadol Böcek modelini inceleyip, Anadol konusunda en bilgili insanlardan bir tanesi olan Gürcan Nalbur ile sohbet edeceğiz. İnceleme ve sohbetimizi ise; Bizim de dev bir özel yapım 1982 model Mercedes Unimog ile katılım sağladığımız Klasik Araç Festivali'nde gerçekleştirdik. Sohbetimiz sırasında hem Anadol Böcek hakkında bilgi aldık ve aracın detaylarını öğrendik, hem de çok güzel işlere imza atan ve Gürcan Nalbur'un yöneticisi olduğu Anadol Otomobil Klubü'nün standında yer alan Anadol modelleri ile kısa bir tarih turu yapma fırsatı bulduk. Üretilen tüm Anadol modellerinin en can alıcı detaylarını kendisinden dinleme fırsatı bulduk. Yaşadığımız bu anları da bir video ile siz takipçilerimize aktarmak istiyoruz. Yaptığımız bu ziyaret sırasında, Otopark.com'dan Sinan Koç ile de karşılaştık. Anadol Böcek konusunda kendisi ve konunun en iyi bilenleri ile kısa ama eğlenceli bir sohbetimiz oldu. Bu kısa ama güzel sohbeti de videomuzda sizlerle paylaştık. Umarız Anadol Böcek inceleme ve Anadol tarihini kısaca özetlediğimiz videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Anadol Böcek | Devam etse yerli SUV o olurdu

 3 aylar önce

 Seri üretim ilk Türk otomobil markası olan Anadol, 25 yıllık üretim hayatı boyunca birçok farklı model ile Türk İnsan'nın karşısına çıktı. Kimileri çok ciddi miktarda üretilirken, kimileri oldukça sınırlı sayıda tüketicilerin beğenisine sunuldu. Daha önceki yayınlarımızda, en çok üretimi yapılan Anadol SL modelini test ettiğimiz gibi, en az üretilen modellerden bir tanesi olan ilk Türk Spor Otomobili Anadol STC'yi de detaylı bir şekilde test etme şansımız olmuştu. Şimdi ise; serinin şüphesiz en ilginç aracı olan Anadol Böcek modelini inceleyip, Anadol konusunda en bilgili insanlardan bir tanesi olan Gürcan Nalbur ile sohbet edeceğiz. İnceleme ve sohbetimizi ise; Bizim de dev bir özel yapım 1982 model Mercedes Unimog ile katılım sağladığımız Klasik Araç Festivali'nde gerçekleştirdik. Sohbetimiz sırasında hem Anadol Böcek hakkında bilgi aldık ve aracın detaylarını öğrendik, hem de çok güzel işlere imza atan ve Gürcan Nalbur'un yöneticisi olduğu Anadol Otomobil Klubü'nün standında yer alan Anadol modelleri ile kısa bir tarih turu yapma fırsatı bulduk. Üretilen tüm Anadol modellerinin en can alıcı detaylarını kendisinden dinleme fırsatı bulduk. Yaşadığımız bu anları da bir video ile siz takipçilerimize aktarmak istiyoruz. Yaptığımız bu ziyaret sırasında, Otopark.com'dan Sinan Koç ile de karşılaştık. Anadol Böcek konusunda kendisi ve konunun en iyi bilenleri ile kısa ama eğlenceli bir sohbetimiz oldu. Bu kısa ama güzel sohbeti de videomuzda sizlerle paylaştık. Umarız Anadol Böcek inceleme ve Anadol tarihini kısaca özetlediğimiz videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Opel Omega test ediyoruz | 2.5 V6 vs 2.6 V6 | Makyajlı Makyajsız Karşılaştırması

 Geçtiğimiz haftalarda Tozlu Garaj'da, Opel'in E Segmenti aracı Omega'yı sizlere tozlu ve durağan hali ile tanıtmış, ardından bir sonraki bölümde detaylı bir temizlikle pırıl pırıl hale getirip tozlarından arındırmıştık. Ancak sürüşü ve özellikleri hakkında detaya girmemiştik. İşte şimdi Opel Omega'yı detaylı bir şekilde inceleme vakti geldi. Ancak inceleyeceğimiz araç Tozlu Garaj'ın Omega'sı değil, takipçilerimizin 2 det Omega'sı. Her ikisi de gümüş gri renkli olan araçlardan bir tanesi makyajsız, diğeri ise makyajlı versiyon. Ayrıca her iki aracın sahip olduğu motorlar da aynı sınıfta (2.5 V6 ve 2.6 V6). Mkyaj öncesi ve sonrası kullanlan bu 2 motor, Opel Omega B için en ideal motorlar olmasıyla öne çıkıyor. Testimiz sırasında; hem makyajlı ve makyajsız kasanın farklarından bahsettik, hem sürüşünü detaylı bir şekilde test ettik, hem de aracın tarihini detaylı bir şekilde anlattık. Ayrıca araç sahibi takipçilerimizle, B kasa Opel Omega'nın tüketim, kronik sorunlar, konfor özellikleri ve güvenlik gibi merak edilen noktalarının üzerinde yoğunlaştık ve kendilerinin tecrübelerinden faydalandık. Umarız videomuzdaki bilgiler sizler için faydalı olur. İyi seyirler...

Opel Omega test ediyoruz | 2.5 V6 vs 2.6 V6 | Makyajlı Makyajsız Karşılaştırması

 3 aylar önce

 Geçtiğimiz haftalarda Tozlu Garaj'da, Opel'in E Segmenti aracı Omega'yı sizlere tozlu ve durağan hali ile tanıtmış, ardından bir sonraki bölümde detaylı bir temizlikle pırıl pırıl hale getirip tozlarından arındırmıştık. Ancak sürüşü ve özellikleri hakkında detaya girmemiştik. İşte şimdi Opel Omega'yı detaylı bir şekilde inceleme vakti geldi. Ancak inceleyeceğimiz araç Tozlu Garaj'ın Omega'sı değil, takipçilerimizin 2 det Omega'sı. Her ikisi de gümüş gri renkli olan araçlardan bir tanesi makyajsız, diğeri ise makyajlı versiyon. Ayrıca her iki aracın sahip olduğu motorlar da aynı sınıfta (2.5 V6 ve 2.6 V6). Mkyaj öncesi ve sonrası kullanlan bu 2 motor, Opel Omega B için en ideal motorlar olmasıyla öne çıkıyor. Testimiz sırasında; hem makyajlı ve makyajsız kasanın farklarından bahsettik, hem sürüşünü detaylı bir şekilde test ettik, hem de aracın tarihini detaylı bir şekilde anlattık. Ayrıca araç sahibi takipçilerimizle, B kasa Opel Omega'nın tüketim, kronik sorunlar, konfor özellikleri ve güvenlik gibi merak edilen noktalarının üzerinde yoğunlaştık ve kendilerinin tecrübelerinden faydalandık. Umarız videomuzdaki bilgiler sizler için faydalı olur. İyi seyirler...

Ford Transit 3.5 V6 çift turbo-benzin test ettik | 2.2 dizele göre nasıl?

 ABD gezimiz sırasında şehir içi turlarında, karşımıza oldukça tanıdık bir ticari araç çıktı. Ford Transit. Ülkemizde satılan modeller ile neredeyse aynı görünüme sahip olsa da; sahip olduğu şaşırtıcı motor adeta bizi bizden aldı. Ülkemizde yakın zamana kadar sadece 2.2lt dizel motor ile satılan ve makyajla birlikte de 2.0lt dizel motora kavuşan Ford Transit'in, ABD'de çift turbo-beslemeli 3.5lt'lik bir benzin motor versiyonu yer alıyor. İşte tur aracımızda da tam olarak bu canavar motor yer alıyordu. Biz de bu fırsatı tepmek istemedik ve 3.5lt V6 motora sahip Transit'i sahip olduğumuz kısıtlı zamanda mümkün olan en iyi şekilde test etmeye çalıştık. Umarız bu harika motora sahip Ford Transit testimizi beğenirsiniz.

Ford Transit 3.5 V6 çift turbo-benzin test ettik | 2.2 dizele göre nasıl?

 3 aylar önce

 ABD gezimiz sırasında şehir içi turlarında, karşımıza oldukça tanıdık bir ticari araç çıktı. Ford Transit. Ülkemizde satılan modeller ile neredeyse aynı görünüme sahip olsa da; sahip olduğu şaşırtıcı motor adeta bizi bizden aldı. Ülkemizde yakın zamana kadar sadece 2.2lt dizel motor ile satılan ve makyajla birlikte de 2.0lt dizel motora kavuşan Ford Transit'in, ABD'de çift turbo-beslemeli 3.5lt'lik bir benzin motor versiyonu yer alıyor. İşte tur aracımızda da tam olarak bu canavar motor yer alıyordu. Biz de bu fırsatı tepmek istemedik ve 3.5lt V6 motora sahip Transit'i sahip olduğumuz kısıtlı zamanda mümkün olan en iyi şekilde test etmeye çalıştık. Umarız bu harika motora sahip Ford Transit testimizi beğenirsiniz.

Uzun Burun Kamyon parkına girdik | İç, dış, motor inceledik.

 Yaklaşık 10 günlük ABD gezimiz sırasında, otomobil ve kamyon cenneti sayılabilecek bu ülkede, çok çeşitli video ve fotoğraf çekimleri yapma fırsaımız oldu. Otomobilden, pikaba, ve hatta otobüsten kamyona kadar, ilginç konu ve araçları sizlerle paylaşmaya gayret ettik. Bu doğrultuda; ABD'de en merak ettiğimiz araçların başında gelen, ışıltılı ve heybetli görüntüye sahip Amerikan burunlu kamyonları inceleme fırsatını da bir park/dinlenme alanında yakaladık. Transformers filminde bolca görmeye alışık olduğumuz Optimus Prime karakterinin kamyona bürünmüş halini hatırlayan takipçilerimiz, bu kamyonu gözlerinin önünde canlandırsınlar. İşte Peterbilt marka olan bu kamyondan, Daimler'in (Mercedes) ABD uzantısı kamyon markası Freightliner'a, Enter adı ile ülkemizde bilinen International'dan Kenworth'e ve hatta Volvo marka burunlu kamyonlara kadar neredeyse her marka dev kamyona bu yerde rastladık. Ayrıca çok şanslıydık ve burunlu kamyonların içini ve hatta motorunu bile görme fırsatını yakaladık. Tüm bu anları da sizler için kaydettik ve bir video halinde sizlere sunuyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Uzun Burun Kamyon parkına girdik | İç, dış, motor inceledik.

 4 aylar önce

 Yaklaşık 10 günlük ABD gezimiz sırasında, otomobil ve kamyon cenneti sayılabilecek bu ülkede, çok çeşitli video ve fotoğraf çekimleri yapma fırsaımız oldu. Otomobilden, pikaba, ve hatta otobüsten kamyona kadar, ilginç konu ve araçları sizlerle paylaşmaya gayret ettik. Bu doğrultuda; ABD'de en merak ettiğimiz araçların başında gelen, ışıltılı ve heybetli görüntüye sahip Amerikan burunlu kamyonları inceleme fırsatını da bir park/dinlenme alanında yakaladık. Transformers filminde bolca görmeye alışık olduğumuz Optimus Prime karakterinin kamyona bürünmüş halini hatırlayan takipçilerimiz, bu kamyonu gözlerinin önünde canlandırsınlar. İşte Peterbilt marka olan bu kamyondan, Daimler'in (Mercedes) ABD uzantısı kamyon markası Freightliner'a, Enter adı ile ülkemizde bilinen International'dan Kenworth'e ve hatta Volvo marka burunlu kamyonlara kadar neredeyse her marka dev kamyona bu yerde rastladık. Ayrıca çok şanslıydık ve burunlu kamyonların içini ve hatta motorunu bile görme fırsatını yakaladık. Tüm bu anları da sizler için kaydettik ve bir video halinde sizlere sunuyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Altın takılı, önden çekişli V8 silindirli | Cadillac Seville STS

 Sekizsilindir ailesi olarak; Amerikan otomobillerine özel bir ilgimiz olduğu gibi, bu araçlarda yer alan V8 motorlara da ayrı bir hayranlık beslediğimizi birçok farklı yayınımızda belirttik. Ayrıca adımızda da, Amerikan V8 motorlardan ilham aldığımızı belirtmeden geçmeyelim. Zaten bu doğrultuda TR-me kanalımızda, V8 motora sahip Chevrolet'ten Lincoln'e ve Cadillac'a kadar birçok farklı Amerikan klasik otomobiline ait testlere yer verdik. Şimdi ise 90'lı yıllara ait, oldukça şık ve sıra dışı bazı özelliklere sahip Cadillac Seville STS modeline yer vereceğiz. Bu tip bir araç için oldukça düşük bir km değerine sahip ve pırıl pırıl kondisyonu ile bizi etkilemeyi başaran Cadillac Seville STS, sahip olduğu altın kaplamalar ile de dikkatleri hemen üzerine çekiyor. Oldukça güçlü, geleneksel amerikan motor yapısından da uzak sayılabilecek Avrupai V8 motora sahip aracın, bir diğer şaşırtıcı özelliği ise önden çekişli olması. Bazı Amerikan araçlarında rastlanan bu ilginç V8 motor - önden çekiş yapısı, testimize konuk olan Cadillac Seville STS modelinde de kullanılmış. Bakalım sıra dışı özellikleri ile bizleri şaşırtan aracımız siz takipçilerimizi de aynı şekilde şaşırtacak mı? Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

Altın takılı, önden çekişli V8 silindirli | Cadillac Seville STS

 4 aylar önce

 Sekizsilindir ailesi olarak; Amerikan otomobillerine özel bir ilgimiz olduğu gibi, bu araçlarda yer alan V8 motorlara da ayrı bir hayranlık beslediğimizi birçok farklı yayınımızda belirttik. Ayrıca adımızda da, Amerikan V8 motorlardan ilham aldığımızı belirtmeden geçmeyelim. Zaten bu doğrultuda TR-me kanalımızda, V8 motora sahip Chevrolet'ten Lincoln'e ve Cadillac'a kadar birçok farklı Amerikan klasik otomobiline ait testlere yer verdik. Şimdi ise 90'lı yıllara ait, oldukça şık ve sıra dışı bazı özelliklere sahip Cadillac Seville STS modeline yer vereceğiz. Bu tip bir araç için oldukça düşük bir km değerine sahip ve pırıl pırıl kondisyonu ile bizi etkilemeyi başaran Cadillac Seville STS, sahip olduğu altın kaplamalar ile de dikkatleri hemen üzerine çekiyor. Oldukça güçlü, geleneksel amerikan motor yapısından da uzak sayılabilecek Avrupai V8 motora sahip aracın, bir diğer şaşırtıcı özelliği ise önden çekişli olması. Bazı Amerikan araçlarında rastlanan bu ilginç V8 motor - önden çekiş yapısı, testimize konuk olan Cadillac Seville STS modelinde de kullanılmış. Bakalım sıra dışı özellikleri ile bizleri şaşırtan aracımız siz takipçilerimizi de aynı şekilde şaşırtacak mı? Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

Detaylı Temizliğin Böylesi | Opel Omega | Tozlu Garaj

 Tozlu Garaj'da yer alan çok çeşitli araçları mevcut halleri ile incelememiz yanında, bazılarının detaylı temizlik videolarını da fırsat buldukça yayınlamaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu zamanlar; Toz içindeki 64 model Chevrolet Belair marka aracı bulunduğu yerden çıkartıp, Nasiol ürünlerini kullanarak Vintage Detailing'de ilk günkü parlaklığına getirmeyi başarmıştık. Geçtiğimiz haftalarda ise; bu sefer Mazda 626 aracımızı Tozlu Garaj'dan çıkartmış ve bir akaryakıt istasyonunda yıkatmış ve pırıl pırıl hale gelişini izlemiştik. Şimdi ise sıra Opel Omega detailing işleminde. Yaklaşık 14 yıl önce Tozlu Garaj'a getirilen, ancak en az burada yer alan ve 25 yıldır bekleyen diğer araçlar kadar kötü bir şekilde kirlenen, gösterişli lacivert renginden eser kalmayan aracı, daha önceden incelemiş ancak çalıştırmayı başaramamıştık. Yapılacak detaylı temizlik işlemi sırasında ihtiyaç olacağını düşünerek aracı basit bir şekilde tamir ettirdik ve çalışma sorununu da böylece çözmüş olduk. Bu durumdan videomuzda da bahsediyoruz. Diğer taraftan Mazda 626'ya uyguladığımız basit temizlik işleminin aksine, Opel Omega'yı çok profesyonel bir şekilde Vintage Detailing'in hünerli ellerine teslim edeceğiz. Sadece otomobil değil, uçak ve helikopter gibi önemli ve çok pahalı hava taşıtlarının detaylı temizlik uygulamalarında da büyük tecrübeye sahip Vintage Detailing, bakalım üzerinde her türlü kirin bulunduğu aracımızı ilk günkü kozmetik kondisyonuna kavuşturabilecek mi? Özellikle güvercin gübrelerinin aracın boyasına ne gibi etkilerinin olduğunu, zarar verip vermediğini çok merak ediyoruz. Sonuçları hep beraber göreceğiz. İyi seyirler... Vintage Detailing TR-me hesabı: Göker Derya Vintage Detailing Instagram hesabı: @vintagedetailing İletişim: 0505 656 66 57 Anlatım ve Çekim: Etem Sayın Kurgu: Burçin Sayın

Detaylı Temizliğin Böylesi | Opel Omega | Tozlu Garaj

 4 aylar önce

 Tozlu Garaj'da yer alan çok çeşitli araçları mevcut halleri ile incelememiz yanında, bazılarının detaylı temizlik videolarını da fırsat buldukça yayınlamaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu zamanlar; Toz içindeki 64 model Chevrolet Belair marka aracı bulunduğu yerden çıkartıp, Nasiol ürünlerini kullanarak Vintage Detailing'de ilk günkü parlaklığına getirmeyi başarmıştık. Geçtiğimiz haftalarda ise; bu sefer Mazda 626 aracımızı Tozlu Garaj'dan çıkartmış ve bir akaryakıt istasyonunda yıkatmış ve pırıl pırıl hale gelişini izlemiştik. Şimdi ise sıra Opel Omega detailing işleminde. Yaklaşık 14 yıl önce Tozlu Garaj'a getirilen, ancak en az burada yer alan ve 25 yıldır bekleyen diğer araçlar kadar kötü bir şekilde kirlenen, gösterişli lacivert renginden eser kalmayan aracı, daha önceden incelemiş ancak çalıştırmayı başaramamıştık. Yapılacak detaylı temizlik işlemi sırasında ihtiyaç olacağını düşünerek aracı basit bir şekilde tamir ettirdik ve çalışma sorununu da böylece çözmüş olduk. Bu durumdan videomuzda da bahsediyoruz. Diğer taraftan Mazda 626'ya uyguladığımız basit temizlik işleminin aksine, Opel Omega'yı çok profesyonel bir şekilde Vintage Detailing'in hünerli ellerine teslim edeceğiz. Sadece otomobil değil, uçak ve helikopter gibi önemli ve çok pahalı hava taşıtlarının detaylı temizlik uygulamalarında da büyük tecrübeye sahip Vintage Detailing, bakalım üzerinde her türlü kirin bulunduğu aracımızı ilk günkü kozmetik kondisyonuna kavuşturabilecek mi? Özellikle güvercin gübrelerinin aracın boyasına ne gibi etkilerinin olduğunu, zarar verip vermediğini çok merak ediyoruz. Sonuçları hep beraber göreceğiz. İyi seyirler... Vintage Detailing TR-me hesabı: Göker Derya Vintage Detailing Instagram hesabı: @vintagedetailing İletişim: 0505 656 66 57 Anlatım ve Çekim: Etem Sayın Kurgu: Burçin Sayın

Magirus Dolmuş'tan zırhlı para aracı | Batığa dalar gibi | Tozlu Garaj

 Tozlu Garaj'da bugüne kadar çok farklı araçları inceledik, bazılarının temizliğini gerçekleştirdik, bazılarının da oldukları yerden çıkartılıp farklı yerlere gidişlerini sizlere gösterdik. Şimdi ise; garajda yer alan ilginç bir taşıtı inceleyeceğiz. Sizlerden de çok fazla istek alan bu araç; Zırhlı bir PTT para aracı olmasıyla öne çıkıyor. 90'lı yıllarda tank gibi görüntüsü ile yollarda dikkatimizi çeken para araçlarının içinde ne var ne yok hep merak etmiştik. Fırsat, Tozlu Garaj sayesinde elimize geçti ve şimdi hep beraber içerisindekilere tanık olacağız. Ayrıca bu aracın altyapısı da oldukça dikkat çekici ve tanıdık. Otokar tarafından 1987 yılında imal edilen PTT zırhlı para aracı, yine aynı dönem şehiriçi minibüs hatlarının vazgeçilmezi Magirus dolmuşların (80 E5) altyapısına sahip olmasıyla da öne çıkıyor. Bakalım görmeye pek de alışık olmadığımız bu aracın, içi, dışı, altı ve motoru nasılmış? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Magirus Dolmuş'tan zırhlı para aracı | Batığa dalar gibi | Tozlu Garaj

 4 aylar önce

 Tozlu Garaj'da bugüne kadar çok farklı araçları inceledik, bazılarının temizliğini gerçekleştirdik, bazılarının da oldukları yerden çıkartılıp farklı yerlere gidişlerini sizlere gösterdik. Şimdi ise; garajda yer alan ilginç bir taşıtı inceleyeceğiz. Sizlerden de çok fazla istek alan bu araç; Zırhlı bir PTT para aracı olmasıyla öne çıkıyor. 90'lı yıllarda tank gibi görüntüsü ile yollarda dikkatimizi çeken para araçlarının içinde ne var ne yok hep merak etmiştik. Fırsat, Tozlu Garaj sayesinde elimize geçti ve şimdi hep beraber içerisindekilere tanık olacağız. Ayrıca bu aracın altyapısı da oldukça dikkat çekici ve tanıdık. Otokar tarafından 1987 yılında imal edilen PTT zırhlı para aracı, yine aynı dönem şehiriçi minibüs hatlarının vazgeçilmezi Magirus dolmuşların (80 E5) altyapısına sahip olmasıyla da öne çıkıyor. Bakalım görmeye pek de alışık olmadığımız bu aracın, içi, dışı, altı ve motoru nasılmış? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Saf konfor böyle bir şeymiş | Sürüş | Mercedes 600 Pullman

 Yaklaşık 2 yıl önce; otomobil testlerinde ilk videomuzda yer alan otomobil, şu ana kadar çekimini yaptığımız belki de en özel araç olmasıyla öne çıkıyordu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı bünyesinde uzun yıllar kullanılan bu harika otomobil Mercedes 600 Pullman modeliydi. Mercedes'in ürettiği modeller arasında, 300SL Gullwing modeli gibi çok ama çok özel bir yere sahip olan Mercedes 600 Pullman, işte bu nedenle bizim açımızdan da özel bir yere sahip. Diğer taraftan 2 yıl önce oldukça detaylı bir şekilde incelediğimiz 600 Pullman'ın kötü hava şartları nedeniyle sürüş testini gerçekleştirememiş, sadece iç, dış ve motor anlatımını yapabilmiştik. Aradan geçen 2 yıl boyunca ise aracın iki sefer bulunduğu garajdan çıkması gerekti. İlk olarak Ankara'da Panora Alışveriş Merkezi'nde sergilendi, ardından da garaj değişikliği nedeniyle yeri değişti. Bu tip bir aracı sadece test için trafiğe çıkarmanın sakıncaları da düşünüldüğünde, garajdan çıkartıldığı zamanlar test sürüşü için fırsat dolu zamanlar oldu. Ancak kısıtlı süre nedeniyle de tam olarak isteiğimiz çekimleri yapamadık. Bu nedenle iki, hatta arada yaptığımız bazı çekimleri 3 çekimi birleştirerek size bir Mercedes 600 Pullman sürüş bölümü hazırladık. Sürüşümüz sırasında aracın hem ön, hem de arka kısmını test etme şansımız oldu. Üstelik konforu ile öne çıkan bu aracı test ettiğimiz yerlerde oldukça bozuk yollar da yer alıyordu. Siz takipçilerimiz aracın sürüş testi için 2 yıl beklettiğimiz için özür diler, iyi seyirler dileriz...

Saf konfor böyle bir şeymiş | Sürüş | Mercedes 600 Pullman

 5 aylar önce

 Yaklaşık 2 yıl önce; otomobil testlerinde ilk videomuzda yer alan otomobil, şu ana kadar çekimini yaptığımız belki de en özel araç olmasıyla öne çıkıyordu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı bünyesinde uzun yıllar kullanılan bu harika otomobil Mercedes 600 Pullman modeliydi. Mercedes'in ürettiği modeller arasında, 300SL Gullwing modeli gibi çok ama çok özel bir yere sahip olan Mercedes 600 Pullman, işte bu nedenle bizim açımızdan da özel bir yere sahip. Diğer taraftan 2 yıl önce oldukça detaylı bir şekilde incelediğimiz 600 Pullman'ın kötü hava şartları nedeniyle sürüş testini gerçekleştirememiş, sadece iç, dış ve motor anlatımını yapabilmiştik. Aradan geçen 2 yıl boyunca ise aracın iki sefer bulunduğu garajdan çıkması gerekti. İlk olarak Ankara'da Panora Alışveriş Merkezi'nde sergilendi, ardından da garaj değişikliği nedeniyle yeri değişti. Bu tip bir aracı sadece test için trafiğe çıkarmanın sakıncaları da düşünüldüğünde, garajdan çıkartıldığı zamanlar test sürüşü için fırsat dolu zamanlar oldu. Ancak kısıtlı süre nedeniyle de tam olarak isteiğimiz çekimleri yapamadık. Bu nedenle iki, hatta arada yaptığımız bazı çekimleri 3 çekimi birleştirerek size bir Mercedes 600 Pullman sürüş bölümü hazırladık. Sürüşümüz sırasında aracın hem ön, hem de arka kısmını test etme şansımız oldu. Üstelik konforu ile öne çıkan bu aracı test ettiğimiz yerlerde oldukça bozuk yollar da yer alıyordu. Siz takipçilerimiz aracın sürüş testi için 2 yıl beklettiğimiz için özür diler, iyi seyirler dileriz...

Sıralı 8 silindir bile var | KEY Museum Restorasyon Atölyesi

 Yaklaşık 3 ay önce İzmir Torbalı'da yer alan, Türkiye'nin en büyük, Avrupanın ise 3. otomobil müzesi olan KEY Museum'u ziyarete gitmiştik. Bu ziyaretimiz sırasında, bırakın yollarda görmeyi, müzelerde bile görmesi oldukça zor olan Mercedes 300SL Gullwing modelini detaylı şekilde incelemiş, ayrıca sürüşünü de tecrübe etmiştik. Bu nadide aracı test etmemiz yanında; müzenin erken klasik ve modern araçlarından olan 4 adet BMW M3 ve M4 modelinin motor ve egzoz seslerini de karşılaştırmıştık. Ancak ziyaretimiz sırasına şunu da gördük ki; Öyle veya böyle KEY Museum'u gezme veya en azından videosunu izleme fırsatına birçok kişi zaten sahip. Ancak müzede yer alan bazı araçların bizzat müzenin içinde ve kendi personeli ile restore edildiğini neredeyse kimse bilmiyor. İşte biz de bu nedenle, bu araçların baştan sona restore edildiği KEY Museum Restorasyon Atölyesi'ni sizler için gezmeye arar verdik. Oldukça büyük bir alana kurulu olan KEY Museum Restorasyon Atölyesi'nde bir aracı baştan sona toplayabilecek neredeyse her türü olanak yer alıyor. Farklı bölümlerin her birinde, restorasyonu devam eden çok farklı tipteki araçları görmek mümkün. Belgesel programlarında izlediğimiz restorasyon atölyelerini 3'e 4'e katlayacak düzeyde büyük olan bu atölyede, testini gerçekleştirdiğimiz Mercedes 300SL Gullwing modeli bile restore edilmiş. Bu aracın uzmanları tarafından, en iyi şekilde restore edilmiş 300SL Gullwing'lerden bir tanesi olduğu da KEY Museum'a iletilmiş. Kısacası bu tip bir aracı bile bu düzeyde restore edebilen bir atölye, varın siz düşünün daha neler neler başarabilir. KEY Museum Restorasyon Atölyesi gezimiz sırasında hem her bölümü gezme fırsatı bulduk, hem de atölyenin emekçileri olan ustalara çeşitli sorular sorma fırsatını yakaladık. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Sıralı 8 silindir bile var | KEY Museum Restorasyon Atölyesi

 5 aylar önce

 Yaklaşık 3 ay önce İzmir Torbalı'da yer alan, Türkiye'nin en büyük, Avrupanın ise 3. otomobil müzesi olan KEY Museum'u ziyarete gitmiştik. Bu ziyaretimiz sırasında, bırakın yollarda görmeyi, müzelerde bile görmesi oldukça zor olan Mercedes 300SL Gullwing modelini detaylı şekilde incelemiş, ayrıca sürüşünü de tecrübe etmiştik. Bu nadide aracı test etmemiz yanında; müzenin erken klasik ve modern araçlarından olan 4 adet BMW M3 ve M4 modelinin motor ve egzoz seslerini de karşılaştırmıştık. Ancak ziyaretimiz sırasına şunu da gördük ki; Öyle veya böyle KEY Museum'u gezme veya en azından videosunu izleme fırsatına birçok kişi zaten sahip. Ancak müzede yer alan bazı araçların bizzat müzenin içinde ve kendi personeli ile restore edildiğini neredeyse kimse bilmiyor. İşte biz de bu nedenle, bu araçların baştan sona restore edildiği KEY Museum Restorasyon Atölyesi'ni sizler için gezmeye arar verdik. Oldukça büyük bir alana kurulu olan KEY Museum Restorasyon Atölyesi'nde bir aracı baştan sona toplayabilecek neredeyse her türü olanak yer alıyor. Farklı bölümlerin her birinde, restorasyonu devam eden çok farklı tipteki araçları görmek mümkün. Belgesel programlarında izlediğimiz restorasyon atölyelerini 3'e 4'e katlayacak düzeyde büyük olan bu atölyede, testini gerçekleştirdiğimiz Mercedes 300SL Gullwing modeli bile restore edilmiş. Bu aracın uzmanları tarafından, en iyi şekilde restore edilmiş 300SL Gullwing'lerden bir tanesi olduğu da KEY Museum'a iletilmiş. Kısacası bu tip bir aracı bile bu düzeyde restore edebilen bir atölye, varın siz düşünün daha neler neler başarabilir. KEY Museum Restorasyon Atölyesi gezimiz sırasında hem her bölümü gezme fırsatı bulduk, hem de atölyenin emekçileri olan ustalara çeşitli sorular sorma fırsatını yakaladık. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

İşte beklenen araç | Honda Civic EF | Tozlu Garaj

 Yaklaşık 2 aydır Tozlu Garaj'da yer alan ve uzun zamandır bekleyen araçların inceleme videolarını sizlere sunuyoruz. Bu süreçte, bazı araçlar fazla istek almazken, bazıları da çok ciddi talep gördü. Bunlardan en önde geleni şüphesiz Fiat Tempra modeli oldu. Bu aracın videosu 5 haftalık bir süreçte 1.3 milyon izlenme alarak açıkcası bizi şaşırttı. Fiat Tempra'dan sonra en yoğun istek alan araç ise, tozlar altındaki kıpkırmızı rengi ile 1991 model Honda Civic EF kasa oldu. Bu araç yaklaşık 20 yıl önce bulunduğu yere getirilmiş ve takoza alınmış. 90'lı yılların oldukça beğenilen ateşli HB araçlarından olan Honda Civic HB, böyle bir araca göre sahip olduğu km değeri ile bizi ciddi şekilde şaşıttı. Tozlar altında olsa da, güvercin gübresinden nispeten uzak kalmayı başarmış olan Honda Civic EF, genel kondisyonu itibari ile de, özellikle Honda tutkunlarının gönlünü fethedebilir. Biz de aracın genel durumunu ve 20 yıldır bekleyen bir aracın ortam şartlarından nasıl etkilendiğini gösterebilmek için aracı tepeden tırnağa inceleyeceğiz. İçini, dışını, motorunu ve hatta alt kısmını detaylı bir şekilde sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yıldır çalıştırılmayan motorunu da çalıştırmayı deneyeceğiz. Bakalım sizlerin favorilerinden Honda Civic EF ne durumda? Çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler.

İşte beklenen araç | Honda Civic EF | Tozlu Garaj

 5 aylar önce

 Yaklaşık 2 aydır Tozlu Garaj'da yer alan ve uzun zamandır bekleyen araçların inceleme videolarını sizlere sunuyoruz. Bu süreçte, bazı araçlar fazla istek almazken, bazıları da çok ciddi talep gördü. Bunlardan en önde geleni şüphesiz Fiat Tempra modeli oldu. Bu aracın videosu 5 haftalık bir süreçte 1.3 milyon izlenme alarak açıkcası bizi şaşırttı. Fiat Tempra'dan sonra en yoğun istek alan araç ise, tozlar altındaki kıpkırmızı rengi ile 1991 model Honda Civic EF kasa oldu. Bu araç yaklaşık 20 yıl önce bulunduğu yere getirilmiş ve takoza alınmış. 90'lı yılların oldukça beğenilen ateşli HB araçlarından olan Honda Civic HB, böyle bir araca göre sahip olduğu km değeri ile bizi ciddi şekilde şaşıttı. Tozlar altında olsa da, güvercin gübresinden nispeten uzak kalmayı başarmış olan Honda Civic EF, genel kondisyonu itibari ile de, özellikle Honda tutkunlarının gönlünü fethedebilir. Biz de aracın genel durumunu ve 20 yıldır bekleyen bir aracın ortam şartlarından nasıl etkilendiğini gösterebilmek için aracı tepeden tırnağa inceleyeceğiz. İçini, dışını, motorunu ve hatta alt kısmını detaylı bir şekilde sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yıldır çalıştırılmayan motorunu da çalıştırmayı deneyeceğiz. Bakalım sizlerin favorilerinden Honda Civic EF ne durumda? Çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler.

VW T2 Camper'ı sattık

 Tozlu Garaj'da yer alan araçları bir yandan sizlere tozlu halleri ile tanıtırken, bir yandan da yıkama ve temizlik işlerine başladık. Bu doğrultuda ilk olarak Mazda 626'yı detaylı bir şekilde temizlemiştik. Ayrıca hatırlanacak olursa; Garajda yer alan yaklaşık 15 aracı da satılığa çıkarmıştık. Bu araçların bir kısmı halen yeni açtığımız "Sekizsilindir Tozlu Garaj" sahibinden.com mağazamızda fiyatları ile birlikte listeleniyor. Ancak daha önce listelediğimiz araçlardan bir tanesinin satılıklar arasında olmadığı dikkatleri çekmiştir. Listede eksik olan VW T2 Camper modeli Tozlu Garaj'ın ilk satılan aracı oldu ve biz de bu doğrultuda yaptığımız satışla alakalı olarak bir video yapmaya karar verdik. Tabi aracı yeni sahibine kavuşturabilmek için de, Tozlu Garaj'da 20 yılın üstünde bir zamandır beklediği yerinden çıkarmak gerekiyordu. Bu doğrultuda; aracın yerinden çıkartılıp yeni yeri olan Rüya Garaj'a götürülmesine, motorunun çalışmasına engel olan tevzi makarasının değiştirilmesine, yeni sahibi ile tanışılmasından, araç ile bir tur atmaya ve son olarak da satışının verilmesine kadar olan süreci sizlerle kayıpsız bir şekilde paylaşmak istedik. Oldukça eğlenceli zaman geçirdiğimiz VW T2 Camper satış sürecini umarız size güzel bir şekilde aktarabilmişizdir. İyi seyirler.

VW T2 Camper'ı sattık

 5 aylar önce

 Tozlu Garaj'da yer alan araçları bir yandan sizlere tozlu halleri ile tanıtırken, bir yandan da yıkama ve temizlik işlerine başladık. Bu doğrultuda ilk olarak Mazda 626'yı detaylı bir şekilde temizlemiştik. Ayrıca hatırlanacak olursa; Garajda yer alan yaklaşık 15 aracı da satılığa çıkarmıştık. Bu araçların bir kısmı halen yeni açtığımız "Sekizsilindir Tozlu Garaj" sahibinden.com mağazamızda fiyatları ile birlikte listeleniyor. Ancak daha önce listelediğimiz araçlardan bir tanesinin satılıklar arasında olmadığı dikkatleri çekmiştir. Listede eksik olan VW T2 Camper modeli Tozlu Garaj'ın ilk satılan aracı oldu ve biz de bu doğrultuda yaptığımız satışla alakalı olarak bir video yapmaya karar verdik. Tabi aracı yeni sahibine kavuşturabilmek için de, Tozlu Garaj'da 20 yılın üstünde bir zamandır beklediği yerinden çıkarmak gerekiyordu. Bu doğrultuda; aracın yerinden çıkartılıp yeni yeri olan Rüya Garaj'a götürülmesine, motorunun çalışmasına engel olan tevzi makarasının değiştirilmesine, yeni sahibi ile tanışılmasından, araç ile bir tur atmaya ve son olarak da satışının verilmesine kadar olan süreci sizlerle kayıpsız bir şekilde paylaşmak istedik. Oldukça eğlenceli zaman geçirdiğimiz VW T2 Camper satış sürecini umarız size güzel bir şekilde aktarabilmişizdir. İyi seyirler.

Üretilen son Mercedes O403'ü test ettik!

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda otobüsleri incelediğimiz serimiz tam gaz devam ediyor. Daha önce 80'li ve 90'lı yılların efsane otobüs modelleri Mercedes O302 ve O303'ün yanında, 2000'li yıllara damga vurmuş, fabrika çıkışı VIP özellikli Setra S411 modelini detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise sıra; En az bu O302 ve O303 kadar efsane olan bir başka Mercedes otobüs modelinde. Testimize konuk olan 90'lı yılların ortasından 2000'li yılların ortasına kadar ülkemizde fırtına gibi esen Mercedes O403; sahip olduğu özellikler ile, bitmek bilmeyen yolların adeta vazgeçilmezi olmuştu. Test edeceğimiz Mercedes O403 model ise önemli bir özelliğe sahip olmasıyla öne çıkıyor. Türkiye için üretilen son O403 otobüsü olan test aracımız, sahip olduğu kondisyon ve bir otobüs için az sayılabilecek 650.000km değeri ile de hemen dikkatleri üzerine çekiyor. Bektaşlar Türizm'den temin O403'ü test ederken gerçekten de büyük zevk aldık. Üstelik 90'lı yılların sonundaki seyahat günlerimizi de bu sayede hatırlamış olduk. Umarız yaşadığımız bu nostaljik saatleri sizlere de aktarabilmişizdir. İyi seyirler...

Üretilen son Mercedes O403'ü test ettik!

 5 aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda otobüsleri incelediğimiz serimiz tam gaz devam ediyor. Daha önce 80'li ve 90'lı yılların efsane otobüs modelleri Mercedes O302 ve O303'ün yanında, 2000'li yıllara damga vurmuş, fabrika çıkışı VIP özellikli Setra S411 modelini detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise sıra; En az bu O302 ve O303 kadar efsane olan bir başka Mercedes otobüs modelinde. Testimize konuk olan 90'lı yılların ortasından 2000'li yılların ortasına kadar ülkemizde fırtına gibi esen Mercedes O403; sahip olduğu özellikler ile, bitmek bilmeyen yolların adeta vazgeçilmezi olmuştu. Test edeceğimiz Mercedes O403 model ise önemli bir özelliğe sahip olmasıyla öne çıkıyor. Türkiye için üretilen son O403 otobüsü olan test aracımız, sahip olduğu kondisyon ve bir otobüs için az sayılabilecek 650.000km değeri ile de hemen dikkatleri üzerine çekiyor. Bektaşlar Türizm'den temin O403'ü test ederken gerçekten de büyük zevk aldık. Üstelik 90'lı yılların sonundaki seyahat günlerimizi de bu sayede hatırlamış olduk. Umarız yaşadığımız bu nostaljik saatleri sizlere de aktarabilmişizdir. İyi seyirler...

Yılların tozu kiri nasıl gitti? | Mazda 626 | Tozlu Garaj

 Tozlu Garaj'ımızda bugüne kadar birçok video çektik ve yaklaşık 15 adet videoyu da sizlere sunduk. Tabi söz konusu olan garajın adından da anlaşılacağı gibi yoğun bir tozlanma olunca, siz takipçilerimiz artık haklı olarak homurdanmaya başladınız. Anlaşılan o ki, yuttuğumuz tozu sizlere de tattırmayı başardık :). İşte bu nedenle; tozlu araç incelemelerinin yanında, incelediğimiz araçların yıkanma ve detaylı temizlik videolarına da yer vereceğiz. Bu doğrultuda sıradaki aracımız geçtiğimiz günlerde incelemesini de yaptığımız 1991 model Mazda 626 modeli. Güvercin gübreleri ve yoğun bir toz tabakası ile bezenmiş olan Mazda 626, yaklaşık 22 yıl önce Tozlu Garaj'a getirilmiş ve o günden beri de bu şekilde bekliyordu. Kapalı bir hangarda olmasına rağmen 22 yılın verdiği tüm kirlenmeyi de üzerinde taşıyordu. Artık ilk günkü temizliğinde olmayı hak eden aracımız, daha önce Tozlu Garaj'dan çıkartıp pırıl pırıl yaptığımız Mercedes 190D, Mercedes 200D ve seramik kaplama ile kendinden geçen 1964 Chevrolet Belair gibi bir serinin devamı olacak. İç-dış temizlik olarak nitelendirebileceğimiz basit bir temizlik ile kendine getireceğimiz Mazda 626'nın daha önceden satılık olduğundan da bahsetmiştik. Takipçilerimizden yoğun ilgi göre aracın fiyatını ise; sizlerden gelen talepler sonucu belirlemeye karar verdik. Bu doğrultuda garaj sahibi tarafından 32.000TL fiyat tespit edildi. Bu arada aracın çekme belgeli olduğunu, ruhsat alıp trafiğe çıkabilmek için de yaklaşık 2.500TL TUV Türk muayene ücreti çıkacağını belirtmeden geçmeyelim. Satın alacak takipçimizle de aracın tanıtım testini yapmayı dört gözle bekliyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz .İyi seyirler.

Yılların tozu kiri nasıl gitti? | Mazda 626 | Tozlu Garaj

 5 aylar önce

 Tozlu Garaj'ımızda bugüne kadar birçok video çektik ve yaklaşık 15 adet videoyu da sizlere sunduk. Tabi söz konusu olan garajın adından da anlaşılacağı gibi yoğun bir tozlanma olunca, siz takipçilerimiz artık haklı olarak homurdanmaya başladınız. Anlaşılan o ki, yuttuğumuz tozu sizlere de tattırmayı başardık :). İşte bu nedenle; tozlu araç incelemelerinin yanında, incelediğimiz araçların yıkanma ve detaylı temizlik videolarına da yer vereceğiz. Bu doğrultuda sıradaki aracımız geçtiğimiz günlerde incelemesini de yaptığımız 1991 model Mazda 626 modeli. Güvercin gübreleri ve yoğun bir toz tabakası ile bezenmiş olan Mazda 626, yaklaşık 22 yıl önce Tozlu Garaj'a getirilmiş ve o günden beri de bu şekilde bekliyordu. Kapalı bir hangarda olmasına rağmen 22 yılın verdiği tüm kirlenmeyi de üzerinde taşıyordu. Artık ilk günkü temizliğinde olmayı hak eden aracımız, daha önce Tozlu Garaj'dan çıkartıp pırıl pırıl yaptığımız Mercedes 190D, Mercedes 200D ve seramik kaplama ile kendinden geçen 1964 Chevrolet Belair gibi bir serinin devamı olacak. İç-dış temizlik olarak nitelendirebileceğimiz basit bir temizlik ile kendine getireceğimiz Mazda 626'nın daha önceden satılık olduğundan da bahsetmiştik. Takipçilerimizden yoğun ilgi göre aracın fiyatını ise; sizlerden gelen talepler sonucu belirlemeye karar verdik. Bu doğrultuda garaj sahibi tarafından 32.000TL fiyat tespit edildi. Bu arada aracın çekme belgeli olduğunu, ruhsat alıp trafiğe çıkabilmek için de yaklaşık 2.500TL TUV Türk muayene ücreti çıkacağını belirtmeden geçmeyelim. Satın alacak takipçimizle de aracın tanıtım testini yapmayı dört gözle bekliyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz .İyi seyirler.

VW T2 Camper 20 yıl sonra çalışacak mı? | Tozlu Garaj

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde; Opel'in 90'lı yılların başında tanıtılmış olan Omega modelin incelemiş, 14 yılın ardından motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Volkswagen markasının günümüze kadar gelmeyi başarmış Caravelle geleneğinin en dikkat çekici jenerasyonlarından bir tanesi olan VW T2'ye geldi. İlk tanıtıan model T1 olarak adlandırılırken, günümüzde 6.jenerasyon ile kendini gösteren kasa T6 yani Type 6 olarak adlandırılıyor. Diğer taraftan; incelemesini yapacağımız VW T2'nin diğer T2 modellerinden çok önemli ve ayırıcı bir farkı yer alıyor. T2 Camper olarak adlandırılan bu versiyon, tavanının bir akordiyon gibi açılarak yükseltileblmesi sayesinde, içerisinde ayakta durmayı bile mümkün kılıyor. Kamp yapmayı sevenler için konforu önde tutan T2 Camper ayrıca yataktan, mutfağa birçok farklı donanım ile kişiselleştirilebiliyor. Westfalia firmasının 60 yılı aşkın bir süredir dönüştürdüğü bu tip araçlardan ülkemizde görmek çok fazla mümkün olmasa da, özellikle Avrupa'da kamp tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer alıyor. İnceleyeceğimiz VW T2 Camper ise sevimli görüntüsü ve kullanışlılığı ile bizleri kendisine hayran bıraktı. Aracın dış rengi beyaz olarak görünse de, aslında bu araca çok daha fazla yakışan bir renge sahip ve bu renk, aracın içinde bariz bir şekilde görülebiliyor. VW T2 Camper'ın km değeri ise, bu tip bir araç için oldukça düşük sayılabilir. Sonuçta o bir seyahat aracı. Ayrıca çok da özel bir motora sahip olması ile öne çıkıyor. Bakalım 20 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan VW T1 Camper çalışacak mı? Hep beraber görelim. İyi seyirler...

VW T2 Camper 20 yıl sonra çalışacak mı? | Tozlu Garaj

 5 aylar önce

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde; Opel'in 90'lı yılların başında tanıtılmış olan Omega modelin incelemiş, 14 yılın ardından motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Volkswagen markasının günümüze kadar gelmeyi başarmış Caravelle geleneğinin en dikkat çekici jenerasyonlarından bir tanesi olan VW T2'ye geldi. İlk tanıtıan model T1 olarak adlandırılırken, günümüzde 6.jenerasyon ile kendini gösteren kasa T6 yani Type 6 olarak adlandırılıyor. Diğer taraftan; incelemesini yapacağımız VW T2'nin diğer T2 modellerinden çok önemli ve ayırıcı bir farkı yer alıyor. T2 Camper olarak adlandırılan bu versiyon, tavanının bir akordiyon gibi açılarak yükseltileblmesi sayesinde, içerisinde ayakta durmayı bile mümkün kılıyor. Kamp yapmayı sevenler için konforu önde tutan T2 Camper ayrıca yataktan, mutfağa birçok farklı donanım ile kişiselleştirilebiliyor. Westfalia firmasının 60 yılı aşkın bir süredir dönüştürdüğü bu tip araçlardan ülkemizde görmek çok fazla mümkün olmasa da, özellikle Avrupa'da kamp tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer alıyor. İnceleyeceğimiz VW T2 Camper ise sevimli görüntüsü ve kullanışlılığı ile bizleri kendisine hayran bıraktı. Aracın dış rengi beyaz olarak görünse de, aslında bu araca çok daha fazla yakışan bir renge sahip ve bu renk, aracın içinde bariz bir şekilde görülebiliyor. VW T2 Camper'ın km değeri ise, bu tip bir araç için oldukça düşük sayılabilir. Sonuçta o bir seyahat aracı. Ayrıca çok da özel bir motora sahip olması ile öne çıkıyor. Bakalım 20 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan VW T1 Camper çalışacak mı? Hep beraber görelim. İyi seyirler...

Tamirat Tadilat'ta satılamayan araba | AMC Pacer

 Bazı otomobil markaları vardır, ağızları ile kuş tutsalar bile bir türlü istenilen başarıya ulaşamamışlardır. İşle bu markalardan bir tanesi de şüphesiz Amerikan AMC markasıdır. Faaliyette bulunduğu yaklaşık 35 yıl boyunca birbirinden ilginç, çağının çok ötesinde ve başarılı otomobiller tasarlamayı başaran marka, maalesef Ford, GM ve Chrysler gibi Amerikan otomobil devlerinin baskınlığından bir türlü kurtulamadı. Ancak bahsi geçen dönemde ürettiği bazı modeller, hala birçok kişinin beğendiği ve takdir ettiği otomobiller arasında yer alıyor. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz AMC Pacer modeli. Bu otomobil bir dönem ABD'nin en çirkin otomobil modellerinden bir tanesi olarak gösteriliyordu. Ülkemizde ise bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar sayıda yer alan bu ilginç aracın, orijinal bir örneğini Ankara'da bulmayı başardık. Sahibi tarafından restore edilmek yerine, mevcut hali ve kondisyonu ile muhafaza edilen test aracımız, döneminin çok önünde özellikleri ve sevimli görünümü ile bizleri etkilemeyi başardı. Araçta yer alan bazı özellikler o kadar farklı, marjinal ve iyi düşünülmüş ki; kısa bir dönem üretilen Pacer'ı ve üreticisi AMC'yi takdir etmemek mümkün değil. Üstelik AMC markasının bu ilginç yapısının yanında Fransız Renault ile de çok farklı bir işbirliği içerisine girdiğini videomuzda anlattık. Ülkemizde de çok iyi bilinen ve sevilen Renault 9 ve Renault 11 modellerinin AMC ile yollarının nasıl çakıştığı, gerçekten de ilginç bir detay olarak markanın tarihinde yer alıyor. Tabi ilginçlikler sadece bununla da sınırlı değil. Günümüzün gözde markalarından Jeep ile de yolları kesişen marka, arazi araçlarında kullandığı motorları farklı şekillerde ürün gamında kullanmış. Kısacası her şeyi denemişler ancak bir türlü istedikleri sonucu alamamışlar. Umarız AMC markasını ve ilginç modeli Pacer'ı size videomuzda güzel bir şekilde anlatabilmişizdir. Bu arada biz ABD'de denild,iği kadar çirkin bulmadık, ya siz? İyi seyirler.

Tamirat Tadilat'ta satılamayan araba | AMC Pacer

 5 aylar önce

 Bazı otomobil markaları vardır, ağızları ile kuş tutsalar bile bir türlü istenilen başarıya ulaşamamışlardır. İşle bu markalardan bir tanesi de şüphesiz Amerikan AMC markasıdır. Faaliyette bulunduğu yaklaşık 35 yıl boyunca birbirinden ilginç, çağının çok ötesinde ve başarılı otomobiller tasarlamayı başaran marka, maalesef Ford, GM ve Chrysler gibi Amerikan otomobil devlerinin baskınlığından bir türlü kurtulamadı. Ancak bahsi geçen dönemde ürettiği bazı modeller, hala birçok kişinin beğendiği ve takdir ettiği otomobiller arasında yer alıyor. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz AMC Pacer modeli. Bu otomobil bir dönem ABD'nin en çirkin otomobil modellerinden bir tanesi olarak gösteriliyordu. Ülkemizde ise bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar sayıda yer alan bu ilginç aracın, orijinal bir örneğini Ankara'da bulmayı başardık. Sahibi tarafından restore edilmek yerine, mevcut hali ve kondisyonu ile muhafaza edilen test aracımız, döneminin çok önünde özellikleri ve sevimli görünümü ile bizleri etkilemeyi başardı. Araçta yer alan bazı özellikler o kadar farklı, marjinal ve iyi düşünülmüş ki; kısa bir dönem üretilen Pacer'ı ve üreticisi AMC'yi takdir etmemek mümkün değil. Üstelik AMC markasının bu ilginç yapısının yanında Fransız Renault ile de çok farklı bir işbirliği içerisine girdiğini videomuzda anlattık. Ülkemizde de çok iyi bilinen ve sevilen Renault 9 ve Renault 11 modellerinin AMC ile yollarının nasıl çakıştığı, gerçekten de ilginç bir detay olarak markanın tarihinde yer alıyor. Tabi ilginçlikler sadece bununla da sınırlı değil. Günümüzün gözde markalarından Jeep ile de yolları kesişen marka, arazi araçlarında kullandığı motorları farklı şekillerde ürün gamında kullanmış. Kısacası her şeyi denemişler ancak bir türlü istedikleri sonucu alamamışlar. Umarız AMC markasını ve ilginç modeli Pacer'ı size videomuzda güzel bir şekilde anlatabilmişizdir. Bu arada biz ABD'de denild,iği kadar çirkin bulmadık, ya siz? İyi seyirler.

İlk Otohaber - 1991'de oto fiyatları?

 Yeni bir video serisine başlıyoruz. Sizlerden gelecek ilgi durumuna göre de seriye devam etmeyi planlıyoruz. Konumuz ise şu şekilde; Dergi koleksiyonumuzda yer alan Otohaber ve Autoshow dergilerini, 1991 yılı sonundan başlayan ilk sayılarından itibaren haftalık olarak inceleyeceğiz. Genel yapı da, "25-30 yıl önce bu hafta otomobil dünyasında ne olmuş? Hangi modeller satılığa çıkmış? Bu araçlarla nasıl anılarımız olmuş? O gün ne umutlarla çıkmış, sonrasında ne olmuş?" gibi çok çeşitli soru ve cevaplardan oluşacak. Genellikle her salı ya da çarşamba saat 21:00'da TR-me kanalımızdan canlı yayın yapmayı planlıyoruz. Sizlerin önerilerinize de çok önem veriyoruz. Bu yayında daha başka neler olmasını istersiniz?

İlk Otohaber - 1991'de oto fiyatları?

 5 aylar önce

 Yeni bir video serisine başlıyoruz. Sizlerden gelecek ilgi durumuna göre de seriye devam etmeyi planlıyoruz. Konumuz ise şu şekilde; Dergi koleksiyonumuzda yer alan Otohaber ve Autoshow dergilerini, 1991 yılı sonundan başlayan ilk sayılarından itibaren haftalık olarak inceleyeceğiz. Genel yapı da, "25-30 yıl önce bu hafta otomobil dünyasında ne olmuş? Hangi modeller satılığa çıkmış? Bu araçlarla nasıl anılarımız olmuş? O gün ne umutlarla çıkmış, sonrasında ne olmuş?" gibi çok çeşitli soru ve cevaplardan oluşacak. Genellikle her salı ya da çarşamba saat 21:00'da TR-me kanalımızdan canlı yayın yapmayı planlıyoruz. Sizlerin önerilerinize de çok önem veriyoruz. Bu yayında daha başka neler olmasını istersiniz?

Ford Mustang Fastback | Çatırtılı patırtılı V8

 Amerikan Ford markasının, 1900'lü yılların başında kuruluşundan beri en beğenilen modellerinden bir tanesi de şüphesiz Mustang modelidir diye düşünüyoruz. Bu efsane araç, sahip olduğu sportif tasarım, güçlü motorlar ve ulaşılabilirlilik sayesinde boşuna dünyanın en ikonik araçlarından bir tanesi olmadı. Ayrıca günümüzde hala benzer tasarım ve aynı isimle macerasına tam gaz devam ediyor. İşte biz de bugün; Ford Mustang Fastback modelini detaylı bir şekilde inceleyip, sürüşünü ve hislerini detaylı bir şekilde test edeceğiz. İlk tanıtıldığı 1964 yılından günümüze kadar 6 farklı jenerasyon ile kendini gösteren Mustang'i Mustang yapan kasa ise tartışmasız 1. Jenerasyon olarak 1973 yılı sonuna kadar üretilen kasadır. Test edeceğimiz model ise en agresif görünümlü 1. jenerasyonlardan bir tanesi olan 1970 model Ford Mustang modeli. Müthiş rengi, dev V8 motoru ve harika kondisyonu ile bizleri etkilemeyi başaran 1970 Mustang'in kasa tipi ise çok ama çok etkileyici. Fastback olarak adlandırılan bu kasa, diğer 2 kasa tipinden daha sportif görünümü ile net bir şekilde ayrılıyor. Bakalım bu efsane aracı ve onun en efsane kasa tipi olan Fastback'i beğenecek misiniz? İyi seyirler. Anlatım: Etem Sayın Çekimler: Abdurrahman Ulupınar, Etem Sayın

Ford Mustang Fastback | Çatırtılı patırtılı V8

 6 aylar önce

 Amerikan Ford markasının, 1900'lü yılların başında kuruluşundan beri en beğenilen modellerinden bir tanesi de şüphesiz Mustang modelidir diye düşünüyoruz. Bu efsane araç, sahip olduğu sportif tasarım, güçlü motorlar ve ulaşılabilirlilik sayesinde boşuna dünyanın en ikonik araçlarından bir tanesi olmadı. Ayrıca günümüzde hala benzer tasarım ve aynı isimle macerasına tam gaz devam ediyor. İşte biz de bugün; Ford Mustang Fastback modelini detaylı bir şekilde inceleyip, sürüşünü ve hislerini detaylı bir şekilde test edeceğiz. İlk tanıtıldığı 1964 yılından günümüze kadar 6 farklı jenerasyon ile kendini gösteren Mustang'i Mustang yapan kasa ise tartışmasız 1. Jenerasyon olarak 1973 yılı sonuna kadar üretilen kasadır. Test edeceğimiz model ise en agresif görünümlü 1. jenerasyonlardan bir tanesi olan 1970 model Ford Mustang modeli. Müthiş rengi, dev V8 motoru ve harika kondisyonu ile bizleri etkilemeyi başaran 1970 Mustang'in kasa tipi ise çok ama çok etkileyici. Fastback olarak adlandırılan bu kasa, diğer 2 kasa tipinden daha sportif görünümü ile net bir şekilde ayrılıyor. Bakalım bu efsane aracı ve onun en efsane kasa tipi olan Fastback'i beğenecek misiniz? İyi seyirler. Anlatım: Etem Sayın Çekimler: Abdurrahman Ulupınar, Etem Sayın

Opel Omega terk edildikten 14 yıl sonra ne durumda? Çalışacak mı?

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde; Mazda'nın 80'li yılların ortasında tanıtılmış olan 626 modelini incelemiş, 22 yılın ardından motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Opel'in 90'lı yıllardaki amiral gemisi Opel Omega modeline geldi. Bu araç, Opel'in E Segmenti'ne ürettiği son model olmasıyla dikkat çekiyor. Garaj sahibi tarafından devlet ihalesinden satın alınan, daha öncesinde YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) makam aracı olarak kullanılan tozlu Opel Omega, sonrasında garaj sahibi tarafından Ankara'da bir koleje makam aracı olarak kiralanmış. Görev süresinin tamamlanmasının ardından 14 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde bizleri karşıladı. Biz de tozlar içindeki Opel'in E segmentinde yer alan ve 90'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol ederek, dışını, içini, motorunu ve altını sizler için inceleyeceğiz. 14 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Aracın km değeri ise, şu ana kadar incelediğimiz araçlara göre daha yüksek sayılabilir. Bakalım 14 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Opel Omega çalışacak mı? Hep beraber görelim. İyi seyirler...

Opel Omega terk edildikten 14 yıl sonra ne durumda? Çalışacak mı?

 6 aylar önce

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde; Mazda'nın 80'li yılların ortasında tanıtılmış olan 626 modelini incelemiş, 22 yılın ardından motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Opel'in 90'lı yıllardaki amiral gemisi Opel Omega modeline geldi. Bu araç, Opel'in E Segmenti'ne ürettiği son model olmasıyla dikkat çekiyor. Garaj sahibi tarafından devlet ihalesinden satın alınan, daha öncesinde YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) makam aracı olarak kullanılan tozlu Opel Omega, sonrasında garaj sahibi tarafından Ankara'da bir koleje makam aracı olarak kiralanmış. Görev süresinin tamamlanmasının ardından 14 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde bizleri karşıladı. Biz de tozlar içindeki Opel'in E segmentinde yer alan ve 90'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol ederek, dışını, içini, motorunu ve altını sizler için inceleyeceğiz. 14 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Aracın km değeri ise, şu ana kadar incelediğimiz araçlara göre daha yüksek sayılabilir. Bakalım 14 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Opel Omega çalışacak mı? Hep beraber görelim. İyi seyirler...

22 yıl önce terk edilmiş Mazda 626 şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde Mercedes'i Mercedes yapan modellerden bir tanesi olan W114 kasa Mercedes 230.6 modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; daha önceden Tozlu Garaj'ın bir başka bölmünde yer alan ve daha sonra çalıştırılmadan iterek yeri değiştirilen, siz takipçilerimizden de büyük istek alan Mazda 626 modeline geldi. Bu araç 80'li yılların ve 90'lı yılların başlarının önemli Japon otomobillerimden bir tanesiydi. Garaj sahibi tarafından 0 km olarak satın alınan ve 22 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından da ağır bir şekilde kirletilmiş ve her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki Mazda'nın D segmentinde yer alan ve 80'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve altını sizler için inceleyeceğiz. Üstelik aracın km değeri de 90'lı yılların başına ait bir model için düşük sayılır. Ayrıca 22 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım 22 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mazda 626 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler... 22 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından da ağır bir şekilde kirletilmiş ve her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki Mazda'nın D segmentinde yer alan ve 80'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve altını sizler için inceleyeceğiz. Ayrıca 22 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım 22 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mazda 626 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

22 yıl önce terk edilmiş Mazda 626 şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 6 aylar önce

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde Mercedes'i Mercedes yapan modellerden bir tanesi olan W114 kasa Mercedes 230.6 modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; daha önceden Tozlu Garaj'ın bir başka bölmünde yer alan ve daha sonra çalıştırılmadan iterek yeri değiştirilen, siz takipçilerimizden de büyük istek alan Mazda 626 modeline geldi. Bu araç 80'li yılların ve 90'lı yılların başlarının önemli Japon otomobillerimden bir tanesiydi. Garaj sahibi tarafından 0 km olarak satın alınan ve 22 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından da ağır bir şekilde kirletilmiş ve her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki Mazda'nın D segmentinde yer alan ve 80'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve altını sizler için inceleyeceğiz. Üstelik aracın km değeri de 90'lı yılların başına ait bir model için düşük sayılır. Ayrıca 22 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım 22 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mazda 626 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler... 22 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'a getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından da ağır bir şekilde kirletilmiş ve her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki Mazda'nın D segmentinde yer alan ve 80'li yıllara damgasını vuran bu modelini detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve altını sizler için inceleyeceğiz. Ayrıca 22 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım 22 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mazda 626 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Tozlu Garaj'ın Hikayesi ne? | Satılık araçlar hangileri? | Araçlara ne olacak?

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en fazla izlenen videolarından büyük bir kısmı; Tozlu Garaj olarak adlandırdığımız, içerisinde 100'ün üzerinde otomobil, kamyon, otobüs ve kamyonetin olduğu gizemli bir depo. İlk Tozlu Garaj videosunu ise 1 yıl önce yayınlamıştık. 2 adet Mercedes'in çalıştırma videosunu içeren bu video, 1.6 milyonun üstünde izleneme aldı. Ayrıca bu videonun yorumlarında garajın gezilmesini ve bir video yapılmasını isteyen birçok istek aldık. Bu istekler üzerine yaptığımız garajın tanıtım videosu da yaklaşık 1.4 milyona ulaşarak 2. en fazla izlenen videomuz olmayı başardı. Tüm bunların yanında; Dışarıda yer alan Iveco kamyonun kapalı garaja alınması videosu da tahminimizden fazla izlenme alınca ve sizlerden de garajdaki araçların tek tek tanıtılması istekleri tavan yapınca, Tozlu Garaj'ı bir video serisi haline getirmeye karar verdik. Bu serimizi; Garajda yer alan araçların o halleriyle detaylı bir şekilde incelenmesi ve çalışır durumda olanların çalıştırma denemelerinin yapılması temellerine kurduk. Sonuç olarak oldukça fazla beğenildi. Öyle ki serinin en az izlenen videosu bile 1 ayda 100.000 izlenme alacak gibi görünüyor. Serinin şampiyonu ise Fiat Tempra oldu ve 2 haftada 1 milyon izlendi. Tabi bu kadar ilgi çekici bir seri ortaya çıkınca sorular da arttı. Bu garaj kime ait?, Garaj nerede? Satılık araç var mı? Garajın hikayesi nedir? Buradaki araçlara ne olacak? gibi haklı sorularınız birçok izleyiciden tarafımıza geldi. Biz de bu nedenle, Tozlu Garaj hakkında kısa bir bilgilendirme videosu yapmaya karar verdik. Videoda Tozlu Garaj hakkında kafanıza takılan soruları cevaplayacağız. Ayrıca daha farklı sorularınız var ise; Bunları bize videonun yorum kısmından (TR-me) sorabilirsiniz. Bu videomuz ile akıllardaki soru işaretlerini azaltmak istiyoruz. Sorularınızı bekliyoruz.

Tozlu Garaj'ın Hikayesi ne? | Satılık araçlar hangileri? | Araçlara ne olacak?

 6 aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en fazla izlenen videolarından büyük bir kısmı; Tozlu Garaj olarak adlandırdığımız, içerisinde 100'ün üzerinde otomobil, kamyon, otobüs ve kamyonetin olduğu gizemli bir depo. İlk Tozlu Garaj videosunu ise 1 yıl önce yayınlamıştık. 2 adet Mercedes'in çalıştırma videosunu içeren bu video, 1.6 milyonun üstünde izleneme aldı. Ayrıca bu videonun yorumlarında garajın gezilmesini ve bir video yapılmasını isteyen birçok istek aldık. Bu istekler üzerine yaptığımız garajın tanıtım videosu da yaklaşık 1.4 milyona ulaşarak 2. en fazla izlenen videomuz olmayı başardı. Tüm bunların yanında; Dışarıda yer alan Iveco kamyonun kapalı garaja alınması videosu da tahminimizden fazla izlenme alınca ve sizlerden de garajdaki araçların tek tek tanıtılması istekleri tavan yapınca, Tozlu Garaj'ı bir video serisi haline getirmeye karar verdik. Bu serimizi; Garajda yer alan araçların o halleriyle detaylı bir şekilde incelenmesi ve çalışır durumda olanların çalıştırma denemelerinin yapılması temellerine kurduk. Sonuç olarak oldukça fazla beğenildi. Öyle ki serinin en az izlenen videosu bile 1 ayda 100.000 izlenme alacak gibi görünüyor. Serinin şampiyonu ise Fiat Tempra oldu ve 2 haftada 1 milyon izlendi. Tabi bu kadar ilgi çekici bir seri ortaya çıkınca sorular da arttı. Bu garaj kime ait?, Garaj nerede? Satılık araç var mı? Garajın hikayesi nedir? Buradaki araçlara ne olacak? gibi haklı sorularınız birçok izleyiciden tarafımıza geldi. Biz de bu nedenle, Tozlu Garaj hakkında kısa bir bilgilendirme videosu yapmaya karar verdik. Videoda Tozlu Garaj hakkında kafanıza takılan soruları cevaplayacağız. Ayrıca daha farklı sorularınız var ise; Bunları bize videonun yorum kısmından (TR-me) sorabilirsiniz. Bu videomuz ile akıllardaki soru işaretlerini azaltmak istiyoruz. Sorularınızı bekliyoruz.

Lincoln Town Car Limuzin | Turgut Özal'ın makam aracı

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en fazla izlenen 2.videosu olan Cumhurbaşkanlığı Makam Araçları Garajı'ndaki araç testlerimize bir süre ara vermiştik. En son garajımızın yerini değiştirmiş ve Mercedes 600 Pullman'ları garajdan nasıl çıkardığımızı gösteren bir video yayınlamıştık. Şimdi ise garajın en önemli araçlarından bir tanesi olan, Turgut Özal'ın Başbakanlık döneminde kullandığı zırhlı Lincoln Town Car Limuzin modelini inceleyip, sürüşünü test edeceğiz. Dev boyutlarına ve ağırlığına geleneksel bir Amerikan V8 silindirli motorun eşlik ettiği Lincoln Town Car Limuzin, sahip olduğu lüks ile bizleri özellikle sürüşü sırasında adeta büyüledi. Ayrıca aracın tarihi, konforu ve heybetinden daha da öteye gitmiş durumda. Sonuçta sadece lüks bir limuzini değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihine tanıklık etmiş, Turgut Özal'ın makam aracı olarak kullanılan çok özel bir limuzini test ettik. Hatırlanacak olursa daha önce Turgut Özal'ın bir diğer makam aracı BMW 7.50iL modelini de test etmiştik. Ayrıca yine Turgut Özal tarafından kullanılmış Mercedes 600 Pullman modelini de detaylı bir şekilde incelemiştik. Daha yeni bir model olan ve Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanlığı döneminde kullanılmış olan Cadillac Fleetwood Limuzin modelini de aynı şekilde test etme şansımız olmuştu. Lincoln Town Car limuzin de adeta bu seriyi tamamlayan araç oldu. İşte bu nedenle, testimiz sırasında hem nostaljik anlar yaşadık, hem de bu aracın teknevari konforunu tecrübe ettik. Umarız videomuzda bu hisleri sizlere de güzel bir şekilde yansıtabilmişizdir. İyi seyirler... Diğer Cumhurbaşkanlığı makam aracı videolarımız; Turgut Özal'ın BMW 750iL makam aracı tr-me.com/videos/video-Sc86dJQdFfY.html Süleyman Demirel'in Cadillac Fleetwood limuzini; tr-me.com/videos/video-tBNF4hQlX04.html Mercedes 600 Pullman; tr-me.com/videos/video-0y9ZPa3HcRE.html

Lincoln Town Car Limuzin | Turgut Özal'ın makam aracı

 6 aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızın en fazla izlenen 2.videosu olan Cumhurbaşkanlığı Makam Araçları Garajı'ndaki araç testlerimize bir süre ara vermiştik. En son garajımızın yerini değiştirmiş ve Mercedes 600 Pullman'ları garajdan nasıl çıkardığımızı gösteren bir video yayınlamıştık. Şimdi ise garajın en önemli araçlarından bir tanesi olan, Turgut Özal'ın Başbakanlık döneminde kullandığı zırhlı Lincoln Town Car Limuzin modelini inceleyip, sürüşünü test edeceğiz. Dev boyutlarına ve ağırlığına geleneksel bir Amerikan V8 silindirli motorun eşlik ettiği Lincoln Town Car Limuzin, sahip olduğu lüks ile bizleri özellikle sürüşü sırasında adeta büyüledi. Ayrıca aracın tarihi, konforu ve heybetinden daha da öteye gitmiş durumda. Sonuçta sadece lüks bir limuzini değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihine tanıklık etmiş, Turgut Özal'ın makam aracı olarak kullanılan çok özel bir limuzini test ettik. Hatırlanacak olursa daha önce Turgut Özal'ın bir diğer makam aracı BMW 7.50iL modelini de test etmiştik. Ayrıca yine Turgut Özal tarafından kullanılmış Mercedes 600 Pullman modelini de detaylı bir şekilde incelemiştik. Daha yeni bir model olan ve Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanlığı döneminde kullanılmış olan Cadillac Fleetwood Limuzin modelini de aynı şekilde test etme şansımız olmuştu. Lincoln Town Car limuzin de adeta bu seriyi tamamlayan araç oldu. İşte bu nedenle, testimiz sırasında hem nostaljik anlar yaşadık, hem de bu aracın teknevari konforunu tecrübe ettik. Umarız videomuzda bu hisleri sizlere de güzel bir şekilde yansıtabilmişizdir. İyi seyirler... Diğer Cumhurbaşkanlığı makam aracı videolarımız; Turgut Özal'ın BMW 750iL makam aracı tr-me.com/videos/video-Sc86dJQdFfY.html Süleyman Demirel'in Cadillac Fleetwood limuzini; tr-me.com/videos/video-tBNF4hQlX04.html Mercedes 600 Pullman; tr-me.com/videos/video-0y9ZPa3HcRE.html

Tozlu Garaj'a nasıl yerleştirdik? | Burunlu Kamyon White 4000

 Otomobilden traktöre, otobüsten kamyona ve de motosiklete birçok farklı kara taşıtının yer aldığı Tozlu Garaj'ımızdaki gezimiz tam gaz devam ediyor. Ancak bu sefer garajda yer alan tozlu araçlardan bir tanesinin incelemesini değil, kapalı garajların dışında yer alan ve bahçede uzun süredir bekleyen, oldukça ender bir burunlu kamyon modeli olan White 4000 modeli ile ilgili bir içerik yayınlyacağız. 1972 model olduğu tahmin edilen bu ilginç kamyon, burunlu yapısı ile birçok kişinin ilgisini çeken bir ağır vasıta. Yaklaşık 20 yıldır bahçede beklemesi nedeniyle hava koşullarının aşındırıcı etkilerine maruz kalan White 4000 için artık içeri girme vakti geldi de geçiyor. Ancak kamyon daha önce çalıştırılmamış ve denenmesine de gerek görülmedi. Onun yerine Tozlu Garaj'da yer alan bir traktör ile iterek, çekerek ve döndürülerek garaja yerleştirilmek istendi. Daha önceki bir videomuzda; Hava soğutlamlı V10 Deutz motora sahip Iveco Magirus kamyonu bahsi geçen garaja adeta hoplta zıplata yerleştirmiştik. Ayrıca aynı garaj içinde, White 4000 kamyonu yerleştireceğimiz yerde Ford Transit, Toyota Celica ve Kia Carens marka 3 adet otomobil yer alıyor. Bu nedenle, ilk olarak bu 4 aracı ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Bakalım 1972 model White 4000 kamyon Tozlu Garaj'a nasıl girecek? Hangi araçlar çalışacak, hangileri çalışmayacak? Tüm bu araçlar garaja nasıl girip çıkacaklar? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Tozlu Garaj'a nasıl yerleştirdik? | Burunlu Kamyon White 4000

 6 aylar önce

 Otomobilden traktöre, otobüsten kamyona ve de motosiklete birçok farklı kara taşıtının yer aldığı Tozlu Garaj'ımızdaki gezimiz tam gaz devam ediyor. Ancak bu sefer garajda yer alan tozlu araçlardan bir tanesinin incelemesini değil, kapalı garajların dışında yer alan ve bahçede uzun süredir bekleyen, oldukça ender bir burunlu kamyon modeli olan White 4000 modeli ile ilgili bir içerik yayınlyacağız. 1972 model olduğu tahmin edilen bu ilginç kamyon, burunlu yapısı ile birçok kişinin ilgisini çeken bir ağır vasıta. Yaklaşık 20 yıldır bahçede beklemesi nedeniyle hava koşullarının aşındırıcı etkilerine maruz kalan White 4000 için artık içeri girme vakti geldi de geçiyor. Ancak kamyon daha önce çalıştırılmamış ve denenmesine de gerek görülmedi. Onun yerine Tozlu Garaj'da yer alan bir traktör ile iterek, çekerek ve döndürülerek garaja yerleştirilmek istendi. Daha önceki bir videomuzda; Hava soğutlamlı V10 Deutz motora sahip Iveco Magirus kamyonu bahsi geçen garaja adeta hoplta zıplata yerleştirmiştik. Ayrıca aynı garaj içinde, White 4000 kamyonu yerleştireceğimiz yerde Ford Transit, Toyota Celica ve Kia Carens marka 3 adet otomobil yer alıyor. Bu nedenle, ilk olarak bu 4 aracı ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Bakalım 1972 model White 4000 kamyon Tozlu Garaj'a nasıl girecek? Hangi araçlar çalışacak, hangileri çalışmayacak? Tüm bu araçlar garaja nasıl girip çıkacaklar? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

20 yıl önce terk edilmiş Mercedes 230.6 şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde Fiat'ın dönemine göre ileri tasarıma ve özelliklere sahip olan Tempra SX AK modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Ford Taunus Ghia inceleme videosu sırasında kendisini gösteren ve siz takipçilerimizden ısrarlı istekler alan, 70'li yılların efsane Mercedes modeli W114 kasa Mercedes 230.6 modelinde. 20 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'da bulunduğu yere getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından ağır bir şekilde kirletilmiş. Her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki bu efsane aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. İçini, dışını ve alt kısmını sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Tüm bunların yanında, birçok kişi tarafından yanlış bilinen ve kafa karışıklığına neden olan W114 ve W115 kasa kodlarının nasıl ayrıştığını izah edeceğiz. Bakalım 20 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mercedes 230.6 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

20 yıl önce terk edilmiş Mercedes 230.6 şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 6 aylar önce

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde Fiat'ın dönemine göre ileri tasarıma ve özelliklere sahip olan Tempra SX AK modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Ford Taunus Ghia inceleme videosu sırasında kendisini gösteren ve siz takipçilerimizden ısrarlı istekler alan, 70'li yılların efsane Mercedes modeli W114 kasa Mercedes 230.6 modelinde. 20 yılın üstünde bir süre önce Tozlu Garaj'da bulunduğu yere getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından ağır bir şekilde kirletilmiş. Her tarafı da örümcek ağları içinde. Biz de tozlar içindeki bu efsane aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. İçini, dışını ve alt kısmını sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yılın üstünde bir zaman sonra motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Tüm bunların yanında, birçok kişi tarafından yanlış bilinen ve kafa karışıklığına neden olan W114 ve W115 kasa kodlarının nasıl ayrıştığını izah edeceğiz. Bakalım 20 yılın üstünde bir zamandır çalıştırılmayan Mercedes 230.6 çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Efsane AE101 Corolla'nın abisi | Toyota Carina E

 Dünyanın en çok satılan modeli olan Toyota Corolla'nın şüphesiz en efsane kasası; 1991-1999 yılları arasında üretilmiş olan AE101 (E100) diyebiliriz. AE101'in sahip olduğu tasarım, konfor ve performans özellikleri o kadar dengeliydi ki, araç hem ülkemizde hem de dünyada en sevilen Toyota modellerinden bir tanesi olmayı başardı. Diğer taraftan; C Segmenti'nde kendini kanıtlamış olan AE101 kasa Corolla ile aynı dönemlerde üretilmiş bir de D Segmenti abisi Toyota Corona modeli yer alıyordu. Ülkemizde de AE101 ile aynı dönemlerde satılan bu araç, daha sonra isim değişikliğine giderek Carina E olarak satılmaya başlandı. Yaklaşık da 3 yıl bu şekilde piyasaya sunuldu. İşte biz de bugün; AE101 kasa Toyota Corolla ile benzer ancak çok daha üst özelliklere sahip olan Toyota Carina E modelini detaylı bir şekilde inceleyip, testini gerçekleştireceğiz. Testini gerçekleştireceğimiz araç; oldukça temiz ve itina ile kullanılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Gerek performansı gerekse de konforu ile, döneminin başarılı D Segmenti modellerinden bir tanesi olduğunu da bize hemen gösterdi. Ayrıca o dönem sahip olduğumuz D Segmenti modellerden bir tanesi olan, yine bir efsane A kasa Opel Vectra GT ile Carina E'nin sürüş ve konfor özelliklerini karşılaştırma şansımız oldu. Bu konudaki tüm tecrübelerimizi testimiz sırasında aktarmaya gayret ettik. Bu arada kanalımızda ağırlıklı olarak Alman ve Amerikan otomobillerinin testleri mevcut. Daha önceden Japon otomobillerinden sadace Mazda MX-5 Miata Roadster testimiz yer alıyordu. Toyota Carina E, yayınladığımız 2. Japon otomobil modeli olmasıyla önemli bir yere sahip oldu. Umarız testimizi beğenirsiniz, iyi seyirler...

Efsane AE101 Corolla'nın abisi | Toyota Carina E

 6 aylar önce

 Dünyanın en çok satılan modeli olan Toyota Corolla'nın şüphesiz en efsane kasası; 1991-1999 yılları arasında üretilmiş olan AE101 (E100) diyebiliriz. AE101'in sahip olduğu tasarım, konfor ve performans özellikleri o kadar dengeliydi ki, araç hem ülkemizde hem de dünyada en sevilen Toyota modellerinden bir tanesi olmayı başardı. Diğer taraftan; C Segmenti'nde kendini kanıtlamış olan AE101 kasa Corolla ile aynı dönemlerde üretilmiş bir de D Segmenti abisi Toyota Corona modeli yer alıyordu. Ülkemizde de AE101 ile aynı dönemlerde satılan bu araç, daha sonra isim değişikliğine giderek Carina E olarak satılmaya başlandı. Yaklaşık da 3 yıl bu şekilde piyasaya sunuldu. İşte biz de bugün; AE101 kasa Toyota Corolla ile benzer ancak çok daha üst özelliklere sahip olan Toyota Carina E modelini detaylı bir şekilde inceleyip, testini gerçekleştireceğiz. Testini gerçekleştireceğimiz araç; oldukça temiz ve itina ile kullanılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Gerek performansı gerekse de konforu ile, döneminin başarılı D Segmenti modellerinden bir tanesi olduğunu da bize hemen gösterdi. Ayrıca o dönem sahip olduğumuz D Segmenti modellerden bir tanesi olan, yine bir efsane A kasa Opel Vectra GT ile Carina E'nin sürüş ve konfor özelliklerini karşılaştırma şansımız oldu. Bu konudaki tüm tecrübelerimizi testimiz sırasında aktarmaya gayret ettik. Bu arada kanalımızda ağırlıklı olarak Alman ve Amerikan otomobillerinin testleri mevcut. Daha önceden Japon otomobillerinden sadace Mazda MX-5 Miata Roadster testimiz yer alıyordu. Toyota Carina E, yayınladığımız 2. Japon otomobil modeli olmasıyla önemli bir yere sahip oldu. Umarız testimizi beğenirsiniz, iyi seyirler...

Çalışma Odalı VIP Otobüs | Setra S 411 HD Topclass | TR'de Tek

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda; Müzelerde bile görmenin bile imkansıza yakın olduğu 2-3 milyon Euro değere sahip klasik araçlardan tutun, yollarda her gün görmeye alışık olduğumuz araçların terk edilmiş, toz içindeki örnekleri de dahil olmak üzere birçok farklı aracı inceliyoruz. Ayrıca otobüs ve kamyon gibi ağır vasıta araçları incelemeyi de çok ama çok seviyoruz. Bu doğrultuda daha önce; ülkemiz yollarının iki efsane otobüs modeli olan, Mercedes O302 ve Mercedes O303 modellerini detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise konforu ile gönüllerde taht kuran bir diğer Alman marka Setra'nın en üst düzey konfor seviyesine sahip Topclass serisinden Setra S 411 HD modelini test edeceğiz. Ankara'nın köklü ulaşım firmalarından Bektaşlar Turizm'in filosunda yer alan bu harika otobüs, daha önce Türkiye'nin en büyük holdinglerinden bir tanesinin sahibi tarafndan makam otobüsü olarak kullanılmış. Yani sadece Topclass olarak adlandırılan üst seriden değil, ayrca içerisinde çalışma odası bile barındıran VIP olarak adlandırılabilecek çok lüks bir otobüs olmasıyla öne çıkıyor. Testimiz sırasında Setra'nın tarihinden kısaca bahsedip, markanın çıkış noktası ve günümüzde ne duruma olduğundan da bahsedeceğiz. Sonrasında ise motor özelliklerinden bahsedeceğiz. Ardından da yola koyulacak, aracın konfor özelliklerini doğrudan sürüşte tecrübe edeceğiz. Tabi otobüs testlerimizin olmazsa olmazı motor, egzoz ve retarder sesleri de testimizde yoğun bir şekilde yer alacak. Tabi aracımızın lüks bir otobüs olduğu da unutulmamalı. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

Çalışma Odalı VIP Otobüs | Setra S 411 HD Topclass | TR'de Tek

 7 aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda; Müzelerde bile görmenin bile imkansıza yakın olduğu 2-3 milyon Euro değere sahip klasik araçlardan tutun, yollarda her gün görmeye alışık olduğumuz araçların terk edilmiş, toz içindeki örnekleri de dahil olmak üzere birçok farklı aracı inceliyoruz. Ayrıca otobüs ve kamyon gibi ağır vasıta araçları incelemeyi de çok ama çok seviyoruz. Bu doğrultuda daha önce; ülkemiz yollarının iki efsane otobüs modeli olan, Mercedes O302 ve Mercedes O303 modellerini detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise konforu ile gönüllerde taht kuran bir diğer Alman marka Setra'nın en üst düzey konfor seviyesine sahip Topclass serisinden Setra S 411 HD modelini test edeceğiz. Ankara'nın köklü ulaşım firmalarından Bektaşlar Turizm'in filosunda yer alan bu harika otobüs, daha önce Türkiye'nin en büyük holdinglerinden bir tanesinin sahibi tarafndan makam otobüsü olarak kullanılmış. Yani sadece Topclass olarak adlandırılan üst seriden değil, ayrca içerisinde çalışma odası bile barındıran VIP olarak adlandırılabilecek çok lüks bir otobüs olmasıyla öne çıkıyor. Testimiz sırasında Setra'nın tarihinden kısaca bahsedip, markanın çıkış noktası ve günümüzde ne duruma olduğundan da bahsedeceğiz. Sonrasında ise motor özelliklerinden bahsedeceğiz. Ardından da yola koyulacak, aracın konfor özelliklerini doğrudan sürüşte tecrübe edeceğiz. Tabi otobüs testlerimizin olmazsa olmazı motor, egzoz ve retarder sesleri de testimizde yoğun bir şekilde yer alacak. Tabi aracımızın lüks bir otobüs olduğu da unutulmamalı. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

20 yıl önce terk edilmiş Fiat Tempra SX AK şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde BMW'nin ilk 3 serisi olan E21 kasa 316 modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Ankara'nın zamanında tek polis çekicisi olan Ford Transit Çekici incelemesi sırasında kendisini gösteren ve siz takipçilerimizden çok büyük istek alan, ülkemizde de üretilen, 90'lı yılların efsane aile otomobili Fiat Tempra modelinde. Yaklaşık 20 yıl önce Tozlu Garaj'da bulunduğu yere getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından ağır bir şekilde kirletilmiş olsa da, sahip olduğu kondisyonu ile bizleri gerçekten de şaşırttı. Üstelik aracın kilometre değeri de oldukça düşük. Bu derece düşük km değerine sahip, orijinalliği korunmuş bir Fiat Tempra, ülkemizde iki elin parmaklarını zor geçiyordur diye düşünüyoruz. Biz de tozlar içindeki bu efsane aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve hatta altını sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yılın ardından motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım yaklaşık 20 yıldır çalıştırılmayan Tempra SX AK, çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

20 yıl önce terk edilmiş Fiat Tempra SX AK şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 7 aylar önce

 Tozlu Garaj gezimizin geçen bölümünde BMW'nin ilk 3 serisi olan E21 kasa 316 modelini incelemiş, motorunu çalıştırmayı denemiştik. Şimdi ise sıra; Ankara'nın zamanında tek polis çekicisi olan Ford Transit Çekici incelemesi sırasında kendisini gösteren ve siz takipçilerimizden çok büyük istek alan, ülkemizde de üretilen, 90'lı yılların efsane aile otomobili Fiat Tempra modelinde. Yaklaşık 20 yıl önce Tozlu Garaj'da bulunduğu yere getirilen araç, her zamanki gibi toz içinde ve güvercinler tarafından ağır bir şekilde kirletilmiş olsa da, sahip olduğu kondisyonu ile bizleri gerçekten de şaşırttı. Üstelik aracın kilometre değeri de oldukça düşük. Bu derece düşük km değerine sahip, orijinalliği korunmuş bir Fiat Tempra, ülkemizde iki elin parmaklarını zor geçiyordur diye düşünüyoruz. Biz de tozlar içindeki bu efsane aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Dışını, içini ve hatta altını sizlere göstereceğiz. Ayrıca 20 yılın ardından motorunu çalıştırmayı da deneyeceğiz. Bakalım yaklaşık 20 yıldır çalıştırılmayan Tempra SX AK, çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Hangisinin sesi daha güzel? BMW F82 M4 GTS | E92 M3 GTS | E46 M3 CSL |  E30 M3

 İzmir'de yer alan ve Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise sayılı otomobil müzelerinden bir tanesi olan KEY Müzesi gezimiz tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde müzenin en nadide parçalarından bir tanesi olan "20. Yüzyılın Spor Otomobili" Mercedes 300SL Gullwing modelini hem detaylı bir şekilde incelemiş, hem de sürüşünü tecrübe etmiştik. Şimdi ise farklı bir kulvara atlıyoruz. Müzede yer alan ve sınırlı sayıda üretilen M3 ve M4 modellerine geçiyoruz. Bu doğrultuda "Hangi M3 / M4 sesi daha güzel?" şeklinde bir ses karşılaştırması yapmak istedik. Bu arada "Sınırlı sayıda üretilen" kısmını açmakta da fayda var. Testimizde yer alan ve sınırlı bir seri olmayan tek araç BMW E30 M3 modeli. Bu aracın EVO I, EVO II ve Sport EVO gibi sınırılı sayıda üretilen versiyonlarının yanında, çok az sayıda üretilen ve ünlü BMW Yarışçıları'na adanmış çok az sayıda üretilen versiyonları da yer alıyor. Bizim aracımız ise 1987 model normal bir E30 M3 modeli. Diğer taraftan ses karşılaştırmamızda yer alan diğer modellerden; 2003 model BMW M3 CSL E46 kasa 1400 adet, 2001 model BMW M3 GTS E92 kasa sadece 136 adet ve 2016 model BMW M4 GTS F82 kasa 700 adet üretildi. Bu seriler sahip oldukları fiyat etiketleri ile de, standart M3 / M4 modellerini en az ikiye katlamış durumdalar. Ayrıca performansları da daha yüksek. Kısacası çok ama çok özel versiyonlar. M3 GTS ve M4 GTS modellerinden ise ülkemizde toplamda en fazla bir elin parmakları kadar araç yer alıyor. Biz yaptığımız bu karşılaştırma sırasında ses ziyafeti yaşadık ve size de yaşattırmak istedik. Eminiz ki bizim yerimizde olmak isteyeceksiniz :) Karşılaştırmayı kulaklık ile dinlemenizi tavsiye eder, iyi seyirler dileriz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. Anlatım: Etem Sayın Çekim ve Kurgu: Burçin Sayın

Hangisinin sesi daha güzel? BMW F82 M4 GTS | E92 M3 GTS | E46 M3 CSL | E30 M3

 7 aylar önce

 İzmir'de yer alan ve Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise sayılı otomobil müzelerinden bir tanesi olan KEY Müzesi gezimiz tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde müzenin en nadide parçalarından bir tanesi olan "20. Yüzyılın Spor Otomobili" Mercedes 300SL Gullwing modelini hem detaylı bir şekilde incelemiş, hem de sürüşünü tecrübe etmiştik. Şimdi ise farklı bir kulvara atlıyoruz. Müzede yer alan ve sınırlı sayıda üretilen M3 ve M4 modellerine geçiyoruz. Bu doğrultuda "Hangi M3 / M4 sesi daha güzel?" şeklinde bir ses karşılaştırması yapmak istedik. Bu arada "Sınırlı sayıda üretilen" kısmını açmakta da fayda var. Testimizde yer alan ve sınırlı bir seri olmayan tek araç BMW E30 M3 modeli. Bu aracın EVO I, EVO II ve Sport EVO gibi sınırılı sayıda üretilen versiyonlarının yanında, çok az sayıda üretilen ve ünlü BMW Yarışçıları'na adanmış çok az sayıda üretilen versiyonları da yer alıyor. Bizim aracımız ise 1987 model normal bir E30 M3 modeli. Diğer taraftan ses karşılaştırmamızda yer alan diğer modellerden; 2003 model BMW M3 CSL E46 kasa 1400 adet, 2001 model BMW M3 GTS E92 kasa sadece 136 adet ve 2016 model BMW M4 GTS F82 kasa 700 adet üretildi. Bu seriler sahip oldukları fiyat etiketleri ile de, standart M3 / M4 modellerini en az ikiye katlamış durumdalar. Ayrıca performansları da daha yüksek. Kısacası çok ama çok özel versiyonlar. M3 GTS ve M4 GTS modellerinden ise ülkemizde toplamda en fazla bir elin parmakları kadar araç yer alıyor. Biz yaptığımız bu karşılaştırma sırasında ses ziyafeti yaşadık ve size de yaşattırmak istedik. Eminiz ki bizim yerimizde olmak isteyeceksiniz :) Karşılaştırmayı kulaklık ile dinlemenizi tavsiye eder, iyi seyirler dileriz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. Anlatım: Etem Sayın Çekim ve Kurgu: Burçin Sayın

MERCEDES 300SL GULLWING test ettik!

 1885 yılında içten yanmalı bir motor ilk kez bir arabada kullanıldı. Günümüz modern otomobillerinin temelleri de işte tam olarak Patentwagen olarak geçen bu model ile atılmış oldu. Mercedes markasının yaratıcılarından Karl Benz tarafından icat edilen bu araç, Alman markanın otomobil tarihinde ne kadar önemli bir yeri olduğunu da vurgular nitelikte. Bu ve bunun gibi otomobil tarihine damga vurmuş onlarca önemli modele sahip olan Mercedes'in, lüks anlamında en önemli modeli olan 600 Pullman modelini daha önce detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise sportiflik anlamında en önemli modeli olan Mercedes 300SL Gullwing modelini test edeceğiz. İzmir'de yer alan ve Türkiye'nin en büyük, dünyanın da sayılı otomobil müzelerinden bir tanesi KEY Müzesi'nde yer alan şaheser gibi Mercedes 300SL Gullwing, bizi gerçekten de inanılmaz bir şekilde etkiledi. Aracı hem en ince noktasına kadar inceledik, hem de görmesi bile imkansıza yakın olan efsane bir otomobilin sürüşünü tecrübe etme şansını yakaladık. 1900-1999 yılları arasında üretilen tüm spor otomobiller arasında birinci seçilerek "20. Yüzyılın Spor Otomobili" unvanına hak kazanan 300SL Gullwing, ne kadar önemli bir otomobil olduğunu, elde ettiği bu muazzam başarı ile de fazlası ile kanıtlıyor. Dönemine göre bakıldığı zaman ise, sahip olduğu teknolojilerle insanı şaşırtmayı başarıyor. Ayrıca aracın sahip olduğu tasarım detayları, günümüz Mercedes modellerinde hala yaygın bir şekilde kullanılmaya devam ediliyor. Testimiz sırasında bizlerden hiçbir yardımı esirgemeyen ve böyle efsane bir aracı test etme imkanını veren E. Özgörkey Grubu'na ve KEY Müzesi Müdürü Efe Uygur Bey'e sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler :) Anlatım: Etem Sayın Çekim ve Kurgu: Burçin Sayın Kevin MacLeod sanatçısının Ghost Dance adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100573 Sanatçı: incompetech.com/

MERCEDES 300SL GULLWING test ettik!

 7 aylar önce

 1885 yılında içten yanmalı bir motor ilk kez bir arabada kullanıldı. Günümüz modern otomobillerinin temelleri de işte tam olarak Patentwagen olarak geçen bu model ile atılmış oldu. Mercedes markasının yaratıcılarından Karl Benz tarafından icat edilen bu araç, Alman markanın otomobil tarihinde ne kadar önemli bir yeri olduğunu da vurgular nitelikte. Bu ve bunun gibi otomobil tarihine damga vurmuş onlarca önemli modele sahip olan Mercedes'in, lüks anlamında en önemli modeli olan 600 Pullman modelini daha önce detaylı bir şekilde incelemiştik. Şimdi ise sportiflik anlamında en önemli modeli olan Mercedes 300SL Gullwing modelini test edeceğiz. İzmir'de yer alan ve Türkiye'nin en büyük, dünyanın da sayılı otomobil müzelerinden bir tanesi KEY Müzesi'nde yer alan şaheser gibi Mercedes 300SL Gullwing, bizi gerçekten de inanılmaz bir şekilde etkiledi. Aracı hem en ince noktasına kadar inceledik, hem de görmesi bile imkansıza yakın olan efsane bir otomobilin sürüşünü tecrübe etme şansını yakaladık. 1900-1999 yılları arasında üretilen tüm spor otomobiller arasında birinci seçilerek "20. Yüzyılın Spor Otomobili" unvanına hak kazanan 300SL Gullwing, ne kadar önemli bir otomobil olduğunu, elde ettiği bu muazzam başarı ile de fazlası ile kanıtlıyor. Dönemine göre bakıldığı zaman ise, sahip olduğu teknolojilerle insanı şaşırtmayı başarıyor. Ayrıca aracın sahip olduğu tasarım detayları, günümüz Mercedes modellerinde hala yaygın bir şekilde kullanılmaya devam ediliyor. Testimiz sırasında bizlerden hiçbir yardımı esirgemeyen ve böyle efsane bir aracı test etme imkanını veren E. Özgörkey Grubu'na ve KEY Müzesi Müdürü Efe Uygur Bey'e sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler :) Anlatım: Etem Sayın Çekim ve Kurgu: Burçin Sayın Kevin MacLeod sanatçısının Ghost Dance adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100573 Sanatçı: incompetech.com/

25 yıl önce terk edilmiş BMW 316 (E21) şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 Tozlu garajımızda gezimiz tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde 1981 model Alman Ford Taunus Ghia aracımızı incelemiştik. Şimdi ise sıra garajın en kirli araçlarından bir tanesi olan E21 kasa BMW 316 modelinde. Çok güzel iç ve dış kombinasyona sahip bu aracı her açıdan inceleyecek, 25 yıldır çalıştırılmayan motorunu da çalıştırmayı deneyeceğiz. Bakalım güvercin gübresine bulanmış BMW 316 ne durumda ve motoru da çalışacak mı?

25 yıl önce terk edilmiş BMW 316 (E21) şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 7 aylar önce

 Tozlu garajımızda gezimiz tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde 1981 model Alman Ford Taunus Ghia aracımızı incelemiştik. Şimdi ise sıra garajın en kirli araçlarından bir tanesi olan E21 kasa BMW 316 modelinde. Çok güzel iç ve dış kombinasyona sahip bu aracı her açıdan inceleyecek, 25 yıldır çalıştırılmayan motorunu da çalıştırmayı deneyeceğiz. Bakalım güvercin gübresine bulanmış BMW 316 ne durumda ve motoru da çalışacak mı?

30 yıl önce terk edilmiş Ford Taunus şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 100'ün üzerinde terk edilmiş aracın yer aldığı Tozlu Garaj'ımızda ilk incelememiz siz takipçilerimiz tarafından ilgi gördü ve biz de bu doğrultuda serimize devam etmeye karar verdik. İlk bölümde Ankara'nın 1975 yılında Emniyet Müdürlüğü'nde tek olan Ford Transit çekicisini incelemiştik. Tozlu Garaj'a çekildikten sonra, 25 yıl burada kullanılmadan muhafaza edilen aracın motorunu basit bir nedenden dolayı çalıştırmayı başaramamıştık. Şimdi ise garajda yer alan bir diğer Ford modeli, Ford Taunus Ghia'yı inceleyeceğiz. Alman üretimi olan bu özel Ford Taunus Ghia, yaklaşk 30 yıl önce bulunduğu yere getirilmiş. O günden beri de yeri, en fazla birkaç kez itilmek suretiyle değiştirilmiş. Biz de bu aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Ayrıca motorunu çalıştırmayı d deneyeceğiz. Bakalım yaklaşık 30 yıldır çalıştırılmayan aracımız, bu seferki videomuzda çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

30 yıl önce terk edilmiş Ford Taunus şimdi ne durumda? Çalışacak mı?

 7 aylar önce

 100'ün üzerinde terk edilmiş aracın yer aldığı Tozlu Garaj'ımızda ilk incelememiz siz takipçilerimiz tarafından ilgi gördü ve biz de bu doğrultuda serimize devam etmeye karar verdik. İlk bölümde Ankara'nın 1975 yılında Emniyet Müdürlüğü'nde tek olan Ford Transit çekicisini incelemiştik. Tozlu Garaj'a çekildikten sonra, 25 yıl burada kullanılmadan muhafaza edilen aracın motorunu basit bir nedenden dolayı çalıştırmayı başaramamıştık. Şimdi ise garajda yer alan bir diğer Ford modeli, Ford Taunus Ghia'yı inceleyeceğiz. Alman üretimi olan bu özel Ford Taunus Ghia, yaklaşk 30 yıl önce bulunduğu yere getirilmiş. O günden beri de yeri, en fazla birkaç kez itilmek suretiyle değiştirilmiş. Biz de bu aracın her tarafını detaylı bir şekilde inceleyip, durumunu kontrol edeceğiz. Ayrıca motorunu çalıştırmayı d deneyeceğiz. Bakalım yaklaşık 30 yıldır çalıştırılmayan aracımız, bu seferki videomuzda çalışacak mı? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

BMW E30 316i; Ah nerede o eski BMW böbreği

 Sportif otomobil modelleri ile her zaman kendinden söz ettirmeyi başarmış olan BMW'nin en popüler modellerinden belki de en önemlisi 3 Serisi'dir. 1970'li yıllarda E21 kasa ile başlayan 3 Serisi macerası, günümüzde geçtiğimiz aylarda tanıtılan G20 kasa ile devam ediyor. Diğer taraftan, tüm 3 Serisi kasaları içerisinde belki de en hayran olunan jenerasyon E30 olarak adlandırılan 2.jenerasyondur diye düşünüyoruz. İşte biz de bugün, BMW E30 modelini test edip, BMW 3 Serisi tarihini de kısaca sizlere anlatacağız. Testimize konuk olan araç ise; temiz ve oldukça orijinal sayılabilecek bir 316i. Serinin en düşük motoruna sahip olan bu bu araç, metalik lacivert rengi ile de oldukça şık bir görünüme sahip. Motor ve aktarma kondisyonu da başarı olan E30 316i aracımız, bazı küçük kusurlara sahip olsa da, orijinalliği korunması açısından bu parça değişiklikleri yapılmamış. Testimiz sırasında araç sahibi Bora Bey'de bize katıldı ve E30 konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları izah etti. Satın almak isteyenler için faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Nedimoğlu

BMW E30 316i; Ah nerede o eski BMW böbreği

 7 aylar önce

 Sportif otomobil modelleri ile her zaman kendinden söz ettirmeyi başarmış olan BMW'nin en popüler modellerinden belki de en önemlisi 3 Serisi'dir. 1970'li yıllarda E21 kasa ile başlayan 3 Serisi macerası, günümüzde geçtiğimiz aylarda tanıtılan G20 kasa ile devam ediyor. Diğer taraftan, tüm 3 Serisi kasaları içerisinde belki de en hayran olunan jenerasyon E30 olarak adlandırılan 2.jenerasyondur diye düşünüyoruz. İşte biz de bugün, BMW E30 modelini test edip, BMW 3 Serisi tarihini de kısaca sizlere anlatacağız. Testimize konuk olan araç ise; temiz ve oldukça orijinal sayılabilecek bir 316i. Serinin en düşük motoruna sahip olan bu bu araç, metalik lacivert rengi ile de oldukça şık bir görünüme sahip. Motor ve aktarma kondisyonu da başarı olan E30 316i aracımız, bazı küçük kusurlara sahip olsa da, orijinalliği korunması açısından bu parça değişiklikleri yapılmamış. Testimiz sırasında araç sahibi Bora Bey'de bize katıldı ve E30 konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları izah etti. Satın almak isteyenler için faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler. Çekimler: Etem Sayın - Abdurrahman Ulupınar Kurgu: Burçin Nedimoğlu

25 yıl önce terk edilmiş Ford Transit Polis Çekicisi'ni inceliyoruz.

 Hafta içi yayınlayacağımız yepyeni bir seriye başlıyoruz. "Tozlu Garaj Günlükleri". Bu serimizde, daha önce sizlere tanıttığımız Tozlu Garaj'ımızda yer alan ve çok uzun süre önce buraya getirilmiş 100'ün üzerinde aracı detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Hem bu araçların özelliklerinden kısa bir şekilde bahsedeceğiz, hem de araçlara yılların verdiği etkiyi hep beraber görme fırsatı bulacağız. Tozlu Garaj Günlükleri serimizin ilk konuğu ise yaklaşık 30 yıl önce devletten satın alındıktan sonra bir süre kullanılan, ve daha sonra da Tozlu Garaj'a getirilerek 25 yıldır burada muhafaza edilen Ford Transit Çekici. İncelediğimiz çekici sıradan bir çekici de değil. 1975 yılında Ankara'da kullanılmış olan tek Polis çekicisi olan bu araç, artık yeni yerinde tozlu bir şekilde dinleniyor. Umarız yeni serimizi beğenirsiniz. İyi seyirler...

25 yıl önce terk edilmiş Ford Transit Polis Çekicisi'ni inceliyoruz.

 7 aylar önce

 Hafta içi yayınlayacağımız yepyeni bir seriye başlıyoruz. "Tozlu Garaj Günlükleri". Bu serimizde, daha önce sizlere tanıttığımız Tozlu Garaj'ımızda yer alan ve çok uzun süre önce buraya getirilmiş 100'ün üzerinde aracı detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Hem bu araçların özelliklerinden kısa bir şekilde bahsedeceğiz, hem de araçlara yılların verdiği etkiyi hep beraber görme fırsatı bulacağız. Tozlu Garaj Günlükleri serimizin ilk konuğu ise yaklaşık 30 yıl önce devletten satın alındıktan sonra bir süre kullanılan, ve daha sonra da Tozlu Garaj'a getirilerek 25 yıldır burada muhafaza edilen Ford Transit Çekici. İncelediğimiz çekici sıradan bir çekici de değil. 1975 yılında Ankara'da kullanılmış olan tek Polis çekicisi olan bu araç, artık yeni yerinde tozlu bir şekilde dinleniyor. Umarız yeni serimizi beğenirsiniz. İyi seyirler...

Alfa Romeo Brera 3.2  V6  Q4 - Amerikan Alfa'sı

 İtalyan Alfa Romeo markası, günümüze kadar gelebilmeyi başarmış otomobil markaları arasında, şüphesiz en şanlı yarış geçmişine sahip markalardan bir tanesidir. Ayrıca Ferrari'nin kurucusu Enzo Ferrari de Alfa Romeo'dan yetişmiş çok başarılı bir yarış pilotuydu. Tüm bunların yanında Busso adıyla anılan V6 motoru ile bir dönem gönüllerde taht kurmuştu. Biz de geçtiğimiz aylarda 3.2 V6 Busso motora sahip bir Alfa Romeo GT modelini büyük bir zevk ile test etmiştik. Şimdi ise 3.2 V6 motora sahip 2006 model bir Alfa Romeo Brera modelini detaylı bir şekilde inceleyip, test edeceğiz. Test edeceğimiz Alfa Romeo Brera bu serinin en üst özelliklerine sahip olan bir versiyon. Modelin ürün gamında 2.2lt atmosferik-benzin motordan, 1.75lt turbo-benzin motora ve 2 farklı dizel motora kadar çok farklı 4 silindirli seçenekler yer alıyordu. Serinin en üstünde ise test ettiğimiz V6 silindirli 3.2lt atmosferik-benzin motor yer alıyor. Ayrıca Alfa Romeo'nun 4x4 çekiş seçeneği Q4 de bazı modellerde opsiyon listesindeydi. İşte test ettiğimiz araç tam olarak bu özelliğe de sahip olmasıyla öne çıkıyor. Tüm bunların yanında bir de 3.2lt motorda bulması oldukça zor olan 6 ileri manuel şanzımana sahip olması, test ettiğimiz Brera'yı diğer versiyonlar arasında adeta eşsiz bir duruma getiriyor. Aracın bir diğer önemli noktası ise Amerikan köklerine sahip olan yapısı. Videomuzda bu konu üzerinde de detaylı bir şekilde durduk. Ayrıca daha önce test ettiğimiz Alfa Romeo GT 3.2 V6 Busso ile de birçok özelliğini karşılaştırdık. Oldukça yakından tanıdığımız GT'nin sürüş, ses, konfor ve diğer bazı özelliklerini Brera ile yan yana koymaya gayret ettik. Umarız testimizi ve videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Alfa Romeo Brera 3.2 V6 Q4 - Amerikan Alfa'sı

 7 aylar önce

 İtalyan Alfa Romeo markası, günümüze kadar gelebilmeyi başarmış otomobil markaları arasında, şüphesiz en şanlı yarış geçmişine sahip markalardan bir tanesidir. Ayrıca Ferrari'nin kurucusu Enzo Ferrari de Alfa Romeo'dan yetişmiş çok başarılı bir yarış pilotuydu. Tüm bunların yanında Busso adıyla anılan V6 motoru ile bir dönem gönüllerde taht kurmuştu. Biz de geçtiğimiz aylarda 3.2 V6 Busso motora sahip bir Alfa Romeo GT modelini büyük bir zevk ile test etmiştik. Şimdi ise 3.2 V6 motora sahip 2006 model bir Alfa Romeo Brera modelini detaylı bir şekilde inceleyip, test edeceğiz. Test edeceğimiz Alfa Romeo Brera bu serinin en üst özelliklerine sahip olan bir versiyon. Modelin ürün gamında 2.2lt atmosferik-benzin motordan, 1.75lt turbo-benzin motora ve 2 farklı dizel motora kadar çok farklı 4 silindirli seçenekler yer alıyordu. Serinin en üstünde ise test ettiğimiz V6 silindirli 3.2lt atmosferik-benzin motor yer alıyor. Ayrıca Alfa Romeo'nun 4x4 çekiş seçeneği Q4 de bazı modellerde opsiyon listesindeydi. İşte test ettiğimiz araç tam olarak bu özelliğe de sahip olmasıyla öne çıkıyor. Tüm bunların yanında bir de 3.2lt motorda bulması oldukça zor olan 6 ileri manuel şanzımana sahip olması, test ettiğimiz Brera'yı diğer versiyonlar arasında adeta eşsiz bir duruma getiriyor. Aracın bir diğer önemli noktası ise Amerikan köklerine sahip olan yapısı. Videomuzda bu konu üzerinde de detaylı bir şekilde durduk. Ayrıca daha önce test ettiğimiz Alfa Romeo GT 3.2 V6 Busso ile de birçok özelliğini karşılaştırdık. Oldukça yakından tanıdığımız GT'nin sürüş, ses, konfor ve diğer bazı özelliklerini Brera ile yan yana koymaya gayret ettik. Umarız testimizi ve videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Anadol STC-16; Keşke devam etseydi...

 Otosan'ın girişimleri ile kurulan ilk Türk otomobil markası Anadol, üretildiği 1966-1991 yılları arasında birçok farklı model ile kendini gösterdi. Anadol A1 ile başlayan, A2 (SL) ile devam eden macera pikap modeli Otosan 500 ile sona erdi. Ayrıca "İlk Türk Spor Otomobili" olarak adlandırılan Anadol STC modeli de 70'li yıllarda 3 yıl üretimde kaldı."Süper Türk Canavarı" ifadesinde yer alan kelimelerin de ilk harflerine sahip olan STC'ye bu ad yakıştırılmıştı. İşte biz de bugün; oldukça az sayıda üretilmiş olan 1973 model STC'yi detaylı bir şekilde test edeceğiz. Testimize konuk olan Anadol STC, mükemmel bir şekilde restore edilmiş ve ilk günkü kondisyonuna sahip olmasıyla dikkat çekiyor. İzmir'de gerçekleştirdiğimiz çekimler sırasında, aracın sahibi Ömer Demirkurt Beyefendi ile çok hoş sohbetler gerçekleştirdik. Aracın yapım aşamalarına sürekli katkıda bulunan Ömer Bey, bazı parçaları da bizzat kendi elleri ile işlemiş. Her noktası tek tek elden geçen Antalya Sarısı Anadol STC adeta fabrikadan çıktığı gibi pırıl pırıl bir görünüme ve performansa sahip olmuş. Gerek inceleme anlatımı gerekse de test sürüşü sırasında nostaljik anlar yaşadığımız Anadol STC testimizde, zamanında büyük emekler ile ortaya çıkmış bir Türk spor otomobilinin günümüze taşınamamış olmasının hüznünü de fazlası ile yaşadık. 1970'li yılların başından bu güne kadar taşınabilseydi, aradan geçen 45 yılın ardından mutlaka ortaya başarılı bir Türk otomobili çıkardı diye düşünüyoruz. Bu kadar emek verilip özgün bir çalışma çıkması ardından sadece 3 yıl üretilerek ortadan kaybolmuş olması gerçekten de oldukça üzücü. Umarız size bu duygularımızı ve yaşadığımız nostaljik anları aktarabilmişizdir. İyi seyirler.

Anadol STC-16; Keşke devam etseydi...

 8 aylar önce

 Otosan'ın girişimleri ile kurulan ilk Türk otomobil markası Anadol, üretildiği 1966-1991 yılları arasında birçok farklı model ile kendini gösterdi. Anadol A1 ile başlayan, A2 (SL) ile devam eden macera pikap modeli Otosan 500 ile sona erdi. Ayrıca "İlk Türk Spor Otomobili" olarak adlandırılan Anadol STC modeli de 70'li yıllarda 3 yıl üretimde kaldı."Süper Türk Canavarı" ifadesinde yer alan kelimelerin de ilk harflerine sahip olan STC'ye bu ad yakıştırılmıştı. İşte biz de bugün; oldukça az sayıda üretilmiş olan 1973 model STC'yi detaylı bir şekilde test edeceğiz. Testimize konuk olan Anadol STC, mükemmel bir şekilde restore edilmiş ve ilk günkü kondisyonuna sahip olmasıyla dikkat çekiyor. İzmir'de gerçekleştirdiğimiz çekimler sırasında, aracın sahibi Ömer Demirkurt Beyefendi ile çok hoş sohbetler gerçekleştirdik. Aracın yapım aşamalarına sürekli katkıda bulunan Ömer Bey, bazı parçaları da bizzat kendi elleri ile işlemiş. Her noktası tek tek elden geçen Antalya Sarısı Anadol STC adeta fabrikadan çıktığı gibi pırıl pırıl bir görünüme ve performansa sahip olmuş. Gerek inceleme anlatımı gerekse de test sürüşü sırasında nostaljik anlar yaşadığımız Anadol STC testimizde, zamanında büyük emekler ile ortaya çıkmış bir Türk spor otomobilinin günümüze taşınamamış olmasının hüznünü de fazlası ile yaşadık. 1970'li yılların başından bu güne kadar taşınabilseydi, aradan geçen 45 yılın ardından mutlaka ortaya başarılı bir Türk otomobili çıkardı diye düşünüyoruz. Bu kadar emek verilip özgün bir çalışma çıkması ardından sadece 3 yıl üretilerek ortadan kaybolmuş olması gerçekten de oldukça üzücü. Umarız size bu duygularımızı ve yaşadığımız nostaljik anları aktarabilmişizdir. İyi seyirler.

VW GOLF MK1; Delifişek viraj faresi

 Alman VW markasının ilk ürettiği model olan Beetle'ın yerine daha modern ve C Segmenti'nde ihtiyaçları daha iyi karşılaması için üretilen Golf modeli ilk olarak 1974 yılında tanıtıldı. Günümüzde 7. jenerasyonu ile yoluna hala devam eden başarılı model, otomobil tarihinin en çok satılan otomobil modelleri arasında Toyota Corolla'nın ardından 2. sırada yer alıyor. Hemen ardından ise yerini aldığı, babası VW Beetle 3. sırada geliyor. Kısacası boynuz kulağı geçmiş ve biz de bugün VW Golf MK1 yani ilk jenerasyon Golf modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Test edeceğimiz 1978 model VW Golf MK1 ise; sahip olduğu motor ve teknik özellikler ile, günümüzde birçok araca taş çıkarabilecek dengeli bir performansa sahip. Sahibi tarafından 22 yıl önce satın alınan araç, o kadar başarılı ve yalın bir şekilde modifiye edilmiş ki, şapka çıkartmamak elde değil. Motorundan süspansiyonuna, şanzımanından iç detaylarına kadar daha ilk görüşte sizi etkilemeyi başarıyor. Dikkat çekici parlak turuncu rengi ile de; "Bu araçta bir şeyler var" diye düşünmenize neden oluyor. Aracın sahibi Burak Bey, mesleğinin Makina Mühendisi olması nedeniyle de, aracın tüm detaylarını adeta nakış gibi işlemiş. En ufak civatasına kadar araç kendi ellerinden geçmiş. Öyle ki turuncu VW Golf MK1, kendisinden beklenmeyecek derecede yüksek bir performansa ve başarılı bir yol tutuşa sahip. Virajları bir gokart kabiliyeti ile dönen, sesi ile de bünyenizdeki adrenalini patlatan özelliklere sahip. Videomuzda hem VW Golf MK1!i sizlere detaylı bir şekilde anlatacağız, hem araç üzerinde ne gibi değişiklkler yapılmış teknik olarak izah edeceğiz, hem de bol aksiyonlu bir sürüş gerçekleştireceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

VW GOLF MK1; Delifişek viraj faresi

 8 aylar önce

 Alman VW markasının ilk ürettiği model olan Beetle'ın yerine daha modern ve C Segmenti'nde ihtiyaçları daha iyi karşılaması için üretilen Golf modeli ilk olarak 1974 yılında tanıtıldı. Günümüzde 7. jenerasyonu ile yoluna hala devam eden başarılı model, otomobil tarihinin en çok satılan otomobil modelleri arasında Toyota Corolla'nın ardından 2. sırada yer alıyor. Hemen ardından ise yerini aldığı, babası VW Beetle 3. sırada geliyor. Kısacası boynuz kulağı geçmiş ve biz de bugün VW Golf MK1 yani ilk jenerasyon Golf modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Test edeceğimiz 1978 model VW Golf MK1 ise; sahip olduğu motor ve teknik özellikler ile, günümüzde birçok araca taş çıkarabilecek dengeli bir performansa sahip. Sahibi tarafından 22 yıl önce satın alınan araç, o kadar başarılı ve yalın bir şekilde modifiye edilmiş ki, şapka çıkartmamak elde değil. Motorundan süspansiyonuna, şanzımanından iç detaylarına kadar daha ilk görüşte sizi etkilemeyi başarıyor. Dikkat çekici parlak turuncu rengi ile de; "Bu araçta bir şeyler var" diye düşünmenize neden oluyor. Aracın sahibi Burak Bey, mesleğinin Makina Mühendisi olması nedeniyle de, aracın tüm detaylarını adeta nakış gibi işlemiş. En ufak civatasına kadar araç kendi ellerinden geçmiş. Öyle ki turuncu VW Golf MK1, kendisinden beklenmeyecek derecede yüksek bir performansa ve başarılı bir yol tutuşa sahip. Virajları bir gokart kabiliyeti ile dönen, sesi ile de bünyenizdeki adrenalini patlatan özelliklere sahip. Videomuzda hem VW Golf MK1!i sizlere detaylı bir şekilde anlatacağız, hem araç üzerinde ne gibi değişiklkler yapılmış teknik olarak izah edeceğiz, hem de bol aksiyonlu bir sürüş gerçekleştireceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

MAZDA MX 5 Miata Roadster;  Rekortmen Üstü Açık

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda bu güne kadar ağırlıklı olarak Mercedes ve BMW gibi Alman markaları ile, Chevrolet, Ford ve Cadillac gibi Amerikan markalarına ait araçları test ettik. Ayrıca İtalyanlar'dan Alfa Romeo ve Fiat gibi markaların çeşitli modelleri konuğumuz oldu. Ancak şu ana kadar Japon otomobil markalarına ait bir model test etmemiştik. Takipçilerimizden gelen yoğun istek sonucunda ise artık yavaş yavaş Japon otomobil modellerine de el atmaya karar verdik. Bu doğrultuda ilk konuğumuz; Japon Mazda'nın en önemli modellerinden bir tanesi olan 2 kişilik bir Roadster Mazda MX-5 Miata modeli oldu. İlerleyen zamanlarda ilgi çekici Japon otomobil modelleri kanalımıza konuk olmaya devam edecek. Sahibi tarafından yıllar önce satın alınan bu harika kondisyondaki 1992 model ilk jenerasyon (NA) Mazda MX-5, önemsiz kozmetik hatalar haricinde gerçekten de neredeyse ilk günkü gibi pırıl pırıl bir görünüme sahip. Aynı şekilde başta motor olmak üzere teknik aksamları da son derece sağlıklı. Gerek motoru, gerek kaportası ve gerekse de iç yaşam alanı hiçbir şekilde oynanmamış ve ilk günkü orijinalliği ile korunmuş. Sahip olduğu hafif kasa ve küçük boyutları sayesinde küçük sayılabilecek bir motor ile de adeta afacan bir çocuk hissi veren MX-5, sürücü odaklı ve basit yapısı ile ne kadar önemli bir otomobil olduğunu size hissettiriyor. Adeta bir gokart edası ile virajları dönen aracı, soğuk bir havada üstü açık olarak test etmemize rağmen çok büyük zevk alarak kullandık. Umarız siz de ilk Japon otomobili testimiz Mazda MX-5 Miata Radster testimizi beğenirsiniz. İyi seyirler. dileriz...

MAZDA MX 5 Miata Roadster; Rekortmen Üstü Açık

 8 aylar önce

 Sekizsilindir TR-me kanalımızda bu güne kadar ağırlıklı olarak Mercedes ve BMW gibi Alman markaları ile, Chevrolet, Ford ve Cadillac gibi Amerikan markalarına ait araçları test ettik. Ayrıca İtalyanlar'dan Alfa Romeo ve Fiat gibi markaların çeşitli modelleri konuğumuz oldu. Ancak şu ana kadar Japon otomobil markalarına ait bir model test etmemiştik. Takipçilerimizden gelen yoğun istek sonucunda ise artık yavaş yavaş Japon otomobil modellerine de el atmaya karar verdik. Bu doğrultuda ilk konuğumuz; Japon Mazda'nın en önemli modellerinden bir tanesi olan 2 kişilik bir Roadster Mazda MX-5 Miata modeli oldu. İlerleyen zamanlarda ilgi çekici Japon otomobil modelleri kanalımıza konuk olmaya devam edecek. Sahibi tarafından yıllar önce satın alınan bu harika kondisyondaki 1992 model ilk jenerasyon (NA) Mazda MX-5, önemsiz kozmetik hatalar haricinde gerçekten de neredeyse ilk günkü gibi pırıl pırıl bir görünüme sahip. Aynı şekilde başta motor olmak üzere teknik aksamları da son derece sağlıklı. Gerek motoru, gerek kaportası ve gerekse de iç yaşam alanı hiçbir şekilde oynanmamış ve ilk günkü orijinalliği ile korunmuş. Sahip olduğu hafif kasa ve küçük boyutları sayesinde küçük sayılabilecek bir motor ile de adeta afacan bir çocuk hissi veren MX-5, sürücü odaklı ve basit yapısı ile ne kadar önemli bir otomobil olduğunu size hissettiriyor. Adeta bir gokart edası ile virajları dönen aracı, soğuk bir havada üstü açık olarak test etmemize rağmen çok büyük zevk alarak kullandık. Umarız siz de ilk Japon otomobili testimiz Mazda MX-5 Miata Radster testimizi beğenirsiniz. İyi seyirler. dileriz...

Türkiye'de İlk: BMW 850Ci İncelemesi (E31) - V12 Motorlu Lüks Coupe

 BMW'nin yeni 8 Serisi'ni 2018 yılında tanıtıldı ve bu harika model aradan geçen 20 yılın ardından tekrar karşımıza tekrar çıktı. Ancak bahsi geçen 20 yıl içerisinde E31 kasa'nın özlemi özellikle BMW hayranları arasında devam etti. E31 kasa 8 Serisi, 90'lı yılların çok önünde bir tasarıma, üst düzey teknolojiye ve lüks donanımlara sahipti. Ayrıca satışına ilk olarak başlana, E32 kasa 750il modelinde de yer alan ipek gibi çalışan V12 silindirli motoru ile de dikkat çekiyordu. Daha sonra V8 motora sahip versiyonları da satılmaya başlanmıştı. İşte biz de bugün; E38 kasa 7 Serisi'nde de kullanılan daha yeni jenerasyon V12 silindirli motora sahip 1998 model BMW 850Ci modelini detaylı bir şekilde inceleyip, sürüşünü de test edeceğiz. Testini gerçekleştireceğimiz araç ise İzmir'de yer alıyor ve pırıl pırıl kondisyonu ile göz kamaştırıyor. BMW'nin en beğenilen iç-dış renk kombinasyonu ve bu temizliği ile de neredeyse ülkemizde yer alan E31 kasa BMW 850Ci versiyonları arasında eşsiz denilebilir. Ayrıca testimizi harika koylara sahip İzmir-Foça yolunda gerçekleştirdiğimiz için aracın estetik güzelliği daha da ortaya çıktı. Sürüş esnasında ise hem aracın sürüş özelliklerinden, hem tasarımcısından ve tarihinden, hem de üretilmiş-üretilmemiş çok farklı model versiyonlarından detaylı bir şekilde bahsedeceğiz. Bu harika aracın tüm özelliklerini sizlere aktarmaya çalışacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz.

Türkiye'de İlk: BMW 850Ci İncelemesi (E31) - V12 Motorlu Lüks Coupe

 8 aylar önce

 BMW'nin yeni 8 Serisi'ni 2018 yılında tanıtıldı ve bu harika model aradan geçen 20 yılın ardından tekrar karşımıza tekrar çıktı. Ancak bahsi geçen 20 yıl içerisinde E31 kasa'nın özlemi özellikle BMW hayranları arasında devam etti. E31 kasa 8 Serisi, 90'lı yılların çok önünde bir tasarıma, üst düzey teknolojiye ve lüks donanımlara sahipti. Ayrıca satışına ilk olarak başlana, E32 kasa 750il modelinde de yer alan ipek gibi çalışan V12 silindirli motoru ile de dikkat çekiyordu. Daha sonra V8 motora sahip versiyonları da satılmaya başlanmıştı. İşte biz de bugün; E38 kasa 7 Serisi'nde de kullanılan daha yeni jenerasyon V12 silindirli motora sahip 1998 model BMW 850Ci modelini detaylı bir şekilde inceleyip, sürüşünü de test edeceğiz. Testini gerçekleştireceğimiz araç ise İzmir'de yer alıyor ve pırıl pırıl kondisyonu ile göz kamaştırıyor. BMW'nin en beğenilen iç-dış renk kombinasyonu ve bu temizliği ile de neredeyse ülkemizde yer alan E31 kasa BMW 850Ci versiyonları arasında eşsiz denilebilir. Ayrıca testimizi harika koylara sahip İzmir-Foça yolunda gerçekleştirdiğimiz için aracın estetik güzelliği daha da ortaya çıktı. Sürüş esnasında ise hem aracın sürüş özelliklerinden, hem tasarımcısından ve tarihinden, hem de üretilmiş-üretilmemiş çok farklı model versiyonlarından detaylı bir şekilde bahsedeceğiz. Bu harika aracın tüm özelliklerini sizlere aktarmaya çalışacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz.

Retarder nedir? Mercedes O303 ile retarder anlatımı - Efsane ses

 Birçok kişi uzun ve yorucu otobüs yolculukları yapmıştır ve özellikle de gece sessizliğinde daha belirgin ve karakteristik olarak duyulabilen gizemli bir uğultu sesi de bu yolculuklarda akıllarda kalmıştır. Bu ses, otobüs ve kamyon gibi ağır vasıta taşıtlarının sahip olduğu daha büyük motor, şanzıman, diferansiyel ve aktarma organlarının bir karışımı gibi duyulsa da, esas olarak retarder adındaki özel bir fren sisteminden kaynaklanmaktadır. Biz de bu yayınımızda Retarder sisteminin ne olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl çalıştığını sizlere tahtamızda Mercedes O303 eşliğinde anlatmaya çalışacağız. Yazılı anlatım linklerimiz; Retarder nedir? Ne işe yarar? www.sekizsilindir.com/2017/11/retarder-fren-nedir-neye-yarar.html Retarder nedir? 2.Bölüm - Motor Freni Retarder www.sekizsilindir.com/2017/11/motor-freni-retarder-nedir-nasil-calisir.html Retarder nedir? 3.Bölüm - Egzoz Freni (Back Pressure) Retarder www.sekizsilindir.com/2017/11/egzoz-freni-retarder-nedir.html

Retarder nedir? Mercedes O303 ile retarder anlatımı - Efsane ses

 9 aylar önce

 Birçok kişi uzun ve yorucu otobüs yolculukları yapmıştır ve özellikle de gece sessizliğinde daha belirgin ve karakteristik olarak duyulabilen gizemli bir uğultu sesi de bu yolculuklarda akıllarda kalmıştır. Bu ses, otobüs ve kamyon gibi ağır vasıta taşıtlarının sahip olduğu daha büyük motor, şanzıman, diferansiyel ve aktarma organlarının bir karışımı gibi duyulsa da, esas olarak retarder adındaki özel bir fren sisteminden kaynaklanmaktadır. Biz de bu yayınımızda Retarder sisteminin ne olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl çalıştığını sizlere tahtamızda Mercedes O303 eşliğinde anlatmaya çalışacağız. Yazılı anlatım linklerimiz; Retarder nedir? Ne işe yarar? www.sekizsilindir.com/2017/11/retarder-fren-nedir-neye-yarar.html Retarder nedir? 2.Bölüm - Motor Freni Retarder www.sekizsilindir.com/2017/11/motor-freni-retarder-nedir-nasil-calisir.html Retarder nedir? 3.Bölüm - Egzoz Freni (Back Pressure) Retarder www.sekizsilindir.com/2017/11/egzoz-freni-retarder-nedir.html

Mercedes (W220) AMG S55 Kompressor; Modifiyeli V8 & müthiş konfor

 Mercedes'in kendi bünyesinde yer alan performans departmanı AMG imzalı araçlar her zaman çok özel bir yere sahiptir. Performanslarının yanında kaslı ve vahşi görünüşleri ile de birçok kişiyi etkilemektedirler. Ayrıca F Segmenti'nin en beğenilen modeli S Serisi'nin de AMG versiyonları, performansın yanında konforu da en üst düzeyde sağlayan modeller olmasıyla bir tık öne çıkmaktadır. İşte biz de bugün, W220 kasa Mercedes S Serisi'nin en performanslı versiyonlarından bir tanesi olan AMG S55 Kompressor modelini kapsamlı bir şekilde test edeceğiz. Burada önemli olan noktalardan bir tanesi de şu. Test edeceğimiz Mercedes W220 AMG S55 Kompressor, sahibi Kemal Heper tarafından en üst düzey parçalarla abartılmadan modifiye edilmiş. Zaten üst düzey performansa sahip olan araç daha da güçlenmiş. Ayrıca sadece güç olarak değil, süspansiyon tarafında da ciddi eklentilere sahip. Bu sayede performans ve yol tutuş canavarı olduğu gibi, konfor olarak da S Serisi'nin konfor özelliklerini koruyabilmiş. Tabi V8 motorun dehşet sesini de unutmamak gerek. Hem rölantide, hem de sürüş sırasında insanın tüylerini diken diken eden mahşeri bir sese sahip olan Mercedes AMG S55 Kompressor, sürekli daha yüksek bir hıza çıkabilmek için sürücüsünü adeta dürtüyor. Kısacası fazla söze gerek yok diye düşünüyoruz ve sizi videomuzu izlemeye davet ediyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler :)

Mercedes (W220) AMG S55 Kompressor; Modifiyeli V8 & müthiş konfor

 9 aylar önce

 Mercedes'in kendi bünyesinde yer alan performans departmanı AMG imzalı araçlar her zaman çok özel bir yere sahiptir. Performanslarının yanında kaslı ve vahşi görünüşleri ile de birçok kişiyi etkilemektedirler. Ayrıca F Segmenti'nin en beğenilen modeli S Serisi'nin de AMG versiyonları, performansın yanında konforu da en üst düzeyde sağlayan modeller olmasıyla bir tık öne çıkmaktadır. İşte biz de bugün, W220 kasa Mercedes S Serisi'nin en performanslı versiyonlarından bir tanesi olan AMG S55 Kompressor modelini kapsamlı bir şekilde test edeceğiz. Burada önemli olan noktalardan bir tanesi de şu. Test edeceğimiz Mercedes W220 AMG S55 Kompressor, sahibi Kemal Heper tarafından en üst düzey parçalarla abartılmadan modifiye edilmiş. Zaten üst düzey performansa sahip olan araç daha da güçlenmiş. Ayrıca sadece güç olarak değil, süspansiyon tarafında da ciddi eklentilere sahip. Bu sayede performans ve yol tutuş canavarı olduğu gibi, konfor olarak da S Serisi'nin konfor özelliklerini koruyabilmiş. Tabi V8 motorun dehşet sesini de unutmamak gerek. Hem rölantide, hem de sürüş sırasında insanın tüylerini diken diken eden mahşeri bir sese sahip olan Mercedes AMG S55 Kompressor, sürekli daha yüksek bir hıza çıkabilmek için sürücüsünü adeta dürtüyor. Kısacası fazla söze gerek yok diye düşünüyoruz ve sizi videomuzu izlemeye davet ediyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler :)

DeSoto 200; Doç Kamyonet - Dede Yadigarı Emektar

 Sekizsilindir kanalımızda sadece otomobiller değil, dönemine damga vurmuş otobüs ve kamyon gibi ticari araçları da sizlere tanıtmaya gayret ediyoruz. Daha önce Mercedes O302 ve O303 gibi efsane otobüslerin yanında, dev gibi bir V10 motora sahip olmasına rağmen hava soğutma sistemi ile şaşırtan Magirus tanker konulu bir yayınımız da olmuştu. Şimdi ise; ülkemizin taşımacılık sektörüne büyük katkıları bulunan, birçoğumuzun bir yerlerde taşıma ihtiyacını karşılamış, ilk sahibi tarafından özenle muhafaza edilmiş ve bu günlere kadar gelmeyi başarmış 1970 model DeSoto 200, Nam-ı diğer "Doç" modelini inceleyeceğiz. Amerikan Chrysler ve Türk Askam ortaklığı ile 1960'lı yılların ortalarında ülkemizde üretilmeye başlanan bu araç ve sonraki türevleri, DeSoto, Dodge ve Fargo gibi markalar altında uzun yıllar üretilmiştir. Öyle ki; birçok kişi özellikle 90'lı yıllarda bu kamyonetler için Doç (Dodge) adını tercih etmiştir demek bile mümkün görünüyor. Kısacası Doç için aynen Selpak, Duşakabin..vs markaları gibi ürüne adını vermiş demek hiç de yanlış olmayacaktır. Zaten günümüzde bile, 2002 yılında üretimi sonlanan AS250 kamyonetler, özellikle şehiriçi yük ve moloz taşımacılığının vazgeçilmezi olmayı sürdürüyorlar. Testimiz esnasında; hem ülkemize uzun yıllar hizmet etmiş bu aracı en ince noktasına kadar inceledik, hem de aracın ilk sahibi olan beyefendinin torunundan hikayesini detaylı bir şekilde dinledik. Oldukça eğlenceli ve nostaljik saatlerin geçtiği bir günün ardından da, yüzümüzde koca bir gülümsemeyle DeSoto 200 ile vedalaştık. Umarız bu nostaljik ve eğlenceli saatleri sizlere de videomuzda yaşatmışızdır, İyi seyirler...

DeSoto 200; Doç Kamyonet - Dede Yadigarı Emektar

 9 aylar önce

 Sekizsilindir kanalımızda sadece otomobiller değil, dönemine damga vurmuş otobüs ve kamyon gibi ticari araçları da sizlere tanıtmaya gayret ediyoruz. Daha önce Mercedes O302 ve O303 gibi efsane otobüslerin yanında, dev gibi bir V10 motora sahip olmasına rağmen hava soğutma sistemi ile şaşırtan Magirus tanker konulu bir yayınımız da olmuştu. Şimdi ise; ülkemizin taşımacılık sektörüne büyük katkıları bulunan, birçoğumuzun bir yerlerde taşıma ihtiyacını karşılamış, ilk sahibi tarafından özenle muhafaza edilmiş ve bu günlere kadar gelmeyi başarmış 1970 model DeSoto 200, Nam-ı diğer "Doç" modelini inceleyeceğiz. Amerikan Chrysler ve Türk Askam ortaklığı ile 1960'lı yılların ortalarında ülkemizde üretilmeye başlanan bu araç ve sonraki türevleri, DeSoto, Dodge ve Fargo gibi markalar altında uzun yıllar üretilmiştir. Öyle ki; birçok kişi özellikle 90'lı yıllarda bu kamyonetler için Doç (Dodge) adını tercih etmiştir demek bile mümkün görünüyor. Kısacası Doç için aynen Selpak, Duşakabin..vs markaları gibi ürüne adını vermiş demek hiç de yanlış olmayacaktır. Zaten günümüzde bile, 2002 yılında üretimi sonlanan AS250 kamyonetler, özellikle şehiriçi yük ve moloz taşımacılığının vazgeçilmezi olmayı sürdürüyorlar. Testimiz esnasında; hem ülkemize uzun yıllar hizmet etmiş bu aracı en ince noktasına kadar inceledik, hem de aracın ilk sahibi olan beyefendinin torunundan hikayesini detaylı bir şekilde dinledik. Oldukça eğlenceli ve nostaljik saatlerin geçtiği bir günün ardından da, yüzümüzde koca bir gülümsemeyle DeSoto 200 ile vedalaştık. Umarız bu nostaljik ve eğlenceli saatleri sizlere de videomuzda yaşatmışızdır, İyi seyirler...

2 kış lastiği yeterli mi? 4 kış lastiğine göre ne kadar fark eder?

 2 kış lastiği yeterli olur mu? sorusu kış mevsimini şiddetini artırdığ şu günlerde birçok araç sahibinin aklında diyebiliriz. Yurdumuzda birçok bölgede kar yağışı gerçekleşirken, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde bulunan şehirlerde gece sıcaklıkları -10°C'nin bile altına düştü ve buzlanma olayları meydana gelmeye başladı. Ancak ülkemiz insanının bir kısmında kar düşmeden kış lastiği taktırmama alışkanlığı vardır. Bu durum bize güzel bir Karadeniz bölgesi atasözü olan "Hamsinin kulağına kar suyu kaçmadan yenmez" cümlesini hatırlatmaktadır. Diğer taraftan balığın yağlanması için havaların soğuması gerektiğini anlatan bu ifade kış lastiği takmak için kar yağmasını bekleyen kişilerin düşüncesinden çok daha mantıklı ve güzel bir sözdür. Videonun yazılı anlatımı için; www.sekizsilindir.com/2016/11/kis-lastigi-2-adet-cekis-aks.html

2 kış lastiği yeterli mi? 4 kış lastiğine göre ne kadar fark eder?

 9 aylar önce

 2 kış lastiği yeterli olur mu? sorusu kış mevsimini şiddetini artırdığ şu günlerde birçok araç sahibinin aklında diyebiliriz. Yurdumuzda birçok bölgede kar yağışı gerçekleşirken, özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde bulunan şehirlerde gece sıcaklıkları -10°C'nin bile altına düştü ve buzlanma olayları meydana gelmeye başladı. Ancak ülkemiz insanının bir kısmında kar düşmeden kış lastiği taktırmama alışkanlığı vardır. Bu durum bize güzel bir Karadeniz bölgesi atasözü olan "Hamsinin kulağına kar suyu kaçmadan yenmez" cümlesini hatırlatmaktadır. Diğer taraftan balığın yağlanması için havaların soğuması gerektiğini anlatan bu ifade kış lastiği takmak için kar yağmasını bekleyen kişilerin düşüncesinden çok daha mantıklı ve güzel bir sözdür. Videonun yazılı anlatımı için; www.sekizsilindir.com/2016/11/kis-lastigi-2-adet-cekis-aks.html

Chevrolet SSR; Üçü bir arada V8 silindirli Retro-Modern

 Amerikan otomobilleri, geçmişten bu güne kadar farklı tarzları ve geleneksel yüksek hacimli V8 motorları ile bir ekol olarak kendilerini kanıtlamışlardır. Her ne kadar geleneksel tipteki bu araçların günümüzde sayıları giderek azalsa da, bazı önemli modeller de hayatlarına devam ediyorlar. Diğer taraftan özellikle 2000'li yıllarda, Amerikan otomobil markaları 50'li yılların araçlarına atıfta bulunan retro tasarımlarla çeşitli denemeler yapmışlardı. Chrsyler Grubu'nun PT Cruiser ve Plymouth Prowler modelleri yanında, GM Grubu da birçok farklı kasa tasarımını bir arada sunan Chevrolet SSR ile kendini bu furyada göstermişti. İşte biz de bugün; Cabriolet, Pikap ve SUV kasaları bir arada sunan, oldukça sıradışı bir Retro-Modern otomobil olan Chevrolet SSR modelini test edeceğiz. Sahip olduğu geleneksel V8 motoru ile "Kaslı Amerikan" ifadesini fazlası ile hak eden, ancak bunun yanında üç farklı kasa tipini bir arada sunmasıyla farklı duygular yaşatan Chevrolet SSR için üretilmiş en ilginç otomobillerden bir tanesi demek bile mümkün görünüyor. Ayrıca sahip olduğu geleneksel yapıdaki V8 motoru da bu aracın tarzına tam olarak uymuş. Şimdi gelin bu ilginç aracı ve müthiş sese sahip V8 motorunu sizlere tanıtalım. İyi seyirler...

Chevrolet SSR; Üçü bir arada V8 silindirli Retro-Modern

 10 aylar önce

 Amerikan otomobilleri, geçmişten bu güne kadar farklı tarzları ve geleneksel yüksek hacimli V8 motorları ile bir ekol olarak kendilerini kanıtlamışlardır. Her ne kadar geleneksel tipteki bu araçların günümüzde sayıları giderek azalsa da, bazı önemli modeller de hayatlarına devam ediyorlar. Diğer taraftan özellikle 2000'li yıllarda, Amerikan otomobil markaları 50'li yılların araçlarına atıfta bulunan retro tasarımlarla çeşitli denemeler yapmışlardı. Chrsyler Grubu'nun PT Cruiser ve Plymouth Prowler modelleri yanında, GM Grubu da birçok farklı kasa tasarımını bir arada sunan Chevrolet SSR ile kendini bu furyada göstermişti. İşte biz de bugün; Cabriolet, Pikap ve SUV kasaları bir arada sunan, oldukça sıradışı bir Retro-Modern otomobil olan Chevrolet SSR modelini test edeceğiz. Sahip olduğu geleneksel V8 motoru ile "Kaslı Amerikan" ifadesini fazlası ile hak eden, ancak bunun yanında üç farklı kasa tipini bir arada sunmasıyla farklı duygular yaşatan Chevrolet SSR için üretilmiş en ilginç otomobillerden bir tanesi demek bile mümkün görünüyor. Ayrıca sahip olduğu geleneksel yapıdaki V8 motoru da bu aracın tarzına tam olarak uymuş. Şimdi gelin bu ilginç aracı ve müthiş sese sahip V8 motorunu sizlere tanıtalım. İyi seyirler...

Mercedes 600 Pullman'ları Rüya Garaj'dan nasıl çıkardık?

 İçerisinde başta Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları olmak üzere birçok özel aracı barındıran Rüya Garaj'ımızın yerini değiştirdiğimizi 3 hafta önce yayınladığımız bir videoda belirtmiştik. Ayrıca garajımızı yeni yerinde ve bazı yeni araçlarla sizlere tekrar tanıtmıştık. Şimdi ise bu garajın en özel 2 parçası olan Mercedes 600 Pullman'ları nasıl çıkartıp yeni yerine götürdüğümüzü sizlere göstereceğiz. Mevcut garajın yeri ise adeta ateşten gömlek ve oldukça sıkışık. Birçok yerinde kolonlar mevcut olması nedeniyle 6.3 metrelik bu dev araçlar ile manevra yapmak oldukça zor. 3 tona yakın ağırlıkları nedeniyle, araçları el ile iterek hareket ettirmek de pek mümkün değil. Bakalım çok değerli bu araçlar yeni garajlarına nasıl gidecekler. Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler :)

Mercedes 600 Pullman'ları Rüya Garaj'dan nasıl çıkardık?

 10 aylar önce

 İçerisinde başta Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları olmak üzere birçok özel aracı barındıran Rüya Garaj'ımızın yerini değiştirdiğimizi 3 hafta önce yayınladığımız bir videoda belirtmiştik. Ayrıca garajımızı yeni yerinde ve bazı yeni araçlarla sizlere tekrar tanıtmıştık. Şimdi ise bu garajın en özel 2 parçası olan Mercedes 600 Pullman'ları nasıl çıkartıp yeni yerine götürdüğümüzü sizlere göstereceğiz. Mevcut garajın yeri ise adeta ateşten gömlek ve oldukça sıkışık. Birçok yerinde kolonlar mevcut olması nedeniyle 6.3 metrelik bu dev araçlar ile manevra yapmak oldukça zor. 3 tona yakın ağırlıkları nedeniyle, araçları el ile iterek hareket ettirmek de pek mümkün değil. Bakalım çok değerli bu araçlar yeni garajlarına nasıl gidecekler. Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler :)

Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları - Rüya Garaj'ın yerini değiştirdik.

 1 Yıl önce yayınladığımız ve Cumhurbaşkanlığı eski makam araçlarının ağırlıklı olarak yer aldığı Rüya Garaj'ımız artık yeni yerine geçti. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar ve Meclis Başkanları tarafından kullanılan bu araçlar ile birlikte, eklenen bazı araçlarla toplamda 42 aracın yer aldığı rüya garajımızı sizlere tekrar tanıtıyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler.

Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları - Rüya Garaj'ın yerini değiştirdik.

 11 aylar önce

 1 Yıl önce yayınladığımız ve Cumhurbaşkanlığı eski makam araçlarının ağırlıklı olarak yer aldığı Rüya Garaj'ımız artık yeni yerine geçti. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar ve Meclis Başkanları tarafından kullanılan bu araçlar ile birlikte, eklenen bazı araçlarla toplamda 42 aracın yer aldığı rüya garajımızı sizlere tekrar tanıtıyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler.

1967 VW T1 35 yıl aradan sonra çalışacak mı? Coldstart - Bonus - Porsche 944

 Başta Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları olmak üzere birçok özel aracın bulunduğu garajımızda, yaklaşık 35-40 yıl önce Sağlık Bakanlığı'ndan satın alınmış özel mi özel bir de 1967 model VW T1 ambulans bulunuyor. Bu aracın en son satın alındığı tarihe çalıştırıldığı söyleniyor. Depolandığı farklı garajlara da hep çekici üzerinde çalıştırma denemesi olmadan getirilmiş ve götürülmüş. İşte biz de bugün bu özel ve orijinal aracı, aradan geçen 35-40 yılın ardından çalıştırmayı deneyeceğiz. Ayrıca aynı garajda yer alan sağdan direksiyonlu Porsche 944'ü de çalıştırmayı deneyeceğiz. Ancak garaj şartları ve ışık konusu kısıtlı olduğu için istediğimiz görüntü ve çekim kalitesini yakalayamadık. Yine de biz çok eğlendik ve güzel vakit geçirdik. Umarız siz de bizim aldığımız zevki videomuzdan alırsınız. İyi seyirler.

1967 VW T1 35 yıl aradan sonra çalışacak mı? Coldstart - Bonus - Porsche 944

 11 aylar önce

 Başta Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları olmak üzere birçok özel aracın bulunduğu garajımızda, yaklaşık 35-40 yıl önce Sağlık Bakanlığı'ndan satın alınmış özel mi özel bir de 1967 model VW T1 ambulans bulunuyor. Bu aracın en son satın alındığı tarihe çalıştırıldığı söyleniyor. Depolandığı farklı garajlara da hep çekici üzerinde çalıştırma denemesi olmadan getirilmiş ve götürülmüş. İşte biz de bugün bu özel ve orijinal aracı, aradan geçen 35-40 yılın ardından çalıştırmayı deneyeceğiz. Ayrıca aynı garajda yer alan sağdan direksiyonlu Porsche 944'ü de çalıştırmayı deneyeceğiz. Ancak garaj şartları ve ışık konusu kısıtlı olduğu için istediğimiz görüntü ve çekim kalitesini yakalayamadık. Yine de biz çok eğlendik ve güzel vakit geçirdik. Umarız siz de bizim aldığımız zevki videomuzdan alırsınız. İyi seyirler.

Mercedes 560SEC (C126/W126); V8 silindirli estetik yıldız - Tek Bölüm

 Yaklaşık 1 yıl önce 3 bölüm halinde yayınladığımız Mercedes 560SEC testimizi, yeni ve izlemeyi kaçıran takipçilerimiz için tek bölüm halinde tekrar yayınlıyoruz. İyi seyirler... Mercedes'in gerek ülkemizde gerekse de dünyada en bilinen ve sevilen modellerinden birisi de şüphesiz W126 kasa S Serisi'dir. Bu kasa W116 kasa yerine Aralık 1979 tarihinde tanıtılmıştı ve önemli tasarım değişiklikleri barındırıyordu. Mercedes tasarım departmanında 1975-1999 yılları arasında neredeyse yarım asır çalışmış olan ünlü İtalyan tasarımcı Bruno Sacco'nun bir eseri olan W126 Mercedes S Serisi, 1980-1992 yılları arasında tam 12 yıl ve yaklaşık 820.000 adet üretilerek büyük bir başarıya da imza atmıştı.

Mercedes 560SEC (C126/W126); V8 silindirli estetik yıldız - Tek Bölüm

 11 aylar önce

 Yaklaşık 1 yıl önce 3 bölüm halinde yayınladığımız Mercedes 560SEC testimizi, yeni ve izlemeyi kaçıran takipçilerimiz için tek bölüm halinde tekrar yayınlıyoruz. İyi seyirler... Mercedes'in gerek ülkemizde gerekse de dünyada en bilinen ve sevilen modellerinden birisi de şüphesiz W126 kasa S Serisi'dir. Bu kasa W116 kasa yerine Aralık 1979 tarihinde tanıtılmıştı ve önemli tasarım değişiklikleri barındırıyordu. Mercedes tasarım departmanında 1975-1999 yılları arasında neredeyse yarım asır çalışmış olan ünlü İtalyan tasarımcı Bruno Sacco'nun bir eseri olan W126 Mercedes S Serisi, 1980-1992 yılları arasında tam 12 yıl ve yaklaşık 820.000 adet üretilerek büyük bir başarıya da imza atmıştı.

Cadillac Eldorado (1964); İpek gibi V8 Silindirli Beyaz Gelin

 Amerikan otomobilleri özellikle 1950'li ve 60'lı yıllara damga vurmuş, dönemin en havalı ve lüks modelleri olmasıyla öne çıkmıştır. Özellikle Cadillac markası bu açıdan en önde olan markalardan diyebiliriz. Ayrıca Cadillac'ın Eldorado modelinin yeri de bambaşkadır. Bol kromlu detayları, abartı donanım özellikleri, pamuk gibi süspansiyonu ve ipek gibi dev V8 motoruyla, bu model adından her zaman söz ettirmeyi başarmıştır. İşte biz de bugün oldukça orijinal bir şekilde muhafaza edilmiş Cadillac Eldorado'nun 1964 modelini test edeceğiz. İçi beyaz dışı beyaz olan bu araç, genel görünümü ile "Beyaz Gelin" yakıştırmasını sonuna kadar hak ediyor. Konforu ile bizi etkileyen 1964 Eldorado, 7.0lt V8 motorunun ipeksi çalışma karakteri ile de gönlümüzü kazandı. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Cadillac Eldorado (1964); İpek gibi V8 Silindirli Beyaz Gelin

 11 aylar önce

 Amerikan otomobilleri özellikle 1950'li ve 60'lı yıllara damga vurmuş, dönemin en havalı ve lüks modelleri olmasıyla öne çıkmıştır. Özellikle Cadillac markası bu açıdan en önde olan markalardan diyebiliriz. Ayrıca Cadillac'ın Eldorado modelinin yeri de bambaşkadır. Bol kromlu detayları, abartı donanım özellikleri, pamuk gibi süspansiyonu ve ipek gibi dev V8 motoruyla, bu model adından her zaman söz ettirmeyi başarmıştır. İşte biz de bugün oldukça orijinal bir şekilde muhafaza edilmiş Cadillac Eldorado'nun 1964 modelini test edeceğiz. İçi beyaz dışı beyaz olan bu araç, genel görünümü ile "Beyaz Gelin" yakıştırmasını sonuna kadar hak ediyor. Konforu ile bizi etkileyen 1964 Eldorado, 7.0lt V8 motorunun ipeksi çalışma karakteri ile de gönlümüzü kazandı. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Mercedes O303 Europa; Kükreyen V8

 Sekizsilindir olarak sadece klasik otomobil testlerine değil, ayrıca nostaljik otobüs ve kamyon gibi ağır vasıtalarında içinde yer aldığı testleri seviyoruz. Daha önce efsane sese sahip, birçok kişinin de anısının olduğu Mercedes O302 otobüs testimiz olmuştu. Ayrıca Tozlu Garaj'ımızdan hava soğutmalı dev bir V10 motora sahip Iveco-Magirus kamyon soğuk çalıştırması yapmış, aracı kapalı bir hangara çekmiştik. Şimdi ise bir diğer efsane otobüs, O302'nin devam modeli Mercedes O303 modelini test edeceğiz. Ayrıca testimize konuk olan aracın, Otomarsan tesislerinde üretilen son O303'lerden bir tanesi ve en donanımlısı olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Testimizde kullandığımız Mercedes O303E (Europa) otobüs 1996 model ve 1995 yılında üretilen son 10 aracın içerisinde yer alıyor. Avrupa'da yer alan daha düşük fiyatlı otobüs marka-modelleriyle rekabet etmek için ülkemizdeki Otomarsan tesislerinde üretilmiş ve ihraç edilmiş. Ancak geri iade edilmiş ve Şampiyon Hersekli firması tarafından satın alınmış. Daha sonra satışa çıkarılmış ve farklı firmalar tarafından da kullanılmış. Ayrıca Altur döneminde Galatasaray'ın takım otobüsü olarak kullanıldığına dair de bir iddia yer alıyor. Ancak aracın şu andaki sahibi Esadaş firması tarafından bu iddia tam olarak teyit edilememiş. Esadaş firması aracı 2017 yılında satın almış ve başta kaporta ve boya olmak üzere iç kısmını büyük bir oranda restore etmiş. Ayrıca süspansiyon ve aktarma organlarında da çeşitli tamiratlara gidilmiş. Motorda ise herhangi bir revizyona gerek duyulmamış. Orijinal km değeri olan 720,000km, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüs modeli için oldukça düşük. Arkada yer alan motor bölmesini dolduran canavar ise OM422 koduna sahip 14,6lt hacminde dev bir V8 silindir motor. Bloktan eksantrikli (OHV), silindir başına 2 supablı atmosferik beslemeli olan bu dev motorun sesi de kendine yakışır bir şekilde gök gürültüsü gibi. Daha önce incelediğimiz O302 modelinde yer alan sıralı 6 silindirli motorun değişik çığlık sesine nazaran V8 motor daha gür bir sese sahip. Biz her 2 motorun da sesini ayrı ayrı seviyoruz ve de zevk alıyoruz. 12mt uzunluğa ve boş olarak yaklaşık 12 ton ve azami olarak da 17 ton ağırlığa sahip O303 Europa, 14,6lt V8 motorun da etkisi ile yolda adeta yağ gibi kayıyor. Özellikle rampalarda V8 motorun çekiş hissi çok hoş. Düşük viteste yüksek gaz ile çıkılan rampalar ise V8'in sesi ile adeta inliyor. Benzer yokuşları inerken ise retarderın çıkardığı uğultu sesi ayrı bir güzel.

Mercedes O303 Europa; Kükreyen V8

 Yıl önce

 Sekizsilindir olarak sadece klasik otomobil testlerine değil, ayrıca nostaljik otobüs ve kamyon gibi ağır vasıtalarında içinde yer aldığı testleri seviyoruz. Daha önce efsane sese sahip, birçok kişinin de anısının olduğu Mercedes O302 otobüs testimiz olmuştu. Ayrıca Tozlu Garaj'ımızdan hava soğutmalı dev bir V10 motora sahip Iveco-Magirus kamyon soğuk çalıştırması yapmış, aracı kapalı bir hangara çekmiştik. Şimdi ise bir diğer efsane otobüs, O302'nin devam modeli Mercedes O303 modelini test edeceğiz. Ayrıca testimize konuk olan aracın, Otomarsan tesislerinde üretilen son O303'lerden bir tanesi ve en donanımlısı olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Testimizde kullandığımız Mercedes O303E (Europa) otobüs 1996 model ve 1995 yılında üretilen son 10 aracın içerisinde yer alıyor. Avrupa'da yer alan daha düşük fiyatlı otobüs marka-modelleriyle rekabet etmek için ülkemizdeki Otomarsan tesislerinde üretilmiş ve ihraç edilmiş. Ancak geri iade edilmiş ve Şampiyon Hersekli firması tarafından satın alınmış. Daha sonra satışa çıkarılmış ve farklı firmalar tarafından da kullanılmış. Ayrıca Altur döneminde Galatasaray'ın takım otobüsü olarak kullanıldığına dair de bir iddia yer alıyor. Ancak aracın şu andaki sahibi Esadaş firması tarafından bu iddia tam olarak teyit edilememiş. Esadaş firması aracı 2017 yılında satın almış ve başta kaporta ve boya olmak üzere iç kısmını büyük bir oranda restore etmiş. Ayrıca süspansiyon ve aktarma organlarında da çeşitli tamiratlara gidilmiş. Motorda ise herhangi bir revizyona gerek duyulmamış. Orijinal km değeri olan 720,000km, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüs modeli için oldukça düşük. Arkada yer alan motor bölmesini dolduran canavar ise OM422 koduna sahip 14,6lt hacminde dev bir V8 silindir motor. Bloktan eksantrikli (OHV), silindir başına 2 supablı atmosferik beslemeli olan bu dev motorun sesi de kendine yakışır bir şekilde gök gürültüsü gibi. Daha önce incelediğimiz O302 modelinde yer alan sıralı 6 silindirli motorun değişik çığlık sesine nazaran V8 motor daha gür bir sese sahip. Biz her 2 motorun da sesini ayrı ayrı seviyoruz ve de zevk alıyoruz. 12mt uzunluğa ve boş olarak yaklaşık 12 ton ve azami olarak da 17 ton ağırlığa sahip O303 Europa, 14,6lt V8 motorun da etkisi ile yolda adeta yağ gibi kayıyor. Özellikle rampalarda V8 motorun çekiş hissi çok hoş. Düşük viteste yüksek gaz ile çıkılan rampalar ise V8'in sesi ile adeta inliyor. Benzer yokuşları inerken ise retarderın çıkardığı uğultu sesi ayrı bir güzel.

BMW Z8 (E52); En özel BMW modellerinden bir tanesini test ettik!

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Ünlü aktör Pierce Brosnan'ın başrölünde yer aldığı "The world is not enough" adındaki James Bond sinema filminin de yıldızlarından olan BMW Z8, 1999 yılında tanıtılıyor ve test edeceğimiz araç da 2000 model. Harika bir kondisyona sahip, rengiyle, performansıyla ve gürleyen sesi ile bizi etkilemeyi başaran BMW Z8'i, İstanbul'un en yeşil bölgelerinden bir tanesi olan Kemerburgaz'da limitlerinde test ettik. Aracın sahibi beyefendi, Z8'ini bir biblo gibi garajda tutma gereği duymuyor ve doyasıya kullanmayı seviyor. Bırakın Türkiye'yi, aracı ile Avrupa turuna bile çıkıyor. Ayrıca Z8'ini limtlerinde ve hızlı bir şekilde kullanmaya da bayılıyor. Kısacası en ufak civatasına kadar aracın hakkını veriyor. Tabi bu durum bizim için avantaja dönüştü ve bu sayede çok güzel ve özel görüntüler elde ettiğimizi düşünüyoruz. Öyle ki; yemyeşil ve kıvrımlı Kemerburgaz yollarında Z8'in harika ve sinirli atmosferik V8 motoru adeta kükreyerek Sekizsilindir ekibini mest etti. Umarız BMW Z8 hakkındaki duygularımızı size iyi bir şekilde aktarabiliriz ve siz de en az bizim kadar zevk alırsınız videomuzdan. Siz sevgili takipçilerimiz sayesinde ilerlediğimiz bu yolda, nice 100,000 abonelere diyoruz. Bizi izlediğiniz ve bu günlere getirdiğiniz için çok teşekkür ederiz. :)

BMW Z8 (E52); En özel BMW modellerinden bir tanesini test ettik!

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Ünlü aktör Pierce Brosnan'ın başrölünde yer aldığı "The world is not enough" adındaki James Bond sinema filminin de yıldızlarından olan BMW Z8, 1999 yılında tanıtılıyor ve test edeceğimiz araç da 2000 model. Harika bir kondisyona sahip, rengiyle, performansıyla ve gürleyen sesi ile bizi etkilemeyi başaran BMW Z8'i, İstanbul'un en yeşil bölgelerinden bir tanesi olan Kemerburgaz'da limitlerinde test ettik. Aracın sahibi beyefendi, Z8'ini bir biblo gibi garajda tutma gereği duymuyor ve doyasıya kullanmayı seviyor. Bırakın Türkiye'yi, aracı ile Avrupa turuna bile çıkıyor. Ayrıca Z8'ini limtlerinde ve hızlı bir şekilde kullanmaya da bayılıyor. Kısacası en ufak civatasına kadar aracın hakkını veriyor. Tabi bu durum bizim için avantaja dönüştü ve bu sayede çok güzel ve özel görüntüler elde ettiğimizi düşünüyoruz. Öyle ki; yemyeşil ve kıvrımlı Kemerburgaz yollarında Z8'in harika ve sinirli atmosferik V8 motoru adeta kükreyerek Sekizsilindir ekibini mest etti. Umarız BMW Z8 hakkındaki duygularımızı size iyi bir şekilde aktarabiliriz ve siz de en az bizim kadar zevk alırsınız videomuzdan. Siz sevgili takipçilerimiz sayesinde ilerlediğimiz bu yolda, nice 100,000 abonelere diyoruz. Bizi izlediğiniz ve bu günlere getirdiğiniz için çok teşekkür ederiz. :)

Mercedes W114 280CE; Kıpkırmızı göz alıcı güzellik

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Sekizsilindir olarak Mercedes marka klasik otomobiller bizim için ayrı bir yere sahip ve bu tip araçları test etmekten de büyük zevk alıyoruz. TR-me kanalımızda da ilk incelediğimiz klasik otomobil ise; belki de en özel Mercedes modellerinden bir tanesi olan, 1970'li yılların en pahalı otomobili 600 Pullman modeliydi. İşte aynı dönemin bir diğer efsane modeli de şüphesiz Mercedes W114 / W115 kasalar. Bu kasa için günümüzün Mercedes E Serisi demek mümkündü. İşte bugünkü konuğumuz; Mercedes W114 kasanın çok şık ve alımlı görünen Coupe formuna sahip, en üst motor seçeneği ile bezenmiş makyajsız kasa 1973 model 280CE modeli. Üstelik bir de performansını sürücüye çok daha iyi hissettiren manuel şanzımana sahip. Sahibi tarafından özenle restore edilmeye devam edilen W114 kasa Mercedes 280CE, kıpkırmızı rengi ile dikkatleri hemen üzerine çekmeyi başarıyor. Üstelik direksiz, yani B sütunu olmayan tasarım aracın güzelliğine güzellik katıyor. Biz test ettiğimiz aracı çok sevdik, umarız siz de videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler :).

Mercedes W114 280CE; Kıpkırmızı göz alıcı güzellik

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Sekizsilindir olarak Mercedes marka klasik otomobiller bizim için ayrı bir yere sahip ve bu tip araçları test etmekten de büyük zevk alıyoruz. TR-me kanalımızda da ilk incelediğimiz klasik otomobil ise; belki de en özel Mercedes modellerinden bir tanesi olan, 1970'li yılların en pahalı otomobili 600 Pullman modeliydi. İşte aynı dönemin bir diğer efsane modeli de şüphesiz Mercedes W114 / W115 kasalar. Bu kasa için günümüzün Mercedes E Serisi demek mümkündü. İşte bugünkü konuğumuz; Mercedes W114 kasanın çok şık ve alımlı görünen Coupe formuna sahip, en üst motor seçeneği ile bezenmiş makyajsız kasa 1973 model 280CE modeli. Üstelik bir de performansını sürücüye çok daha iyi hissettiren manuel şanzımana sahip. Sahibi tarafından özenle restore edilmeye devam edilen W114 kasa Mercedes 280CE, kıpkırmızı rengi ile dikkatleri hemen üzerine çekmeyi başarıyor. Üstelik direksiz, yani B sütunu olmayan tasarım aracın güzelliğine güzellik katıyor. Biz test ettiğimiz aracı çok sevdik, umarız siz de videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler :).

1961 Ford Thunderbird; Dev V8 motor - Jilet gibi tasarım

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) 1950'li ve 60'lı yıllar, Amerikan otomobil sektörünün altın çağlarını yaşadığı yıllar olarak tarihe geçmiştir. Ham madde bolluğunda üretilmiş olan bu modeller, sahip oldukları müthiş detaylar, dev motorları ve bu motorların efsane sesleri ile öne çıkmıştır. Testimize konuk olan 1961 Ford Thunderbird ise, dönemine göre oldukça ileri bir tasarım diline sahip olmasıyla öne çıkıyor. Kıvrak hatların eşlik ettiği uçak benzeri detaylar çok hoş. Dev V8 motorun sesi ise gerçekten de büyüleyici. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

1961 Ford Thunderbird; Dev V8 motor - Jilet gibi tasarım

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) 1950'li ve 60'lı yıllar, Amerikan otomobil sektörünün altın çağlarını yaşadığı yıllar olarak tarihe geçmiştir. Ham madde bolluğunda üretilmiş olan bu modeller, sahip oldukları müthiş detaylar, dev motorları ve bu motorların efsane sesleri ile öne çıkmıştır. Testimize konuk olan 1961 Ford Thunderbird ise, dönemine göre oldukça ileri bir tasarım diline sahip olmasıyla öne çıkıyor. Kıvrak hatların eşlik ettiği uçak benzeri detaylar çok hoş. Dev V8 motorun sesi ise gerçekten de büyüleyici. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Tozlu Garaj'dan 64 Chevrolet'i nasıl çıkardık? Detailing öncesi Rüya Garaj'a Nasıl Gitti?

 Tozlu Garaj'daki satılık araçlar için; instagram.com/tozlugaraj/ Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) 100 araçlık tozlu garajımızda birçok farklı marka ve modelde aracımız yer alıyor. Bu araçlardan 1964 Chevrolet Belair'i bu garajdan çıkartıp, detaylı iç, dış, motor temizliği ve deatiling uygulaması için çıkartıp, işlemlerimizi Vintage Auto Detailing'de Nasil marka ürünler kullanarak uygulamıştık. İşte bu uygulamalardan önce 64 Chevrolet Belair aracımızı Tozlu Garaj'da bulunduğu yerden çıkartmamız gerekiyordu. Nasiol Detailing videomuzdan sonra şimdi de bu aracı bulunduğu yerden nasıl çıkarttık ve sürülebilir hale nasıl getirdik, bunları sizlerle paylaşacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Tozlu Garaj'dan 64 Chevrolet'i nasıl çıkardık? Detailing öncesi Rüya Garaj'a Nasıl Gitti?

 Yıl önce

 Tozlu Garaj'daki satılık araçlar için; instagram.com/tozlugaraj/ Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) 100 araçlık tozlu garajımızda birçok farklı marka ve modelde aracımız yer alıyor. Bu araçlardan 1964 Chevrolet Belair'i bu garajdan çıkartıp, detaylı iç, dış, motor temizliği ve deatiling uygulaması için çıkartıp, işlemlerimizi Vintage Auto Detailing'de Nasil marka ürünler kullanarak uygulamıştık. İşte bu uygulamalardan önce 64 Chevrolet Belair aracımızı Tozlu Garaj'da bulunduğu yerden çıkartmamız gerekiyordu. Nasiol Detailing videomuzdan sonra şimdi de bu aracı bulunduğu yerden nasıl çıkarttık ve sürülebilir hale nasıl getirdik, bunları sizlerle paylaşacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Alfa GT 3.2 V6 (Busso); Fakir Adamın Ferrari'si

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Bazı otomobil markaları vardır, günümüzde çok fazla ilgi görmemelerine rağmen çok şanlı ve başarılı bir geçmişe sahiptirler. Bu tarife en uygun markalardan bir tanesi de şüphesiz Ferrari gibi bir markayı bünyesinden çıkarmayı başarmış İtalyan Alfa Romeo'dur. Ayrıca Alfa Romeo'nun efsane olmuş bir de V6 geleneği vardır ki, günümüzde Giulia QV modeli ile devam ettirilmek istenmektedir. Bu motor, her ne kadar Ferrari ve Maserati tarafından gelirtirilmiş ve Alfa Romeo'nun performans odaklı bir modelinde kullanılıyor olsa da, 2006 yılında üretimi sonlanan 3.2lt V6 silindir "Busso" lakaplı motoru kadar efsane değildir diye düşünüyoruz. İşte biz de bugün, bu efsane motora sahip otomobillerden bir tanesi olan Alfa Romeo GT 3.2 V6 modelini detaylı bir şekilde test edeceğiz. Testimize konuk olan Alfa Romeo GT 3.2 V6, çok iyi bir şekilde muhafaza ediliyor ve sahibi tarafından da mükemmel bir şekilde modifiye edilmiş. Ferrari'de kullanılan bazı motor parçalarının ve özel üretilmiş parçaların bu araca uygun olarak uyarlanması ile beraber, zaten güçlü olan efsane Busso motor, daha da başarılı bir hale gelmiş ve tabir-i caiz ise yerinde duramıyor. Busso'nun muhteşem sesi ise dillere destan. Maserati ve Ferrari gibi üst düzey araçların tınılarına sahip sanat eseri görünümündeki V6 motor, kaputu açar açmaz insanı kendisine hayran bırakıyor ve ünlü bir ressamın elinden çıkmış yağlı boya tablosu gibi ışıldıyor. Şanslıyız ki ülkemizde sadece 7 adet olan bu motora sahip otomobillerden bir tanesini test etme imkanımız oldu. Umarız siz de bizim aldığımız zevki gerek sürüş, gerek ses ve gerekse de görsel olarak tadabilirsiniz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

Alfa GT 3.2 V6 (Busso); Fakir Adamın Ferrari'si

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Bazı otomobil markaları vardır, günümüzde çok fazla ilgi görmemelerine rağmen çok şanlı ve başarılı bir geçmişe sahiptirler. Bu tarife en uygun markalardan bir tanesi de şüphesiz Ferrari gibi bir markayı bünyesinden çıkarmayı başarmış İtalyan Alfa Romeo'dur. Ayrıca Alfa Romeo'nun efsane olmuş bir de V6 geleneği vardır ki, günümüzde Giulia QV modeli ile devam ettirilmek istenmektedir. Bu motor, her ne kadar Ferrari ve Maserati tarafından gelirtirilmiş ve Alfa Romeo'nun performans odaklı bir modelinde kullanılıyor olsa da, 2006 yılında üretimi sonlanan 3.2lt V6 silindir "Busso" lakaplı motoru kadar efsane değildir diye düşünüyoruz. İşte biz de bugün, bu efsane motora sahip otomobillerden bir tanesi olan Alfa Romeo GT 3.2 V6 modelini detaylı bir şekilde test edeceğiz. Testimize konuk olan Alfa Romeo GT 3.2 V6, çok iyi bir şekilde muhafaza ediliyor ve sahibi tarafından da mükemmel bir şekilde modifiye edilmiş. Ferrari'de kullanılan bazı motor parçalarının ve özel üretilmiş parçaların bu araca uygun olarak uyarlanması ile beraber, zaten güçlü olan efsane Busso motor, daha da başarılı bir hale gelmiş ve tabir-i caiz ise yerinde duramıyor. Busso'nun muhteşem sesi ise dillere destan. Maserati ve Ferrari gibi üst düzey araçların tınılarına sahip sanat eseri görünümündeki V6 motor, kaputu açar açmaz insanı kendisine hayran bırakıyor ve ünlü bir ressamın elinden çıkmış yağlı boya tablosu gibi ışıldıyor. Şanslıyız ki ülkemizde sadece 7 adet olan bu motora sahip otomobillerden bir tanesini test etme imkanımız oldu. Umarız siz de bizim aldığımız zevki gerek sürüş, gerek ses ve gerekse de görsel olarak tadabilirsiniz. Umarız videomuzu beğenirsiniz, iyi seyirler...

Toyota amblemindeki 3 elips ne anlama geliyor? Toyoda nasıl Toyota oldu?

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Otomobil marka ve amblemlerini anlattığımız serimizin bu bölümünde konuğumuz Toyota. Toyota amblemi ile adının ne anlama geldiğini ve markanın tarihini kısaca sizlere anlatacağız. Japon Toyota markası daha geçtiğimiz yıla kadar dünyanın en çok satış yapan otomobil markasıydı ve bu ünvanını Alman VW'e kaptırdı. Şu anda da dünyanın en çok satış yapan 2.otomobil markası konumuda. Diğer taraftan Corolla gibi dünyanın en çok üretilmiş otomobil modeline sahip olmasıyla elinde önemli bir rekoru tutuyor. Kısacası otomotiv sektörünün belki de en önemli markası demek gayet mümkün görünüyor. Bu köklü otomobil markasının geçmişi ise 1920'li yılların başına dayanıyor. 1924 yılında Sakichi Toyoda tarafından icat edilen otomatik dokuma makinası (Toyoda Model G) birçok kapıyı Toyoda ailesine açıyor denilebilir. Bir sorun olması durumunda kendini otomatik olarak kapatan bu dokuma makinası, daha sonraları markanın felsefesi ve üretim yöntemi olan Toyota Üretim Sistemi'nin de bir parçası haline gelmiştir. Kısacası markanın günümüzde bu kadar büyük bir firma olmasına bu otomatik makinanın ortaya çıkardığı sistemin ilham verdiği bile söylenebilir. 1929 yılına gelindiğinde ise Toyoda, hakları kendisine ait olan bu sistemi İngilizlere sattı ve otomobil işine girdi. 1933 yılında ilk Toyota modeli olan A1 ve hemen ardından AA üretildiğinde markanın adı hala eski işleri ile benzer olarak Toyoda Automatic Loom Works (Toyoda otomatik dokuma işleri) olarak yer alıyordu ve şirketin başına da Sakichi Toyoda'nın oğlu Kiichiro Toyoda geçmişti. Markanın logosu da basit bir şekilde aile soyadını doğrudan taşıyordu. Peki Toyoda adı nasıl Toyota oldu? Yazılı anlatımın tamamı için; www.sekizsilindir.com/2018/08/toyota-ne-demek-toyota-amblemi-logosu.html

Toyota amblemindeki 3 elips ne anlama geliyor? Toyoda nasıl Toyota oldu?

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz, artık V8 silindir ve motor temalı t-shirt ile benzeri ürünleri dukkan.sekizsilindir.com/ adresinde sunmaya başladık. Hepinizi bekleriz ;) Otomobil marka ve amblemlerini anlattığımız serimizin bu bölümünde konuğumuz Toyota. Toyota amblemi ile adının ne anlama geldiğini ve markanın tarihini kısaca sizlere anlatacağız. Japon Toyota markası daha geçtiğimiz yıla kadar dünyanın en çok satış yapan otomobil markasıydı ve bu ünvanını Alman VW'e kaptırdı. Şu anda da dünyanın en çok satış yapan 2.otomobil markası konumuda. Diğer taraftan Corolla gibi dünyanın en çok üretilmiş otomobil modeline sahip olmasıyla elinde önemli bir rekoru tutuyor. Kısacası otomotiv sektörünün belki de en önemli markası demek gayet mümkün görünüyor. Bu köklü otomobil markasının geçmişi ise 1920'li yılların başına dayanıyor. 1924 yılında Sakichi Toyoda tarafından icat edilen otomatik dokuma makinası (Toyoda Model G) birçok kapıyı Toyoda ailesine açıyor denilebilir. Bir sorun olması durumunda kendini otomatik olarak kapatan bu dokuma makinası, daha sonraları markanın felsefesi ve üretim yöntemi olan Toyota Üretim Sistemi'nin de bir parçası haline gelmiştir. Kısacası markanın günümüzde bu kadar büyük bir firma olmasına bu otomatik makinanın ortaya çıkardığı sistemin ilham verdiği bile söylenebilir. 1929 yılına gelindiğinde ise Toyoda, hakları kendisine ait olan bu sistemi İngilizlere sattı ve otomobil işine girdi. 1933 yılında ilk Toyota modeli olan A1 ve hemen ardından AA üretildiğinde markanın adı hala eski işleri ile benzer olarak Toyoda Automatic Loom Works (Toyoda otomatik dokuma işleri) olarak yer alıyordu ve şirketin başına da Sakichi Toyoda'nın oğlu Kiichiro Toyoda geçmişti. Markanın logosu da basit bir şekilde aile soyadını doğrudan taşıyordu. Peki Toyoda adı nasıl Toyota oldu? Yazılı anlatımın tamamı için; www.sekizsilindir.com/2018/08/toyota-ne-demek-toyota-amblemi-logosu.html

Otomatik şanzımana adını veren ZF nedir? 100 yılda nereden nereye geldi?

 Sitemizde tanıtımını yaptığımız araçların birçok kez şanzıman özelliklerinden de bahsediyoruz ve bu doğrultuda bazı araçlarda Manuel, bazılarında DCT yani Çift Kavramalı Otomatik, bazılarında CVT veya Tork Konvertörlü Otomatik şanzıman olduğundan bahsediyoruz. Ayrıca konuları sosyal medya hesaplarımızda yayınladığımız zaman oldukça fazla kişinin Tork Konvertörlü otomatik şanzımanlarla ZF adını yan yana getirdiğine birçok sefer şahit olduk. Biz de bu doğrultuda ZF nedir ve ZF'nin tarihini bir konu içinde hem video anlatım hem de yazılı olarak anlatmaya karar verdik. Umarız anlatımımızı beğenirsiniz. İyi seyirler. Yazılı anlatım linki: www.sekizsilindir.com/2017/03/zf-nedir.html

Otomatik şanzımana adını veren ZF nedir? 100 yılda nereden nereye geldi?

 Yıl önce

 Sitemizde tanıtımını yaptığımız araçların birçok kez şanzıman özelliklerinden de bahsediyoruz ve bu doğrultuda bazı araçlarda Manuel, bazılarında DCT yani Çift Kavramalı Otomatik, bazılarında CVT veya Tork Konvertörlü Otomatik şanzıman olduğundan bahsediyoruz. Ayrıca konuları sosyal medya hesaplarımızda yayınladığımız zaman oldukça fazla kişinin Tork Konvertörlü otomatik şanzımanlarla ZF adını yan yana getirdiğine birçok sefer şahit olduk. Biz de bu doğrultuda ZF nedir ve ZF'nin tarihini bir konu içinde hem video anlatım hem de yazılı olarak anlatmaya karar verdik. Umarız anlatımımızı beğenirsiniz. İyi seyirler. Yazılı anlatım linki: www.sekizsilindir.com/2017/03/zf-nedir.html

TESLA MODEL S P85+ | Her Yönüyle Test Ettik.

 Elektrikli otomobiller dünya çapında günden güne yaygınlaşıyor ancak altyapı eksikliği nedeniyle ülkemizdeki yaygınlaşma adeta kaplumbağa hızında diyebiliriz. Alman markalar bu tip araçlara yeni yeni ısınmaya başlarken, ABD ve bu ülkenin elektrikli otomobil markası Tesla, bu konudaki öncü firma olmasıyla dikkatleri çekiyor. Ülkemizde ise sayıları az olan Tesla marka araçların genellikle Model S versiyonunda P75, P85d ve P90d gibi motor seçenekleri yaygın bir şekilde yer alıyor. Tabii 0-100km/s hızlanmasını yaklaşık 2.5 saniyede tamamlayabilen P100D modelini de eklemekte fayda var. Boyutları itibariyle E ve F segmentleri arasında yer alan Model S, sahip olduğu geniş iç hacim ve bagaj ile bu günkü test konuğumuz oluyor. Test ettiğimiz versiyon ise P85+ modeli. Arkadan çekişli olan bu model P85'in performanslı bir versiyonu ve + işareti ile ifade ediliyor. Tesla Model S incelememiz sırasında hızlanmasını, konforunu ve sessizliğini test edip sizlere tüm özelliklerini anlatmaya çalışacağız. Umarız Tesla Model S Türkiye'de yaygın bir şekilde satılmaya başlanır.

TESLA MODEL S P85+ | Her Yönüyle Test Ettik.

 Yıl önce

 Elektrikli otomobiller dünya çapında günden güne yaygınlaşıyor ancak altyapı eksikliği nedeniyle ülkemizdeki yaygınlaşma adeta kaplumbağa hızında diyebiliriz. Alman markalar bu tip araçlara yeni yeni ısınmaya başlarken, ABD ve bu ülkenin elektrikli otomobil markası Tesla, bu konudaki öncü firma olmasıyla dikkatleri çekiyor. Ülkemizde ise sayıları az olan Tesla marka araçların genellikle Model S versiyonunda P75, P85d ve P90d gibi motor seçenekleri yaygın bir şekilde yer alıyor. Tabii 0-100km/s hızlanmasını yaklaşık 2.5 saniyede tamamlayabilen P100D modelini de eklemekte fayda var. Boyutları itibariyle E ve F segmentleri arasında yer alan Model S, sahip olduğu geniş iç hacim ve bagaj ile bu günkü test konuğumuz oluyor. Test ettiğimiz versiyon ise P85+ modeli. Arkadan çekişli olan bu model P85'in performanslı bir versiyonu ve + işareti ile ifade ediliyor. Tesla Model S incelememiz sırasında hızlanmasını, konforunu ve sessizliğini test edip sizlere tüm özelliklerini anlatmaya çalışacağız. Umarız Tesla Model S Türkiye'de yaygın bir şekilde satılmaya başlanır.

SUV ve Crossover farkı nedir? Gerçek SUV nasıl olur?

 Günümüzde SUV modellerinin atası 2. Dünya Savaşı süresince toplam 648,000 adet (Willys MB 361,000adet ve Ford GP 278,000adet) üretilen Willys MB'dir ve bu efsane araç "Otomobil tarihine yön veren en önemli 5 model" arasında gösterilebilir. (Bu modelin Ankara'da yapılmış aslına uygun restorasyonunu daha önce yayınlamıştık. İncelemek için tıklayınız.) Daha sonra ise Willys ismi Jeep olarak değiştirilmiştir. Jeep isminin çıkışı ise oldukça ilginçtir. 2.Dünya Savaşı sırasında kullanılmaya başlandığında Amerikan askerleri tarafından Temel Reis çizgi karakterinin sahip olduğu gizemli bir hayvan olan “Eugene the Jeep” adı ile çağrılmaya başlanır. “Eugene the Jeep” her yere girebilen ve tırmanabilen, çok kabiliyetli bir hayvandır. Askerler Willys MB araçları Eugene the Jeep’e benzettikleri için zamanla bu ismi kısaltarak Jeep olarak söylemeye başladılar ve bunun üzerine 1950 yılında markanın ismi “Jeep” şeklinde tescil edildi. Aradan geçen 65 yıl süresince Jeep ismi birçok kişinin diline dolandı ve zamanla yerden yüksek ve arazi amaçlı üretilmiş tüm modellere ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede "Jeep" yani "Jip" denmeye başlandı. Öyle ki sokağa çıksanız ve hangi marka olursa olsun yerden yüksek bir aracı çocuğa bile sorsanız büyük ihtimalle parmağıyla "Jip" diye gösterecektir. SUV tanımı ise bu araçların ana vatanı olan Amerika Birleşik Devletleri'nden çıkmış bulunuyor. Genel tanım olarak SUV; "Station Wagon kasanın Pikap şasisi üzerine yerleştirilmesi ve 4x4 çekiş sistemi eklenmesi ile elde edilen çok amaçlı bir taşıt" anlamına geliyor. Bu taşıt hem arazide hem de asfalt yol koşullarında istenilen konforu sağlayabilen, gerektiği zaman da römork çekebilen ve bir Minivan kadar geniş ve konforlu seyahatler sağlayabilen bir taşıt olarak tanımlanıyor. Sonuç olarak büyük porsiyonları ve evleri olan Amerikan yaşam tarzının bir yansıması da denilebilir. Gerçek anlamda bu tanıma uyan ilk SUV modeli 1975 Jeep Cherokee modelidir. Crossover ismi ise CUV yani Crossover Utility Vehicle kısaltmasından geliyor. Crossover kelimesi "karşıya geçmek" demektir. Crossover araçların yükseltilmiş olması ve araziye de uygun olması nedeniyle mi bu şekilde bir isim verildiği tam olarak belli değildir. Ancak SUV modeller ile farklı olan yapısı ve tüketicilerin isim karmaşası yaşaması nedeniyle 2008 yılında CNN-Money tarafından bir yayında ilk kez "Crossover" ifadesi bir pazarlama terimi olarak kullanılmıştır ve o şekilde literatüre yerleşmiştir. Crossover kasa için genel olarak "Sedan, Hatchback veya Station Wagon aracın platformunu kullanan hafif arazi şartlarına uygun SUV özellikleri gösterebilen araçlardır" denilebilir. Diğer taraftan SUV gibi görünen ancak araba gibi kullanım özelliklerine sahip Station Wagon araçlar olarak da tanımlanmıştır. İlk gerçek Crossover modeli ise aynen SUV modellerde olduğu gibi A.B.D'den çıkmıştır ve 1980 model AMC Eagle modelidir. Diğer taraftan Crossover ismi ise birçok zaman SUV ile beraber anılıyor veya karıştırılıyor. SUV sanılan bir araç aslında Crossover olabilirken, Crossover sanılan bir araç SUV olabilir. Bu seçimin yapılmasını ise tek bir parametreye bağlı. Aracın şasisinin kendine özgü olup olmadığı bu seçimi belirliyor. SUV araçlarda tamamen bu araç için tasarlanmış bir şasi veya Pikap şasisi bulunurken, Crossover araçlar bir başka Sedan, Hatchback veya Station Wagon şasisinin kullanılması ve aracın yükseltilmesi ile açıklanıyor. SUV - Crossover farkının yazılı anlatımı için; www.sekizsilindir.com/2015/12/suv-ile-crossover-fark-nedir.html Kurgu: Ege Batuhan Akgül, Anlatım: Etem Sayın

SUV ve Crossover farkı nedir? Gerçek SUV nasıl olur?

 Yıl önce

 Günümüzde SUV modellerinin atası 2. Dünya Savaşı süresince toplam 648,000 adet (Willys MB 361,000adet ve Ford GP 278,000adet) üretilen Willys MB'dir ve bu efsane araç "Otomobil tarihine yön veren en önemli 5 model" arasında gösterilebilir. (Bu modelin Ankara'da yapılmış aslına uygun restorasyonunu daha önce yayınlamıştık. İncelemek için tıklayınız.) Daha sonra ise Willys ismi Jeep olarak değiştirilmiştir. Jeep isminin çıkışı ise oldukça ilginçtir. 2.Dünya Savaşı sırasında kullanılmaya başlandığında Amerikan askerleri tarafından Temel Reis çizgi karakterinin sahip olduğu gizemli bir hayvan olan “Eugene the Jeep” adı ile çağrılmaya başlanır. “Eugene the Jeep” her yere girebilen ve tırmanabilen, çok kabiliyetli bir hayvandır. Askerler Willys MB araçları Eugene the Jeep’e benzettikleri için zamanla bu ismi kısaltarak Jeep olarak söylemeye başladılar ve bunun üzerine 1950 yılında markanın ismi “Jeep” şeklinde tescil edildi. Aradan geçen 65 yıl süresince Jeep ismi birçok kişinin diline dolandı ve zamanla yerden yüksek ve arazi amaçlı üretilmiş tüm modellere ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede "Jeep" yani "Jip" denmeye başlandı. Öyle ki sokağa çıksanız ve hangi marka olursa olsun yerden yüksek bir aracı çocuğa bile sorsanız büyük ihtimalle parmağıyla "Jip" diye gösterecektir. SUV tanımı ise bu araçların ana vatanı olan Amerika Birleşik Devletleri'nden çıkmış bulunuyor. Genel tanım olarak SUV; "Station Wagon kasanın Pikap şasisi üzerine yerleştirilmesi ve 4x4 çekiş sistemi eklenmesi ile elde edilen çok amaçlı bir taşıt" anlamına geliyor. Bu taşıt hem arazide hem de asfalt yol koşullarında istenilen konforu sağlayabilen, gerektiği zaman da römork çekebilen ve bir Minivan kadar geniş ve konforlu seyahatler sağlayabilen bir taşıt olarak tanımlanıyor. Sonuç olarak büyük porsiyonları ve evleri olan Amerikan yaşam tarzının bir yansıması da denilebilir. Gerçek anlamda bu tanıma uyan ilk SUV modeli 1975 Jeep Cherokee modelidir. Crossover ismi ise CUV yani Crossover Utility Vehicle kısaltmasından geliyor. Crossover kelimesi "karşıya geçmek" demektir. Crossover araçların yükseltilmiş olması ve araziye de uygun olması nedeniyle mi bu şekilde bir isim verildiği tam olarak belli değildir. Ancak SUV modeller ile farklı olan yapısı ve tüketicilerin isim karmaşası yaşaması nedeniyle 2008 yılında CNN-Money tarafından bir yayında ilk kez "Crossover" ifadesi bir pazarlama terimi olarak kullanılmıştır ve o şekilde literatüre yerleşmiştir. Crossover kasa için genel olarak "Sedan, Hatchback veya Station Wagon aracın platformunu kullanan hafif arazi şartlarına uygun SUV özellikleri gösterebilen araçlardır" denilebilir. Diğer taraftan SUV gibi görünen ancak araba gibi kullanım özelliklerine sahip Station Wagon araçlar olarak da tanımlanmıştır. İlk gerçek Crossover modeli ise aynen SUV modellerde olduğu gibi A.B.D'den çıkmıştır ve 1980 model AMC Eagle modelidir. Diğer taraftan Crossover ismi ise birçok zaman SUV ile beraber anılıyor veya karıştırılıyor. SUV sanılan bir araç aslında Crossover olabilirken, Crossover sanılan bir araç SUV olabilir. Bu seçimin yapılmasını ise tek bir parametreye bağlı. Aracın şasisinin kendine özgü olup olmadığı bu seçimi belirliyor. SUV araçlarda tamamen bu araç için tasarlanmış bir şasi veya Pikap şasisi bulunurken, Crossover araçlar bir başka Sedan, Hatchback veya Station Wagon şasisinin kullanılması ve aracın yükseltilmesi ile açıklanıyor. SUV - Crossover farkının yazılı anlatımı için; www.sekizsilindir.com/2015/12/suv-ile-crossover-fark-nedir.html Kurgu: Ege Batuhan Akgül, Anlatım: Etem Sayın

Mercedes SLK (R170); Yıldıza Türk İmzası

 Geçmişten günümüze kadar ürettiği önemli araçları ile kendini kanıtlayan Mercedes'e 90'lı yıllarda bir Türk'ün eli de değmişti. W202 kasa Mercedes C Serisi ve ilk kasası (R170) ile kendini gösteren 2 kişilik üstü açık otomobil Mercedes SLK, Murat Günak'ın başında olduğu tasarım ekibi tarafından dizayn edilmişti. Üstelik SLK'ın tasarımı başlandığında ilk olarak efsane Mercedes tasarımcısı Bruno Sacco'nun da emeği geçmişti. İşte biz de bugün, 1997 model ve sadece 26.000km'deki Mercedes SLK 200 modelini test edeceğiz. Oldukça iyi kondisyonda olan aracımız R170 kasa SLK, ürün gamının giriş seviyesinde yer alan SLK200 modeli. Giriş seviyesi olması nedeniyle en ulaşılabilir SLK demek de mümkün görünüyor. Ayrıca daha üst seviye sahip versiyonlarda kompresör (SLK 200 Kompressor, SLK 230 Kompressor) kullanıldığı düşünüldüğünde, SLK 200'ün daha sorunsuz bir motora sahip olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Her ne kadar giriş seviyesi olsa da, SLK 200'ün bile egzoz sesi oldukça etkileyici ve motorun, sahip olduğu güçten daha yüksek olduğunu hissettiren bir düzeye sahip. Bu da SLK'nın ne kadar sportif tasarlandığını net bir şekilde gösteriyor. Pratik bir şekilde çok kısa sürede açılan tavanı ise, insana üstü açık otomobil keyfini tam anlamı ile yaşatıyor. Rüzgarı saçınızda hissetmek gerçekten de ayrı bir duygu. Tam bir sahil kenarı aracı olan bu tip bir araçlar ile çok keyifli sürüşler yapılabilir. Üstelik çok uygun fiyatlara araçlar da bulmak mümkün. Şimdi videoyu izleme zamanı :) İyi seyirler...

Mercedes SLK (R170); Yıldıza Türk İmzası

 Yıl önce

 Geçmişten günümüze kadar ürettiği önemli araçları ile kendini kanıtlayan Mercedes'e 90'lı yıllarda bir Türk'ün eli de değmişti. W202 kasa Mercedes C Serisi ve ilk kasası (R170) ile kendini gösteren 2 kişilik üstü açık otomobil Mercedes SLK, Murat Günak'ın başında olduğu tasarım ekibi tarafından dizayn edilmişti. Üstelik SLK'ın tasarımı başlandığında ilk olarak efsane Mercedes tasarımcısı Bruno Sacco'nun da emeği geçmişti. İşte biz de bugün, 1997 model ve sadece 26.000km'deki Mercedes SLK 200 modelini test edeceğiz. Oldukça iyi kondisyonda olan aracımız R170 kasa SLK, ürün gamının giriş seviyesinde yer alan SLK200 modeli. Giriş seviyesi olması nedeniyle en ulaşılabilir SLK demek de mümkün görünüyor. Ayrıca daha üst seviye sahip versiyonlarda kompresör (SLK 200 Kompressor, SLK 230 Kompressor) kullanıldığı düşünüldüğünde, SLK 200'ün daha sorunsuz bir motora sahip olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Her ne kadar giriş seviyesi olsa da, SLK 200'ün bile egzoz sesi oldukça etkileyici ve motorun, sahip olduğu güçten daha yüksek olduğunu hissettiren bir düzeye sahip. Bu da SLK'nın ne kadar sportif tasarlandığını net bir şekilde gösteriyor. Pratik bir şekilde çok kısa sürede açılan tavanı ise, insana üstü açık otomobil keyfini tam anlamı ile yaşatıyor. Rüzgarı saçınızda hissetmek gerçekten de ayrı bir duygu. Tam bir sahil kenarı aracı olan bu tip bir araçlar ile çok keyifli sürüşler yapılabilir. Üstelik çok uygun fiyatlara araçlar da bulmak mümkün. Şimdi videoyu izleme zamanı :) İyi seyirler...

Detailing | Seramik Kaplama | 20 Yıl Önce Terk Edilmiş 1964 Chevrolet Eski Haline Dönebilecek Mi?

 Garaj videoları ve özellikle de terk edilmiş veya toz içindeki garajlar birçok kişinin ilgisini normal araç videolarından daha çok çekiyor diyebiliriz. Biz de bu doğrultuda, daha önce videosunu yayınladığımız Tozlu Garaj ile ilgili farklı bir video hazırlamaya karar verdik. Bu doğrultuda; yaklaşık 20 yıl önce bu garaja koyulmuş olan 1964 model Chevrolet Belair marka aracı çıkartarak tepeden tırnağa kozmetik bir bakım yapacağız. Her tarafı toz, güvercin pisliği ve örümcek ağları ile sarılmış olan bu aracı binbir uğraşla önce yerinden çıkarttık, daha sonra çekiciye yükleyerek bakım yapacağımız Ankara/Beşevler'de yer alan Vintage Auto Detailing'e götürdük. Ardından da en son aşamada seramik kaplama olarak bilinen ince işlemi uygulayabilmek için aracın içini, dışını ve motorunu pırıl pırıl yaptık. Tüm bu işlemlerde de Nasiol markasının çok çeşitli nano yüzey koruma ürünlerini kullandık. Bu işlemler sırasında ise; araç üstünde uygulanan tüm işlemleri videoda detaylı bir şekilde izah ettik. Seramik kaplama ifadesi ile yanlış olarak bilinen özel nano yüzey koruma kaplamasını, demir tozu temizliğini ve bunun gibi herkesin merak ettiği konuların en önemli detaylarına inmeye gayret ettik. 2 gün süren işlemler sonucunda ise 1964 Chevrolet Belair aracımız pırıl pırıl bir şekilde yeni garajına geri döndü. 2 gün düren temizlik ve kaplama işlemleri sırasında hem yorulduk hem de fazlası ile eğlendik. Yapılan tüm işlemleri de sizlere olduğu gibi aktarmaya gayret ettik. Bir araç için yapılabilecek dün detaylı işlemleri de videomuzda sizlere aktaracağız. Uygulamalar sırasında ürün desteği sağlayan Nasiol'e, uygulama desteği sağlayan Vintage Auto Detailing'e de teşekkür ederiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Detailing | Seramik Kaplama | 20 Yıl Önce Terk Edilmiş 1964 Chevrolet Eski Haline Dönebilecek Mi?

 Yıl önce

 Garaj videoları ve özellikle de terk edilmiş veya toz içindeki garajlar birçok kişinin ilgisini normal araç videolarından daha çok çekiyor diyebiliriz. Biz de bu doğrultuda, daha önce videosunu yayınladığımız Tozlu Garaj ile ilgili farklı bir video hazırlamaya karar verdik. Bu doğrultuda; yaklaşık 20 yıl önce bu garaja koyulmuş olan 1964 model Chevrolet Belair marka aracı çıkartarak tepeden tırnağa kozmetik bir bakım yapacağız. Her tarafı toz, güvercin pisliği ve örümcek ağları ile sarılmış olan bu aracı binbir uğraşla önce yerinden çıkarttık, daha sonra çekiciye yükleyerek bakım yapacağımız Ankara/Beşevler'de yer alan Vintage Auto Detailing'e götürdük. Ardından da en son aşamada seramik kaplama olarak bilinen ince işlemi uygulayabilmek için aracın içini, dışını ve motorunu pırıl pırıl yaptık. Tüm bu işlemlerde de Nasiol markasının çok çeşitli nano yüzey koruma ürünlerini kullandık. Bu işlemler sırasında ise; araç üstünde uygulanan tüm işlemleri videoda detaylı bir şekilde izah ettik. Seramik kaplama ifadesi ile yanlış olarak bilinen özel nano yüzey koruma kaplamasını, demir tozu temizliğini ve bunun gibi herkesin merak ettiği konuların en önemli detaylarına inmeye gayret ettik. 2 gün süren işlemler sonucunda ise 1964 Chevrolet Belair aracımız pırıl pırıl bir şekilde yeni garajına geri döndü. 2 gün düren temizlik ve kaplama işlemleri sırasında hem yorulduk hem de fazlası ile eğlendik. Yapılan tüm işlemleri de sizlere olduğu gibi aktarmaya gayret ettik. Bir araç için yapılabilecek dün detaylı işlemleri de videomuzda sizlere aktaracağız. Uygulamalar sırasında ürün desteği sağlayan Nasiol'e, uygulama desteği sağlayan Vintage Auto Detailing'e de teşekkür ederiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Mercedes 200 W110; Mercedes E Serisi'nin dedesi

 Mercedes-Benz marka klasik otomobilleri test etmeyi seviyoruz ve bu bölümdeki konuğumuz da Kırlangıç kuyruk takma adına sahip 1966 model W110 kasa Mercedes 200 modeli. Üretildiği yıllarda günümüz Mercedes E Serisi'nin de yer aldığı E Segmenti'nde yer alan Mercedes-Benz 200 (W110 kasa) modeli, bir üst segmentte yer alan W111 ve W112 kasalardan ödünç aldığı birçok farklı özelliğe rağmen, daha uygun fiyatlı bir model olarak dikkatleri çekti ve de sevildi. Özellikle dönemin taksicileri tarafından Almanya'da vazgeçilmez bir model olmasıyla öne çıktı. Testimizde yer alan aracın sahibi ise; 1966 model Mercedes 200'üne tabir-i caiz ise gönülden bağlanmış. Zaten temiz ve orijinal bir şekilde satın aldığı bu güzel aracı, ilerleyen yıllara hazır olabilmesi için baştan aşağı restore ettirmiş. Adeta sıfırlanan Mercedes 200 ile gitmedik yer bırakmamış. Tek seferde 700km'ye yakın şehirlerarası yol bile katettiği gibi, üye olduğu klasik otomobil klubünün etkinlikleri ile İstanbul'dan Kapadokya bölgesine bile gitmiş. Nam-ı diğer Türkçe'de Kırlangıç Kuyruk, İngilizce'de Fintail ve Almanca'da da Heckflosse olan bu harika aracı tepeden tırnağa inceleyeceğiz ve ulaşabildiğimiz her detayını sizlere anlatmaya çalışacağız. Ayrıca sürüş özelliklerini de aracın sahibi Çağlar Kesik Bey ile birlikte tecrübe edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Kevin MacLeod sanatçısının Gold Rush adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100217 Sanatçı: incompetech.com/

Mercedes 200 W110; Mercedes E Serisi'nin dedesi

 Yıl önce

 Mercedes-Benz marka klasik otomobilleri test etmeyi seviyoruz ve bu bölümdeki konuğumuz da Kırlangıç kuyruk takma adına sahip 1966 model W110 kasa Mercedes 200 modeli. Üretildiği yıllarda günümüz Mercedes E Serisi'nin de yer aldığı E Segmenti'nde yer alan Mercedes-Benz 200 (W110 kasa) modeli, bir üst segmentte yer alan W111 ve W112 kasalardan ödünç aldığı birçok farklı özelliğe rağmen, daha uygun fiyatlı bir model olarak dikkatleri çekti ve de sevildi. Özellikle dönemin taksicileri tarafından Almanya'da vazgeçilmez bir model olmasıyla öne çıktı. Testimizde yer alan aracın sahibi ise; 1966 model Mercedes 200'üne tabir-i caiz ise gönülden bağlanmış. Zaten temiz ve orijinal bir şekilde satın aldığı bu güzel aracı, ilerleyen yıllara hazır olabilmesi için baştan aşağı restore ettirmiş. Adeta sıfırlanan Mercedes 200 ile gitmedik yer bırakmamış. Tek seferde 700km'ye yakın şehirlerarası yol bile katettiği gibi, üye olduğu klasik otomobil klubünün etkinlikleri ile İstanbul'dan Kapadokya bölgesine bile gitmiş. Nam-ı diğer Türkçe'de Kırlangıç Kuyruk, İngilizce'de Fintail ve Almanca'da da Heckflosse olan bu harika aracı tepeden tırnağa inceleyeceğiz ve ulaşabildiğimiz her detayını sizlere anlatmaya çalışacağız. Ayrıca sürüş özelliklerini de aracın sahibi Çağlar Kesik Bey ile birlikte tecrübe edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Kevin MacLeod sanatçısının Gold Rush adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100217 Sanatçı: incompetech.com/

Volvo amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı? Amblemde erkek cinsiyeti mi saklı?

 Volvo markası 1927 yılında kurulmasına rağmen adı 1915 yılında ortaya çıkmıştır. Dünyanın önde gelen rulman markalarından bir tanesi olan İsveçli SKF, yeni tasarlanan ve ABD'de satılacak olan bir rulman ürün grubu için Volvo adını tescillemiştir. Sadece düşük miktarda ürün Volvo adı ile satışa sunulmuş, daha sonra bu düşünceden vazgeçilmiş ve bahsi geçen ürünler için markanın kendi adı yani SKF kullanılmaya devam edilmiştir. 1924 yılında ise 2 sıkı dost; eski SKF çalışanı Assar Gabrielsson ve arkadaşı tecrübeli Makina Mühendisi Gustaf Larson, otomobil üretme fikri ile bir araya geldiler. Otomobil üretme fikrinin sebebi ise İsveç'in çetin iklim ve arazi koşullarıydı. İkili, İsveç'de satılan hiçbir otomobil markasının sert kış koşullarını ve bozuk yol şartlarını karşılayamadığını düşünüyorlardı. Amaçları doğrultusunda kendi bütçeleri ile 9 ayda 9 adedi üstü açık ve 1 adedi de üstü kapalı toplam 10 adet kendi tasarladıkları bir motora sahip otomobil ortaya çıkartmayı başaran 2 ortak, aracın son halini SKF'ye tanıttılar ve kabul aldılar. Bu kabul sonrası, ekonomik ve teknik desteğin yanında, SKF ayrıca Volvo adının bu yeni İsveç otomobili için kullanılmasını kabul etti. Ayrıca SKF, Assar Gabrielsson ve Gustaf Larson'un otomobili geliştiriken yaptıkları masrafların da bir kısmını karşıladı ve Volvo'ya ortak oldu. Tüm bunların yanında, ilk yıllarında ekonomik açıdan başarılı olamayan Volvo'ya mali desteğini sürdürdüğünü de belirtmeden geçmeyelim. Yapılan anlaşmalar sonrasında ilk seri üretim Volvo modeli olan ÖV4 (Takma adı: Jakob - Yakup), 1927 yılında mevcut prototip araçları baz alarak üretildi. 28hp gücünde bir motora sahipti ve 90km/s hıza çıkabiliyordu. Aynı yıl toplamda 280 araç üretilebildi. 1928 yılında ise Volvo'nun ilk kamyonu "Series 1" üretildi. İlk otobüs 1930'lu yılların başında üretilirken, 1935 yılında da, şu anki adı Volvo Penta olan ve çeşitli motorlar üreten Pentaverken firması kuruldu. Aynı yıl SKF, Volvo'nun artık kendi ayakları üzerinde durabileceğini düşündüğü içi hisselerinin büyük bir bölümünü sattı. 1950 yılında ise Volvo, tarım makinaları ve traktörler üreten İsveç firması Bolinder-Munktell'i satın aldı. Firmanın adı 1973 yılında, Volvo'nun adı ve Bolinder-Munktell'in baş harflerini alarak Volvo BM olarak değiştirildi. Günümüzde Volvo BM yoluna Volvo İş Makinaları (Volvo Construction Equipment - Volvo CE) olarak devam etmektedir ve Volvo Kamyon ve Otobüs'ü de içine alan AB Volvo bünyesindedir. Geely'nin AB Volvo içinde önemli oranda hissesi olmasına rağmen Volvo Otomobil gibi tek sahibi değidir. 1999 yılında Volvo, yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Ford firmasına satıldı. Bu dönem üretilen Volvo otomobllerin neredese tamamında Ford üretimi motorlar yer alıyordu. 2010 yılında ise Ford Volvo'yu Çinli Geely Grubu'na sattı ve bulunduğumuz yıllarda Volvo'nun en parlak dönemlerini yaşadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Volvo ne demektir? Volvo adının SKF icadı olduğunudan yukarıdaki paragraflarda bahsettik. Volvo adı ise; Latince'de Volvere fiilinin 1. tekil kişiye uyarlanmış hali. Latince'de Volvere kelimesi ise "Yuvarlanmak" anlamına geliyor. Bu doğrultuda Volvo anlamı için "Yuvarlanıyorum" demek mümkün görünüyor. Aslında Volvo adının mucidi SKF'nin bir rulman firması olduğu ve rulmanların da döndüğü-yuvarlandığı düşünülürse, zamanında gayet güzel bir seçim yapıldığı gayet net. Volvo ambleminde ise en dikkat çeken sembol kuzey-doğu istikametini gösteren ve daireden çıkan ok diyebiliriz. Bu sembol günümüzde erkek cinsiyetini simgeleyen işarete benzer olsa da aslında hikayesi çok eski zamanlara dayanıyor. Antik Roma'da savaş tanrısı Mars'ın sembolü olduğu söylendiği gibi, daire Mars'ın kalkanını, daireden çıkan ok da Mars'ın mızrağını simgeliyor. Ayrıca bu nedenle Mars gezegeninin de sembolü bu şekilde. Erkek semboünü anlatmışken kadın sembolünün de Venüs'ten geldiğini, Venüs gezegeninin de bu sembole sahip olduğunu ve Venüs'ün aynasına benzediğini de belirtmeden geçmeyelim. Tabi daha bitmedi. Güç ve dayanıklılık ile özdeşleştirilen bu sembole sahip bir diğer önemli şey de Demir. Kaliteli çelik ürünleri ile dünyada en iyiler arasında yer alan İsveç'in bu anlamda öne çkartıldığını da söylemek fazlasıyla mümkün görünüyor.Son olarak uzun zamandı Volvo'nun ambleminde kullanılan mavi rengin de psikolojide "Güvenirlilik" anlamına geldiğini belirtmeden geçmeyelim. Kısacası Volvo'yu sembolize eden amblemin güç, dayanıklık ve güvenirlilik kelimeleri ile özdeşleşmiş. Volvo amblemi ortasında ise Volvo adı net bir şekilde belirtiliyor. Bundan 91 yıl önce dayanıklılık ve sağlamlık amaçlarıyla otomobil üretmeye başlayan Volvo'nun, günümüzde bu amaçlarına güvenliği mükemmel bi şekilde entegre etmesi ve bu konuda en iyiler arasında yer alması gerçekten de takdir edilesi bir kafa yapısı diye düşünüyoruz.

Volvo amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı? Amblemde erkek cinsiyeti mi saklı?

 Yıl önce

 Volvo markası 1927 yılında kurulmasına rağmen adı 1915 yılında ortaya çıkmıştır. Dünyanın önde gelen rulman markalarından bir tanesi olan İsveçli SKF, yeni tasarlanan ve ABD'de satılacak olan bir rulman ürün grubu için Volvo adını tescillemiştir. Sadece düşük miktarda ürün Volvo adı ile satışa sunulmuş, daha sonra bu düşünceden vazgeçilmiş ve bahsi geçen ürünler için markanın kendi adı yani SKF kullanılmaya devam edilmiştir. 1924 yılında ise 2 sıkı dost; eski SKF çalışanı Assar Gabrielsson ve arkadaşı tecrübeli Makina Mühendisi Gustaf Larson, otomobil üretme fikri ile bir araya geldiler. Otomobil üretme fikrinin sebebi ise İsveç'in çetin iklim ve arazi koşullarıydı. İkili, İsveç'de satılan hiçbir otomobil markasının sert kış koşullarını ve bozuk yol şartlarını karşılayamadığını düşünüyorlardı. Amaçları doğrultusunda kendi bütçeleri ile 9 ayda 9 adedi üstü açık ve 1 adedi de üstü kapalı toplam 10 adet kendi tasarladıkları bir motora sahip otomobil ortaya çıkartmayı başaran 2 ortak, aracın son halini SKF'ye tanıttılar ve kabul aldılar. Bu kabul sonrası, ekonomik ve teknik desteğin yanında, SKF ayrıca Volvo adının bu yeni İsveç otomobili için kullanılmasını kabul etti. Ayrıca SKF, Assar Gabrielsson ve Gustaf Larson'un otomobili geliştiriken yaptıkları masrafların da bir kısmını karşıladı ve Volvo'ya ortak oldu. Tüm bunların yanında, ilk yıllarında ekonomik açıdan başarılı olamayan Volvo'ya mali desteğini sürdürdüğünü de belirtmeden geçmeyelim. Yapılan anlaşmalar sonrasında ilk seri üretim Volvo modeli olan ÖV4 (Takma adı: Jakob - Yakup), 1927 yılında mevcut prototip araçları baz alarak üretildi. 28hp gücünde bir motora sahipti ve 90km/s hıza çıkabiliyordu. Aynı yıl toplamda 280 araç üretilebildi. 1928 yılında ise Volvo'nun ilk kamyonu "Series 1" üretildi. İlk otobüs 1930'lu yılların başında üretilirken, 1935 yılında da, şu anki adı Volvo Penta olan ve çeşitli motorlar üreten Pentaverken firması kuruldu. Aynı yıl SKF, Volvo'nun artık kendi ayakları üzerinde durabileceğini düşündüğü içi hisselerinin büyük bir bölümünü sattı. 1950 yılında ise Volvo, tarım makinaları ve traktörler üreten İsveç firması Bolinder-Munktell'i satın aldı. Firmanın adı 1973 yılında, Volvo'nun adı ve Bolinder-Munktell'in baş harflerini alarak Volvo BM olarak değiştirildi. Günümüzde Volvo BM yoluna Volvo İş Makinaları (Volvo Construction Equipment - Volvo CE) olarak devam etmektedir ve Volvo Kamyon ve Otobüs'ü de içine alan AB Volvo bünyesindedir. Geely'nin AB Volvo içinde önemli oranda hissesi olmasına rağmen Volvo Otomobil gibi tek sahibi değidir. 1999 yılında Volvo, yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Ford firmasına satıldı. Bu dönem üretilen Volvo otomobllerin neredese tamamında Ford üretimi motorlar yer alıyordu. 2010 yılında ise Ford Volvo'yu Çinli Geely Grubu'na sattı ve bulunduğumuz yıllarda Volvo'nun en parlak dönemlerini yaşadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Volvo ne demektir? Volvo adının SKF icadı olduğunudan yukarıdaki paragraflarda bahsettik. Volvo adı ise; Latince'de Volvere fiilinin 1. tekil kişiye uyarlanmış hali. Latince'de Volvere kelimesi ise "Yuvarlanmak" anlamına geliyor. Bu doğrultuda Volvo anlamı için "Yuvarlanıyorum" demek mümkün görünüyor. Aslında Volvo adının mucidi SKF'nin bir rulman firması olduğu ve rulmanların da döndüğü-yuvarlandığı düşünülürse, zamanında gayet güzel bir seçim yapıldığı gayet net. Volvo ambleminde ise en dikkat çeken sembol kuzey-doğu istikametini gösteren ve daireden çıkan ok diyebiliriz. Bu sembol günümüzde erkek cinsiyetini simgeleyen işarete benzer olsa da aslında hikayesi çok eski zamanlara dayanıyor. Antik Roma'da savaş tanrısı Mars'ın sembolü olduğu söylendiği gibi, daire Mars'ın kalkanını, daireden çıkan ok da Mars'ın mızrağını simgeliyor. Ayrıca bu nedenle Mars gezegeninin de sembolü bu şekilde. Erkek semboünü anlatmışken kadın sembolünün de Venüs'ten geldiğini, Venüs gezegeninin de bu sembole sahip olduğunu ve Venüs'ün aynasına benzediğini de belirtmeden geçmeyelim. Tabi daha bitmedi. Güç ve dayanıklılık ile özdeşleştirilen bu sembole sahip bir diğer önemli şey de Demir. Kaliteli çelik ürünleri ile dünyada en iyiler arasında yer alan İsveç'in bu anlamda öne çkartıldığını da söylemek fazlasıyla mümkün görünüyor.Son olarak uzun zamandı Volvo'nun ambleminde kullanılan mavi rengin de psikolojide "Güvenirlilik" anlamına geldiğini belirtmeden geçmeyelim. Kısacası Volvo'yu sembolize eden amblemin güç, dayanıklık ve güvenirlilik kelimeleri ile özdeşleşmiş. Volvo amblemi ortasında ise Volvo adı net bir şekilde belirtiliyor. Bundan 91 yıl önce dayanıklılık ve sağlamlık amaçlarıyla otomobil üretmeye başlayan Volvo'nun, günümüzde bu amaçlarına güvenliği mükemmel bi şekilde entegre etmesi ve bu konuda en iyiler arasında yer alması gerçekten de takdir edilesi bir kafa yapısı diye düşünüyoruz.

İlk JEEP; 1944 Willys MB | 2. Dünya Savaşının İkonik Askeri Aracını İnceleyip Test Ediyoruz

 A.B.D ve Müttefik Kuvvetleri'nin 2.Dünya Savaşı'ndaki en büyük yardımcılarından, adı savaş kazandıran taşıta çıkan ve SUV araçların atası sayılabilecek 1944 model Willys MB'yi en ince noktasına kadar inceliyor, dağ taş test ediyoruz. 1939 Eylül ayında başlayan ve 1945 Eylül ayında sona eren 2. Dünya Savaşı tam 6 yıl sürdü ve Almanya, Japonya ve İtalya'nın bulunduğu cepheye karşı A.B.D, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin (her iki tarafın da küçük tarafları belirtilmemiştir) mücadele verdi. Oldukça yıkıcı geçen bu mücadele sonunda her iki taraftan 24 milyonu asker ve 49 milyonu sivil olmak üzere toplamda 73 milyon insan hayatını kaybetti. Bu rakam neredeyse ülkemiz nüfusu kadar. Dünyadaki teknolojilerin gelişmesinde en büyük pay sahibi de genelde savaşlar ve savaş teknolojileri olmuştur. Özellikle kara, hava ve deniz taşıt teknolojileri bu tip dönemlerde verilen üstünlük mücadelesi sonucu çok daha kısa zamanda ortaya çıkmıştır. 2. Dünya Savaşı sırasında da resmen bir teknoloji patlaması yaşanmış ve günümüzde kullandığımız birçok teknoloji bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu teknolojilere bazı örnekler ise; radar, radyo bazlı navigasyon, jet uçağı, sentetik yağ, bilgisayar (şifre çözücü olarak) ve nükleer güç olarak verilebilir. Günümüze yön veren bu tip teknolojilerin haricinde savaşlar bir de farklı otomobil sınıflarının doğmasına neden olmuştur. Bu konudaki en iyi örnek olarak da "Savaş Kazandıran Taşıt" ünvanına layık görülmüş olan Willys MB modelidir. 2. Dünya Savaşı süresince toplam 648,000 adet (Willys MB 361,000adet ve Ford GP 278,000adet) üretilen bu taşıt günümüzün SUV modellerinin tümünün atası konumundadır ve "Otomobil tarihine yön veren en önemli 5 model" arasında gösterilebilir. Daha sonra ise Willys ismi Jeep olarak değiştirilmiştir. Jeep isminin çıkışı ise oldukça ilginçtir. 2.Dünya Savaşı sırasında kullanılmaya başlandığında Amerikan askerleri tarafından Temel Reis çizgi karakterinin sahip olduğu gizemli bir hayvan olan “Eugene the Jeep” adı ile çağrılmaya başlanır. “Eugene the Jeep” her yere girebilen ve tırmanabilen, çok kabiliyetli bir hayvandır. Askerler Willys MB araçları Eugene the Jeep’e benzettikleri için zamanla bu ismi kısaltarak Jeep olarak söylemeye başlandı ve bunun üzerine 1950 yılında markanın ismi “Jeep” şeklinde tescil edildi. Şu anda FCA (Fiat-Chrsyler) grubu altında faaliyet göstermekte olan markanın panjur tasarımını 75 yıldır değiştirmemiştir. Günümüzde bile tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan Willys MB'nin günümüze uyarlanan bir konsepti olan Jeep Staff Car oldukça dikkat çekicidir. Willys MB Restorasyonu: www.sekizsilindir.com/2014/12/savas-kazandran-tast-willys-mb.html Çekimler ve Kurgu (Director) : Ege Batuhan Akgül Anlatım (Narrator): Etem Sayın DISCLAIMER: Under Section 107 of the Copyright Act 1976, allowance is made for "fair use" for purposes such as criticism, comment, news reporting, teaching, scholarship, and research. Fair use is a use permitted by copyright statute that might otherwise be infringing." The materials are used for illustrative and exemplification reasons, also quoting in order to recombine elements to make a new work. The original works were altered quantitatively or qualitatively and the video does not compete with the market for the original works. There were used small portions of the materials in a new context and expression for illustrative reasons only. In case of copyright issues, please contact me immediately for further credits or clip delete. tr-me.com/videos/video-mjkwHdjDhDI.html tr-me.com/videos/video-Rug4jaPczls.html tr-me.com/videos/video-GEPgFOQbxUc.html tr-me.com/videos/video-6Q04apY-uOM.html tr-me.com/videos/video-sPLn5SVz3Ac.html tr-me.com/videos/video-4SmvCQRSN4E.html

İlk JEEP; 1944 Willys MB | 2. Dünya Savaşının İkonik Askeri Aracını İnceleyip Test Ediyoruz

 Yıl önce

 A.B.D ve Müttefik Kuvvetleri'nin 2.Dünya Savaşı'ndaki en büyük yardımcılarından, adı savaş kazandıran taşıta çıkan ve SUV araçların atası sayılabilecek 1944 model Willys MB'yi en ince noktasına kadar inceliyor, dağ taş test ediyoruz. 1939 Eylül ayında başlayan ve 1945 Eylül ayında sona eren 2. Dünya Savaşı tam 6 yıl sürdü ve Almanya, Japonya ve İtalya'nın bulunduğu cepheye karşı A.B.D, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin (her iki tarafın da küçük tarafları belirtilmemiştir) mücadele verdi. Oldukça yıkıcı geçen bu mücadele sonunda her iki taraftan 24 milyonu asker ve 49 milyonu sivil olmak üzere toplamda 73 milyon insan hayatını kaybetti. Bu rakam neredeyse ülkemiz nüfusu kadar. Dünyadaki teknolojilerin gelişmesinde en büyük pay sahibi de genelde savaşlar ve savaş teknolojileri olmuştur. Özellikle kara, hava ve deniz taşıt teknolojileri bu tip dönemlerde verilen üstünlük mücadelesi sonucu çok daha kısa zamanda ortaya çıkmıştır. 2. Dünya Savaşı sırasında da resmen bir teknoloji patlaması yaşanmış ve günümüzde kullandığımız birçok teknoloji bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu teknolojilere bazı örnekler ise; radar, radyo bazlı navigasyon, jet uçağı, sentetik yağ, bilgisayar (şifre çözücü olarak) ve nükleer güç olarak verilebilir. Günümüze yön veren bu tip teknolojilerin haricinde savaşlar bir de farklı otomobil sınıflarının doğmasına neden olmuştur. Bu konudaki en iyi örnek olarak da "Savaş Kazandıran Taşıt" ünvanına layık görülmüş olan Willys MB modelidir. 2. Dünya Savaşı süresince toplam 648,000 adet (Willys MB 361,000adet ve Ford GP 278,000adet) üretilen bu taşıt günümüzün SUV modellerinin tümünün atası konumundadır ve "Otomobil tarihine yön veren en önemli 5 model" arasında gösterilebilir. Daha sonra ise Willys ismi Jeep olarak değiştirilmiştir. Jeep isminin çıkışı ise oldukça ilginçtir. 2.Dünya Savaşı sırasında kullanılmaya başlandığında Amerikan askerleri tarafından Temel Reis çizgi karakterinin sahip olduğu gizemli bir hayvan olan “Eugene the Jeep” adı ile çağrılmaya başlanır. “Eugene the Jeep” her yere girebilen ve tırmanabilen, çok kabiliyetli bir hayvandır. Askerler Willys MB araçları Eugene the Jeep’e benzettikleri için zamanla bu ismi kısaltarak Jeep olarak söylemeye başlandı ve bunun üzerine 1950 yılında markanın ismi “Jeep” şeklinde tescil edildi. Şu anda FCA (Fiat-Chrsyler) grubu altında faaliyet göstermekte olan markanın panjur tasarımını 75 yıldır değiştirmemiştir. Günümüzde bile tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan Willys MB'nin günümüze uyarlanan bir konsepti olan Jeep Staff Car oldukça dikkat çekicidir. Willys MB Restorasyonu: www.sekizsilindir.com/2014/12/savas-kazandran-tast-willys-mb.html Çekimler ve Kurgu (Director) : Ege Batuhan Akgül Anlatım (Narrator): Etem Sayın DISCLAIMER: Under Section 107 of the Copyright Act 1976, allowance is made for "fair use" for purposes such as criticism, comment, news reporting, teaching, scholarship, and research. Fair use is a use permitted by copyright statute that might otherwise be infringing." The materials are used for illustrative and exemplification reasons, also quoting in order to recombine elements to make a new work. The original works were altered quantitatively or qualitatively and the video does not compete with the market for the original works. There were used small portions of the materials in a new context and expression for illustrative reasons only. In case of copyright issues, please contact me immediately for further credits or clip delete. tr-me.com/videos/video-mjkwHdjDhDI.html tr-me.com/videos/video-Rug4jaPczls.html tr-me.com/videos/video-GEPgFOQbxUc.html tr-me.com/videos/video-6Q04apY-uOM.html tr-me.com/videos/video-sPLn5SVz3Ac.html tr-me.com/videos/video-4SmvCQRSN4E.html

Anadol SL; Gıcır Gıcır İlk Sahibinden Detaylı İnceliyoruz.

 Geçtiğimiz günlerde Anadol markasının nasıl ortaya çıktığını, marka logo anlamını ve kısa tarihini anlatmıştık. Şimdi ise çok başarılı bir şekilde restore edilmiş dede yadigarı 1975 Anadol SL modelini detaylı bir şekilde test edeceğiz. 1975 model Anadol'umuz, araç sahibi Bahadır Bey'e dedesinden yadigar kalmış. Aracın ilk sahibi de yine dedesi ve ilk satın alındığı zamanki belgeleri bile bir dosya halinde günümüze kadar muhafaza edilmiş. Bunları videomuzda sizlere gösteriyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıllarda, tepeden tırnağa kadar olabilecek en orijinal şekilde de restore edilmiş. Kısacası ülkemizde restore edilmiş Anadol modelleri içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Aracın bu derece orijinal restore edilmesi ve ilk günkü kondisyonunda olması nedeniyle, işin biraz da espirisine kaçarak 0-100km/s ve maksimum hız testlerini bile gerçekleştirdik. Hem şehir içi, hem de otoban kullanımı yapmamız sayesinde de konforu hakkında düşüncelerimiz belirttik. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler dileriz.

Anadol SL; Gıcır Gıcır İlk Sahibinden Detaylı İnceliyoruz.

 Yıl önce

 Geçtiğimiz günlerde Anadol markasının nasıl ortaya çıktığını, marka logo anlamını ve kısa tarihini anlatmıştık. Şimdi ise çok başarılı bir şekilde restore edilmiş dede yadigarı 1975 Anadol SL modelini detaylı bir şekilde test edeceğiz. 1975 model Anadol'umuz, araç sahibi Bahadır Bey'e dedesinden yadigar kalmış. Aracın ilk sahibi de yine dedesi ve ilk satın alındığı zamanki belgeleri bile bir dosya halinde günümüze kadar muhafaza edilmiş. Bunları videomuzda sizlere gösteriyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıllarda, tepeden tırnağa kadar olabilecek en orijinal şekilde de restore edilmiş. Kısacası ülkemizde restore edilmiş Anadol modelleri içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Aracın bu derece orijinal restore edilmesi ve ilk günkü kondisyonunda olması nedeniyle, işin biraz da espirisine kaçarak 0-100km/s ve maksimum hız testlerini bile gerçekleştirdik. Hem şehir içi, hem de otoban kullanımı yapmamız sayesinde de konforu hakkında düşüncelerimiz belirttik. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler dileriz.

VW amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı? İlk VW Mercedes mi?

 Farklı otomobil markalarını işlediğimiz serinin bu bölümünde; Volkswagen amblemi ve adının ne anlama geldiğini anlatacağız. Ortaya çıkış öyküsü oldukça ilginç olan markanın tarihi de oldukça dikkat çekici. Yani sadece amblem ve adını değil kısa bir şekilde tarihinden de bahsetmemiz gerekiyor. Volkswagen markası, esas olarak 1930'lu yılların başında Nasyonel Sosyalist bir oluşum olan Alman Emek Cephesi yani kısa adıyla DAF* tarafından kurulmuştur. Kuruluş amacı ise; her Alman'ın bir otomobil sahibi olmasıydı. O tarihlerde Almanya'da ya çok lüks ve pahalı otomobiller ya da motosikletler yer alıyordu. Öyle ki; her 50 Alman vatandaşından ancak 1'i otomobil sahibi olabiliyordu. Yani ortalama bir Alman ancak kendisine motosiklet satın alabilecek güçteydi. Bu durumun önüne geçmek için ise birçok Alman otomobil üreticisi, bağımsız bir şekilde bu yönde otomobiller tasarlamaya başladılar. Bu üreticilerin içinde traktörleri ile de bilinen Hanomag ve Steyr'ın yanında NSU, Tatra ve Mercedes markaları da bulunuyordu. Ayrıca Porsche'nin kurucusu Ferdinand Porsche'nin de tasarımı yer alıyordu. Porsche tasarladığı araca "VolksAuto" adını vermişti. Bu araç Type 12 olarak da bilinmektedir. Aslen Çekoslovakya vatandaşı olan Ferdinand Porsche, 1934 yılında büyük başarıları sonucu olarak Adolf Hitler tarafından Alman Vatandaşı yapılmıştır. "Büyük Alman Mühendisi" olarak da anılan Porsche, ayrıca 1937 yılında Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi'ne üye olmuş, hatta SS'e (Alman Koruma Birliği) bile katılmıştır. 1934 yılına geri dönecek olursak; Adolf Hitler'in de büyük hayranlık duyduğu Ferdinand Porsche'nin firması, her Alman Vatandaşı'nı otomobil sahibi yapmayı amaçlayan projeyi, diğer markaların yaptığı lobi çalışmalarına rağmen kazanmayı başardı. Porsche'nin projesi tam da Hitler'in isteklerine uyuyordu. Buna göre üretimi yapılacak olan otomobil 2 yetişkin ve 3 çocuğunu bavulları ile alabilecek genişlikte, saatte 100km hıza çıkabilen, en fazla 7lt/100km yakıt tüketen, basit bir hava soğutmalı motora ve herkesin satın alabileceği bir fiyata sahip olmalıydı. Bu doğrultuda Ferdinand Porsche'nin tasarladığı ilk araç Adolf Hitler'in de katılımı ile 1938 yılında tanıtıldı. Tasarım ve prototip aşamasında KDF-Wagen (Beetle) olarak adlandırılan araç, sahip olduğu düşük fiyat ve çok yönlü özellikleri de dikkate alınarak ana marka, Volks Wagen yani "Halk Arabası" olarak adlandırıldı. Amblemi ise 1930'lu yılların sonuna dayanıyor ve 2 kelimeden oluşan adının baş harfleri ile oluşturulmuş. Günümüze kadar da şekli değişmiş olsa da, temeli aynen korunmuş. Amblemin üstünde yer alan V figürü Volks yani Halk kelimesini, V'nin altında bitişikmiş gibi duran W figürü ise Wagen yani Araba kelimesini temsil ediyor. 1937 yılında ilk tanıtılan ilk amblem ise; Bu tip bir aracın fikir babası Alman Emek Cephesi'nden (DAF) önemli detaylar almış. Nazilerin en önemli figürü olan Gamalı Haç (Svastika) DAF ambleminde yer alırken, VW'de de kendine kanatlarda yer bulmuş. Ayrıca DAF'ın önemli sembollerinden olan dişli figürü de Volkswagen Amblemi'ne entegre edilmiş. Ortada ise V ve W harfleri üst-alt olarak yer alıyor. Daha sonra ise Gamalı Haç'ın kanatlarından vazgeçilmiş ve DAF'tan gelen çember dışındaki dişli formu korunarak devam edilmiştir. 2. Dünya Savaşı sonrasında ise savaşı kazanan ABD öncülüğündeki Müttefik Kuvvetleri'nde yer alan İngiltere idaresine geçen markanın dişli formu da Nazi Dönemi'ni hatırlattığı için, günümüzde de kullanılan formuna kavuşmuştur. Peki ama neden ilk VW modeline Beetle yani Böcek deniyor? 1945 Eylül ayında Almanya’nın kaybetmesi ile sona eren 2. Dünya Savaşı sonrası ise VW’i oldukça zor bir dönem bekliyordu. Müttefik Güçleri tarafından el konulan VW Fabrikası İngilizlere teslim edildi ve kontrol İngilizlerin elindeydi. Bir rivayete göre “Beetle” yani “Böcek” adı da, VW’in görüntüsü nedeniyle İngilizlerin alaycı bir şekilde araca bu ismi koymasıyla gerçekleşti. Son olarak önemli bir detaydan da bahsetmekte fayda var; Ferdinand Porsche, Mercedes-Benz firmasında 1923-1928 yılları arasında şef mühendis olarak çalışmıştı. Kompresörlü bir motora sahip Mercedes SSK gibi tarihte yer edinmiş önemli bir modelin yanında, küçük ve hafif otomobiller de tasarlamıştı. Ancak Daimler ve Benz firmalarının 1926 yılında birleşip araçlarını Mercedes-Benz adı altında satmaya başlamasıyla strateji değişikliğine gidilmiş ve Porsche'nin tasarladığı küçük ve hafif araçlar kabul görmemişti. Porsche'de bunun üzerine firmadan ayrılmıştı. İşte Ferdinand Porsche'nin bu dönemde tasarladığı araçlardan bir tanesi de arkadan motorlu Mercedes-Benz 170H modeliydi. Bu modelin VW'in doğuşunu sağlayan Beetle modeli ile olan aşırı benzerliği fazlası ile dikkat çekicidir.

VW amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı? İlk VW Mercedes mi?

 Yıl önce

 Farklı otomobil markalarını işlediğimiz serinin bu bölümünde; Volkswagen amblemi ve adının ne anlama geldiğini anlatacağız. Ortaya çıkış öyküsü oldukça ilginç olan markanın tarihi de oldukça dikkat çekici. Yani sadece amblem ve adını değil kısa bir şekilde tarihinden de bahsetmemiz gerekiyor. Volkswagen markası, esas olarak 1930'lu yılların başında Nasyonel Sosyalist bir oluşum olan Alman Emek Cephesi yani kısa adıyla DAF* tarafından kurulmuştur. Kuruluş amacı ise; her Alman'ın bir otomobil sahibi olmasıydı. O tarihlerde Almanya'da ya çok lüks ve pahalı otomobiller ya da motosikletler yer alıyordu. Öyle ki; her 50 Alman vatandaşından ancak 1'i otomobil sahibi olabiliyordu. Yani ortalama bir Alman ancak kendisine motosiklet satın alabilecek güçteydi. Bu durumun önüne geçmek için ise birçok Alman otomobil üreticisi, bağımsız bir şekilde bu yönde otomobiller tasarlamaya başladılar. Bu üreticilerin içinde traktörleri ile de bilinen Hanomag ve Steyr'ın yanında NSU, Tatra ve Mercedes markaları da bulunuyordu. Ayrıca Porsche'nin kurucusu Ferdinand Porsche'nin de tasarımı yer alıyordu. Porsche tasarladığı araca "VolksAuto" adını vermişti. Bu araç Type 12 olarak da bilinmektedir. Aslen Çekoslovakya vatandaşı olan Ferdinand Porsche, 1934 yılında büyük başarıları sonucu olarak Adolf Hitler tarafından Alman Vatandaşı yapılmıştır. "Büyük Alman Mühendisi" olarak da anılan Porsche, ayrıca 1937 yılında Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi'ne üye olmuş, hatta SS'e (Alman Koruma Birliği) bile katılmıştır. 1934 yılına geri dönecek olursak; Adolf Hitler'in de büyük hayranlık duyduğu Ferdinand Porsche'nin firması, her Alman Vatandaşı'nı otomobil sahibi yapmayı amaçlayan projeyi, diğer markaların yaptığı lobi çalışmalarına rağmen kazanmayı başardı. Porsche'nin projesi tam da Hitler'in isteklerine uyuyordu. Buna göre üretimi yapılacak olan otomobil 2 yetişkin ve 3 çocuğunu bavulları ile alabilecek genişlikte, saatte 100km hıza çıkabilen, en fazla 7lt/100km yakıt tüketen, basit bir hava soğutmalı motora ve herkesin satın alabileceği bir fiyata sahip olmalıydı. Bu doğrultuda Ferdinand Porsche'nin tasarladığı ilk araç Adolf Hitler'in de katılımı ile 1938 yılında tanıtıldı. Tasarım ve prototip aşamasında KDF-Wagen (Beetle) olarak adlandırılan araç, sahip olduğu düşük fiyat ve çok yönlü özellikleri de dikkate alınarak ana marka, Volks Wagen yani "Halk Arabası" olarak adlandırıldı. Amblemi ise 1930'lu yılların sonuna dayanıyor ve 2 kelimeden oluşan adının baş harfleri ile oluşturulmuş. Günümüze kadar da şekli değişmiş olsa da, temeli aynen korunmuş. Amblemin üstünde yer alan V figürü Volks yani Halk kelimesini, V'nin altında bitişikmiş gibi duran W figürü ise Wagen yani Araba kelimesini temsil ediyor. 1937 yılında ilk tanıtılan ilk amblem ise; Bu tip bir aracın fikir babası Alman Emek Cephesi'nden (DAF) önemli detaylar almış. Nazilerin en önemli figürü olan Gamalı Haç (Svastika) DAF ambleminde yer alırken, VW'de de kendine kanatlarda yer bulmuş. Ayrıca DAF'ın önemli sembollerinden olan dişli figürü de Volkswagen Amblemi'ne entegre edilmiş. Ortada ise V ve W harfleri üst-alt olarak yer alıyor. Daha sonra ise Gamalı Haç'ın kanatlarından vazgeçilmiş ve DAF'tan gelen çember dışındaki dişli formu korunarak devam edilmiştir. 2. Dünya Savaşı sonrasında ise savaşı kazanan ABD öncülüğündeki Müttefik Kuvvetleri'nde yer alan İngiltere idaresine geçen markanın dişli formu da Nazi Dönemi'ni hatırlattığı için, günümüzde de kullanılan formuna kavuşmuştur. Peki ama neden ilk VW modeline Beetle yani Böcek deniyor? 1945 Eylül ayında Almanya’nın kaybetmesi ile sona eren 2. Dünya Savaşı sonrası ise VW’i oldukça zor bir dönem bekliyordu. Müttefik Güçleri tarafından el konulan VW Fabrikası İngilizlere teslim edildi ve kontrol İngilizlerin elindeydi. Bir rivayete göre “Beetle” yani “Böcek” adı da, VW’in görüntüsü nedeniyle İngilizlerin alaycı bir şekilde araca bu ismi koymasıyla gerçekleşti. Son olarak önemli bir detaydan da bahsetmekte fayda var; Ferdinand Porsche, Mercedes-Benz firmasında 1923-1928 yılları arasında şef mühendis olarak çalışmıştı. Kompresörlü bir motora sahip Mercedes SSK gibi tarihte yer edinmiş önemli bir modelin yanında, küçük ve hafif otomobiller de tasarlamıştı. Ancak Daimler ve Benz firmalarının 1926 yılında birleşip araçlarını Mercedes-Benz adı altında satmaya başlamasıyla strateji değişikliğine gidilmiş ve Porsche'nin tasarladığı küçük ve hafif araçlar kabul görmemişti. Porsche'de bunun üzerine firmadan ayrılmıştı. İşte Ferdinand Porsche'nin bu dönemde tasarladığı araçlardan bir tanesi de arkadan motorlu Mercedes-Benz 170H modeliydi. Bu modelin VW'in doğuşunu sağlayan Beetle modeli ile olan aşırı benzerliği fazlası ile dikkat çekicidir.

Anadol markası ve amblemi nasıl ortaya çıktı? Wankel motor hangi Anadol'da kullanılacaktı?

 Türkiye'nin ilk yerli otomobil markası Anadol, her ne kadar günümüzde üretilmiyor olsa da, oldukça heyecan yaratmış ve ilgi çekmişti. Ancak zamanın şartları Anadol'un hayatını devam etmesini engellemişti. Bu yayınımızda, Anadol amblemi, adı ve fikrinin nasıl ortaya çıktığını kısaca anlatacağız. Anadol markası nasıl ortaya çıktı? Ankaralı İş Adamı ve sanayici Vehbi Koç, 1920'li yılların sonunda bayiliğini yapmaya başladığı Ford ürünlerinin, daha sonra 1960 başında kurduğu Otosan Fabrikası'nda lisanslı olarak montajını yapmaya başladı. Kamyon, kamyonet ve minibüsün yanında 1960'lı yılların ortasında Station kasa tipinde araçların bile montajını gerçekleştirmişti. Ancak esas hedef Ford ürünleri yanında bir de yerli otomobil markası ortaya çıkarabilmekti. Ancak Türkiye'de o zaman yer alan otomobil sayısı ve satışları düşünüldüğü zaman, yapılacak yatırım pek de mantıklı görünmüyordu. Kısacası yerli marka için üretim maliyetlerinin ucuzlaması gerekiyordu. İşte tam da bu noktada; markanın ortaya çıkışı konsunda 2 farklı iddia yer alıyor. İlk iddiaya göre İzmir Fuarı'nda sergilenen bir aracın, ikinci iddiaya göre ise Ankara'da Otokoç Genel Müdürlüğü'nde karşılaşılan bir aracın ilham verdiği çeşitli kaynaklarca belirtiliyor. Ancak hangi iddia gerçek olursa olsun; her 2 araç da aynı ve kasası da fiberglas malzemeden üretilmiş olması nedeniyle dikkat çekmiş. Bir otomobilde çelik sac kasa malzemesinin maliyetleri çok yükseltmesi nedeniyle fiberglas malzemenin bu konuda anahtar olabileceği düşünülmüş. Bahsi geçen araç da İsrail yapımı ve İngiliz Reliant destekli bir tasarım olması nedeniyle, her 2 üretici ile de görüşülmüştü ve Reliant'ın üretim kalitesi göz önünde bulundurularak anlaşma yapılmıştı. Tasarımı İngiliz bir firmaya yaptırılmış, teknik altyapısı ise Ford'dan alınmıştı. Kasa ise Reliant'ın fiberglas teknolojisi ile üretilecekti. 1966 yılının son günlerinde ise ilk seri üretim gerçekleşti. Satış fiyatı ise; fiberglas kasanın etkisi ile beklentilerin altında, o günün dolar kuru ile hemen hemen 3000$'dı. Anadol amblemi ve adı nasıl seçildi? Bir otomobil üretiliyorsa tabi ki adı ve amblemi de olmak zorundaydı. Yerli bir otomobil markası olmasının da etkisi ile Türkçe bir ad ve Türkiye'ye özgü bir amblem seçilecekti. Bu doğrultuda adı için ödüllü bir yarışma düzenlendi ve Türk Halkı'na soruldu. Katılım sağlayan onbinlerde kişinin yüzlerce önerisi sonucunda, Anadolu, Ve-Ko (Vehbi Koç), Anadol ve Otosan öne çıktı ve Anadol markanın adı olarak seçildi. Anadol amblemi olarak ise; Anadolu'nun en önemli sembollerinden bir tanesi olan Hitit Geyiği'nden ilham alındı. 1967-1984 yılları arasında çok farklı versiyonlarla yaklaşık 64.000 adet Anadol üretilirken, pikap versiyonu 1991 yılına kadar yaklaşık 37.000 adet üretildi. Yani Anadol markası altında üretilen araç sayısı 100.000 adetin hemen üstünde yer alıyor. Kırılma noktası; 1970'li yılların sonunda oldukça ilginç prototip araçlar üretildi. Bunlardan 2 tanesi FW11 ve Çağdaş modelleriydi. Her ikisinde de, 1960'lı yılların başında icat edilen Wankel motor yer alıyordu. Ayrıca FW11 prototipi Bertone tarafından tasarlanmıştı ve daha sonradan tasarım hakları Citroen tarafından satın alındı. Uzun bir dönem satılan ve insanların beğenisini kazanan Citroen BX modeli bu prototip kullanılarak tasarlanmıştır. Bahsi geçen bu prototip araçların bir kısmı İstanbul Koç Müzesi'nde görülebilir.

Anadol markası ve amblemi nasıl ortaya çıktı? Wankel motor hangi Anadol'da kullanılacaktı?

 Yıl önce

 Türkiye'nin ilk yerli otomobil markası Anadol, her ne kadar günümüzde üretilmiyor olsa da, oldukça heyecan yaratmış ve ilgi çekmişti. Ancak zamanın şartları Anadol'un hayatını devam etmesini engellemişti. Bu yayınımızda, Anadol amblemi, adı ve fikrinin nasıl ortaya çıktığını kısaca anlatacağız. Anadol markası nasıl ortaya çıktı? Ankaralı İş Adamı ve sanayici Vehbi Koç, 1920'li yılların sonunda bayiliğini yapmaya başladığı Ford ürünlerinin, daha sonra 1960 başında kurduğu Otosan Fabrikası'nda lisanslı olarak montajını yapmaya başladı. Kamyon, kamyonet ve minibüsün yanında 1960'lı yılların ortasında Station kasa tipinde araçların bile montajını gerçekleştirmişti. Ancak esas hedef Ford ürünleri yanında bir de yerli otomobil markası ortaya çıkarabilmekti. Ancak Türkiye'de o zaman yer alan otomobil sayısı ve satışları düşünüldüğü zaman, yapılacak yatırım pek de mantıklı görünmüyordu. Kısacası yerli marka için üretim maliyetlerinin ucuzlaması gerekiyordu. İşte tam da bu noktada; markanın ortaya çıkışı konsunda 2 farklı iddia yer alıyor. İlk iddiaya göre İzmir Fuarı'nda sergilenen bir aracın, ikinci iddiaya göre ise Ankara'da Otokoç Genel Müdürlüğü'nde karşılaşılan bir aracın ilham verdiği çeşitli kaynaklarca belirtiliyor. Ancak hangi iddia gerçek olursa olsun; her 2 araç da aynı ve kasası da fiberglas malzemeden üretilmiş olması nedeniyle dikkat çekmiş. Bir otomobilde çelik sac kasa malzemesinin maliyetleri çok yükseltmesi nedeniyle fiberglas malzemenin bu konuda anahtar olabileceği düşünülmüş. Bahsi geçen araç da İsrail yapımı ve İngiliz Reliant destekli bir tasarım olması nedeniyle, her 2 üretici ile de görüşülmüştü ve Reliant'ın üretim kalitesi göz önünde bulundurularak anlaşma yapılmıştı. Tasarımı İngiliz bir firmaya yaptırılmış, teknik altyapısı ise Ford'dan alınmıştı. Kasa ise Reliant'ın fiberglas teknolojisi ile üretilecekti. 1966 yılının son günlerinde ise ilk seri üretim gerçekleşti. Satış fiyatı ise; fiberglas kasanın etkisi ile beklentilerin altında, o günün dolar kuru ile hemen hemen 3000$'dı. Anadol amblemi ve adı nasıl seçildi? Bir otomobil üretiliyorsa tabi ki adı ve amblemi de olmak zorundaydı. Yerli bir otomobil markası olmasının da etkisi ile Türkçe bir ad ve Türkiye'ye özgü bir amblem seçilecekti. Bu doğrultuda adı için ödüllü bir yarışma düzenlendi ve Türk Halkı'na soruldu. Katılım sağlayan onbinlerde kişinin yüzlerce önerisi sonucunda, Anadolu, Ve-Ko (Vehbi Koç), Anadol ve Otosan öne çıktı ve Anadol markanın adı olarak seçildi. Anadol amblemi olarak ise; Anadolu'nun en önemli sembollerinden bir tanesi olan Hitit Geyiği'nden ilham alındı. 1967-1984 yılları arasında çok farklı versiyonlarla yaklaşık 64.000 adet Anadol üretilirken, pikap versiyonu 1991 yılına kadar yaklaşık 37.000 adet üretildi. Yani Anadol markası altında üretilen araç sayısı 100.000 adetin hemen üstünde yer alıyor. Kırılma noktası; 1970'li yılların sonunda oldukça ilginç prototip araçlar üretildi. Bunlardan 2 tanesi FW11 ve Çağdaş modelleriydi. Her ikisinde de, 1960'lı yılların başında icat edilen Wankel motor yer alıyordu. Ayrıca FW11 prototipi Bertone tarafından tasarlanmıştı ve daha sonradan tasarım hakları Citroen tarafından satın alındı. Uzun bir dönem satılan ve insanların beğenisini kazanan Citroen BX modeli bu prototip kullanılarak tasarlanmıştır. Bahsi geçen bu prototip araçların bir kısmı İstanbul Koç Müzesi'nde görülebilir.

Cadillac Fleetwood Limuzin; Cumhurbaşkanlığı Makam Aracı - Süleyman Demirel

 Hatırlanacak olursa daha önceden T.C. Cumhurbaşkanlığı makam araçlarından Mercedes W140 kasa 600SEL, BMW E32 kasa 750iL ve Mercedes W100 kasa 600 Pullman videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra T.C. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından kullanılmış olan zırhlı Cadillac Fleetwood limuzin modelinde. Bu araç bir kısa bir dönem Süleyman Demirel'in makam aracı olarak kullanılmış ancak Ankara'da yer alan Cinnah Yokuşu'nda arızalanınca hizmetten çekilmiş. Bu nedenle de satın alınmasından kısa bir süre sonra defterdarlık ihalesi ile satışa çıkartılmış ve yeni sahibi tarafından bu şekilde satın alınmış. Cumhurbaşkanlığı envanterinde yaklaşık 2000mil yani yaklaşık 3250km yol yapan araç, daha sonra bir dönem de yeni sahibi tarafından kullanılmış ve şu anda 5000mil yani yani yaklaşık 8000km'de. İçi de dışı da pırıl pırıl bir şekilde olan araç neredeyse ilk günkü kondisyona sahip olmasıyla öne çıkıyor. Zırhlı bir limuzin olmasının da etkisi ile ağırlığı 4 tonun üzerinde olan Cadillac Fleetwood Limuzin, bu aracın kısa versiyonunda yer alan 5.7lt V8 (small Block) motor yerine çok daha güçlü ve büyük bir GM (General Motors) üretimi 7.4lt V8 silindir (Big Block) motora sahip. Ancak bu motor aracı başarılı bir şekilde taşıyabiliyor. Ayrıca konu hem Cadillac hem de dev gibi bir limuzin olunca aracın sahip olduğu konfor ve lüks düzeyi de haliyle fazlası ile dikkat çekiyor. Videomuzda hem aracın motorunu, hem de içini detaylı bir şekilde anlatıyor, ardından da sürüşümüze geçerek aracın arkasını tecrübe ediyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Cadillac Fleetwood Limuzin; Cumhurbaşkanlığı Makam Aracı - Süleyman Demirel

 Yıl önce

 Hatırlanacak olursa daha önceden T.C. Cumhurbaşkanlığı makam araçlarından Mercedes W140 kasa 600SEL, BMW E32 kasa 750iL ve Mercedes W100 kasa 600 Pullman videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra T.C. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından kullanılmış olan zırhlı Cadillac Fleetwood limuzin modelinde. Bu araç bir kısa bir dönem Süleyman Demirel'in makam aracı olarak kullanılmış ancak Ankara'da yer alan Cinnah Yokuşu'nda arızalanınca hizmetten çekilmiş. Bu nedenle de satın alınmasından kısa bir süre sonra defterdarlık ihalesi ile satışa çıkartılmış ve yeni sahibi tarafından bu şekilde satın alınmış. Cumhurbaşkanlığı envanterinde yaklaşık 2000mil yani yaklaşık 3250km yol yapan araç, daha sonra bir dönem de yeni sahibi tarafından kullanılmış ve şu anda 5000mil yani yani yaklaşık 8000km'de. İçi de dışı da pırıl pırıl bir şekilde olan araç neredeyse ilk günkü kondisyona sahip olmasıyla öne çıkıyor. Zırhlı bir limuzin olmasının da etkisi ile ağırlığı 4 tonun üzerinde olan Cadillac Fleetwood Limuzin, bu aracın kısa versiyonunda yer alan 5.7lt V8 (small Block) motor yerine çok daha güçlü ve büyük bir GM (General Motors) üretimi 7.4lt V8 silindir (Big Block) motora sahip. Ancak bu motor aracı başarılı bir şekilde taşıyabiliyor. Ayrıca konu hem Cadillac hem de dev gibi bir limuzin olunca aracın sahip olduğu konfor ve lüks düzeyi de haliyle fazlası ile dikkat çekiyor. Videomuzda hem aracın motorunu, hem de içini detaylı bir şekilde anlatıyor, ardından da sürüşümüze geçerek aracın arkasını tecrübe ediyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Audi amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı?

 Audi ambleminin ne anlama geldiğinden önce, Audi nasıl ortaya çıkmıştır bir bakalım. 1904 yılında Almanya’da kendi adında bir otomobil markasına ortak olan August Horch, daha sonra üst düzey bir çalışan ile sorunlar yaşadığı için firmayı bırakmak zorunda kaldı. 1909 yılında yine Horch adının yer aldığı yeni bir firma kurdu ancak diğer firma nedeni ile bu adı kullanması yasaklandı. Daha sonra firmasına isim arayan August Horch ve iş arkadaşları bir araya geldikleri bir toplantıda, arkadaşlarından bir tanesinin oğlunun odanın kenarında Latince çalışması sırasında Audi kelimesine kulak misafiri olurlar. Latince'de "Audi" kelimesi "Dinlemek" anlamındadır. August Horch'un adında yer alan Horch kelimesi Almanca'da "Duymak" anlamına gelmektedir. İşte bu Horch ve Audi kelimelerinin anlam yakınlığı nedeniyle de "Audi" kelimesi marka olarak seçilmiştir. Firma adında karar kılınmasının ardından, Audi 1910 yılında kurulmuştur. 1910 yılında kurulan firmanın günümüzdekine göre oldukça farklı bir logosu yer alıyor. Amblem olarak "1" rakamına benzer bir figür, logo olarak ise, ters üçgen şeklinde günümüzde bile aynı harf fontuna sahip Audi yazısı bulunuyordu. 1910 yılındaki kuruluşundan 1932 yılına kadar Audi adı ve aynı amblem ile gelen firma, daha sonra bahsi geçen ilk firma Horch, DKW ve Wanderer markaları ile birleşerek Auto Union adını almıştır. Her birinin adı bir halka ile temsil edilerek iç içe geçmiş dört halka olan yeni markanın amblemi ortaya çıkmıştır. Baş harfleri dikkate alınarak alfabetik olarak yapılan sıralamada; İlk baştaki halka Audi, 2.sırada DKW, 3 sırada Horch ve son sırada da Wanderer markası temsil edilmektedir. Bu amblem günümüzde daha modern görünümü haricinde aynen kullanılmaktadır. 1969 yılında ise Stutgart merkezli NSU ile Auto Union birleşmiş ve yeni firmanın adı Audi NSU Auto Union olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan 1985 yılında; Bu adın fazla uzun olması, Auto Union ve NSU markalarının da faaliyetlerini tamamlanması nedeniyle, Audi NSU Auto Union markasının adı, kısa ve öz bir şekilde AUDI olarak kullanılmaya başlanmış ve günümüze kadar da bu şekilde gelmiştir. Ancak 2017 yılında krom görünümlü boyutlu amblemden basın-yayında vazgeçilmiş ve simsiyah düz bir amblem kullanılmaya başlanmıştır. Araçların üstünde ise yine krom-boyutlu amblem yer almaktadır.

Audi amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı?

 Yıl önce

 Audi ambleminin ne anlama geldiğinden önce, Audi nasıl ortaya çıkmıştır bir bakalım. 1904 yılında Almanya’da kendi adında bir otomobil markasına ortak olan August Horch, daha sonra üst düzey bir çalışan ile sorunlar yaşadığı için firmayı bırakmak zorunda kaldı. 1909 yılında yine Horch adının yer aldığı yeni bir firma kurdu ancak diğer firma nedeni ile bu adı kullanması yasaklandı. Daha sonra firmasına isim arayan August Horch ve iş arkadaşları bir araya geldikleri bir toplantıda, arkadaşlarından bir tanesinin oğlunun odanın kenarında Latince çalışması sırasında Audi kelimesine kulak misafiri olurlar. Latince'de "Audi" kelimesi "Dinlemek" anlamındadır. August Horch'un adında yer alan Horch kelimesi Almanca'da "Duymak" anlamına gelmektedir. İşte bu Horch ve Audi kelimelerinin anlam yakınlığı nedeniyle de "Audi" kelimesi marka olarak seçilmiştir. Firma adında karar kılınmasının ardından, Audi 1910 yılında kurulmuştur. 1910 yılında kurulan firmanın günümüzdekine göre oldukça farklı bir logosu yer alıyor. Amblem olarak "1" rakamına benzer bir figür, logo olarak ise, ters üçgen şeklinde günümüzde bile aynı harf fontuna sahip Audi yazısı bulunuyordu. 1910 yılındaki kuruluşundan 1932 yılına kadar Audi adı ve aynı amblem ile gelen firma, daha sonra bahsi geçen ilk firma Horch, DKW ve Wanderer markaları ile birleşerek Auto Union adını almıştır. Her birinin adı bir halka ile temsil edilerek iç içe geçmiş dört halka olan yeni markanın amblemi ortaya çıkmıştır. Baş harfleri dikkate alınarak alfabetik olarak yapılan sıralamada; İlk baştaki halka Audi, 2.sırada DKW, 3 sırada Horch ve son sırada da Wanderer markası temsil edilmektedir. Bu amblem günümüzde daha modern görünümü haricinde aynen kullanılmaktadır. 1969 yılında ise Stutgart merkezli NSU ile Auto Union birleşmiş ve yeni firmanın adı Audi NSU Auto Union olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan 1985 yılında; Bu adın fazla uzun olması, Auto Union ve NSU markalarının da faaliyetlerini tamamlanması nedeniyle, Audi NSU Auto Union markasının adı, kısa ve öz bir şekilde AUDI olarak kullanılmaya başlanmış ve günümüze kadar da bu şekilde gelmiştir. Ancak 2017 yılında krom görünümlü boyutlu amblemden basın-yayında vazgeçilmiş ve simsiyah düz bir amblem kullanılmaya başlanmıştır. Araçların üstünde ise yine krom-boyutlu amblem yer almaktadır.

200 araçlık Hurda Garaj'da Hangi Cevherler Saklı?

 Farklı türden araçların muhafaza edildiği garajları çok seviyoruz ve fırsat buldukça da gezerek sizlere tanıtmaya çalışıyoruz. Daha önce yaklaşık 20 eski Cumhurbaşkanlığı aracının da bulunduğu Rüya Garaj ve 100 aracın bulunduğu Tozlu Garaj videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra 200 aracın yer aldığı Hurda Garaj'da. 200 araçlık Hurda Garaj, zamanında ulaşım hizmetleri veren bir firmanın yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan bir deposu. İçerisinde kamyondan otobüse, minibüsten otomobile kadar çok farklı araç tipleri yer alıyor. Diğer taraftan bu garaj için hurda ifadesini kullanıyor olsak da, içerisinde yer alan araçlar daha çok mevsim şartları nedeniyle bu hale gelmişler. Burada yer alan araçların büyük bir çoğunluğu bize verilen bilgiye göre 100.000km'yi daha görmemiş. Ancak 15-20 yıldır en ufak bir şekilde el sürülmediği için de iyi durumda değiller. Garajın bünyesinde yer alan araçların büyük bir çoğunluğu hepimizin yakından tanıdığı ve bindiği araçlar olmasının yanında, zor rastlanan bazı modeller de yer alıyor. Öyle ki bazıları için; "Keşke bizim olsa da restore edip şöyle bir kenarda muhafaza etsek" diye de düşünmeden edemedik. Ayrıca periyodik ve genel bazı bakımları yapılıp yola çıkabilecek düzeyde iyi kondisyona sahip güncel modeller de yer alıyor. Umarız 200 araç içinden siz takipçilerimizin de ilgilendiği araçlar çıkar ve beğenizi kazanmış oluruz. Videomuzu beğenmenizi umuyoruz. İyi seyirler...

200 araçlık Hurda Garaj'da Hangi Cevherler Saklı?

 Yıl önce

 Farklı türden araçların muhafaza edildiği garajları çok seviyoruz ve fırsat buldukça da gezerek sizlere tanıtmaya çalışıyoruz. Daha önce yaklaşık 20 eski Cumhurbaşkanlığı aracının da bulunduğu Rüya Garaj ve 100 aracın bulunduğu Tozlu Garaj videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra 200 aracın yer aldığı Hurda Garaj'da. 200 araçlık Hurda Garaj, zamanında ulaşım hizmetleri veren bir firmanın yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan bir deposu. İçerisinde kamyondan otobüse, minibüsten otomobile kadar çok farklı araç tipleri yer alıyor. Diğer taraftan bu garaj için hurda ifadesini kullanıyor olsak da, içerisinde yer alan araçlar daha çok mevsim şartları nedeniyle bu hale gelmişler. Burada yer alan araçların büyük bir çoğunluğu bize verilen bilgiye göre 100.000km'yi daha görmemiş. Ancak 15-20 yıldır en ufak bir şekilde el sürülmediği için de iyi durumda değiller. Garajın bünyesinde yer alan araçların büyük bir çoğunluğu hepimizin yakından tanıdığı ve bindiği araçlar olmasının yanında, zor rastlanan bazı modeller de yer alıyor. Öyle ki bazıları için; "Keşke bizim olsa da restore edip şöyle bir kenarda muhafaza etsek" diye de düşünmeden edemedik. Ayrıca periyodik ve genel bazı bakımları yapılıp yola çıkabilecek düzeyde iyi kondisyona sahip güncel modeller de yer alıyor. Umarız 200 araç içinden siz takipçilerimizin de ilgilendiği araçlar çıkar ve beğenizi kazanmış oluruz. Videomuzu beğenmenizi umuyoruz. İyi seyirler...

Alfa Romeo amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı?

 Sevgili takipçilerimiz; Artık hafta içi kısa ve bilgilendirici bazı anlatım videoları yayınlamaya başlıyoruz. Bu doğrultuda ilk olarak otomobil marka, amblem ve logo anlamlarını sizlere anlatmaya çalışacağız. İlk konuğumuz ise Alfa Romeo. Umarız bu yeni serimizi beğenirsiniz. İtalyan Alfa Romeo markası, esas olarak A.L.F.A. yani Lombarda Otomobil Fabrikası Şirketi olarak anılıyordu ve bir grup İtalyan yatırımcı tarafından 1910 yılında İtalya'nın Milano şehrinde kuruldu. Ancak öncesinde, aynı İtalyan yatırımcıların Fransız otomobil markası Darracq ile 1906 yılında kurduğu otomobil firmasından ayrılarak ALFA'yı kurduklarını da belirtmekte fayda var. Ancak ayrılmalarına rağmen ticari ilişkileri de bir yandan devam etmiştir. Bu nedenle markanın kökleri 1906 yılına kadar da gitmektedir diyebiliriz. Diğer taraftan; 1915 yılında 1.Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte ALFA fabrikasında savaş araçları üretilmeye başlanmış ve savaş boyunca da iş adamı Nicola Romeo'nun yönetimine geçmiştir. Savaş sonrasında ise A.L.F.A. adı, yönetimindeki Nicola Romeo'nun soyadını da almış ve 1920 yılında Alfa Romeo olarak yoluna devam etmiştir. Günümüze kadar da bu ad korunmuştur. Alfa Romeo amblemi ne anlama geliyor? Yazılı Anlatım: 1910 yılından günümüze kadar gelen Alfa Romeo'nun ambleminde 2 bölüm yer almaktadır. İlk paragrafta da bahsettiğimiz gibi Milano'da kurulmuştur ve bu nedenle de amblemin sol kısmında, bu şehrin beyaz fon üzerine kırmızı haçlı bayrağı yer almaktadır. Ayrıca 1972 yılına kadar, amblemin altında Milano yazısı da yer almaktaydı. 1925 yılında ise, yarışlardaki ilk Dünya Şampiyonluğu'na ithafen amblem etrafına Defne Çelengi görünümü edilmiş, ancak bu taç 1982 yılından sonra kullanılmamıştır. Diğer taraftan fabrikanın yeri Milano'dan Naples'a taşındığı için 1972 yılında Milano yazısı kaldırılmıştır. Sağ kısmında ise Milano'da 12.yy-15.yy arasında varolmuş, Milano'nun ve hatta İtalya'nın belki de en köklü ailelerinden bir tanesi olan Visconti Ailesi'nin sembolü vardır. Visconti Ailesi'nin sembolü olan bu çocuk yiyen yılan sembolünün geçmişi 12.yy'a kadar uzanmaktadır ve köklü ailenin Haçlı Seferleri sırasında kullandığı amblem olması ile de dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, bu sembolünün anlamı konusunda 2 farklı görüş yer almaktadır. Birincisi ve yaygın olanı; Sembolde yer alan Engerek yılanı veya bir başka görüşe göre ejderhanın ağzındaki Berberi bir Müslüman çocuktur. İkincisi ve pek de yaygın olmayanı; Yılanın deri değiştirip kendini yenilemesi ve ağzındaki çıplak çocuk ile de yeniden doğuşu sembolize edilmektedir. Diğer taraftan ikinci ihtimalin; Markanın küresel imajına zarar verebileceği düşüncesi nedeniyle Alfa Romeo müşteri ilişkileri tarafından ortaya atıldığı ihtimali yer alıyor. Ancak Milano'da yer alan Castello Kulesi'nde yer alan üçlü bir Visconti sembolü, bu görüşün gerçek olma ihtimalini de destekliyor. Yazılı anlatımın görsellere sahip versiyonu için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz;

Alfa Romeo amblemi ve adı nasıl ortaya çıktı?

 Yıl önce

 Sevgili takipçilerimiz; Artık hafta içi kısa ve bilgilendirici bazı anlatım videoları yayınlamaya başlıyoruz. Bu doğrultuda ilk olarak otomobil marka, amblem ve logo anlamlarını sizlere anlatmaya çalışacağız. İlk konuğumuz ise Alfa Romeo. Umarız bu yeni serimizi beğenirsiniz. İtalyan Alfa Romeo markası, esas olarak A.L.F.A. yani Lombarda Otomobil Fabrikası Şirketi olarak anılıyordu ve bir grup İtalyan yatırımcı tarafından 1910 yılında İtalya'nın Milano şehrinde kuruldu. Ancak öncesinde, aynı İtalyan yatırımcıların Fransız otomobil markası Darracq ile 1906 yılında kurduğu otomobil firmasından ayrılarak ALFA'yı kurduklarını da belirtmekte fayda var. Ancak ayrılmalarına rağmen ticari ilişkileri de bir yandan devam etmiştir. Bu nedenle markanın kökleri 1906 yılına kadar da gitmektedir diyebiliriz. Diğer taraftan; 1915 yılında 1.Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte ALFA fabrikasında savaş araçları üretilmeye başlanmış ve savaş boyunca da iş adamı Nicola Romeo'nun yönetimine geçmiştir. Savaş sonrasında ise A.L.F.A. adı, yönetimindeki Nicola Romeo'nun soyadını da almış ve 1920 yılında Alfa Romeo olarak yoluna devam etmiştir. Günümüze kadar da bu ad korunmuştur. Alfa Romeo amblemi ne anlama geliyor? Yazılı Anlatım: 1910 yılından günümüze kadar gelen Alfa Romeo'nun ambleminde 2 bölüm yer almaktadır. İlk paragrafta da bahsettiğimiz gibi Milano'da kurulmuştur ve bu nedenle de amblemin sol kısmında, bu şehrin beyaz fon üzerine kırmızı haçlı bayrağı yer almaktadır. Ayrıca 1972 yılına kadar, amblemin altında Milano yazısı da yer almaktaydı. 1925 yılında ise, yarışlardaki ilk Dünya Şampiyonluğu'na ithafen amblem etrafına Defne Çelengi görünümü edilmiş, ancak bu taç 1982 yılından sonra kullanılmamıştır. Diğer taraftan fabrikanın yeri Milano'dan Naples'a taşındığı için 1972 yılında Milano yazısı kaldırılmıştır. Sağ kısmında ise Milano'da 12.yy-15.yy arasında varolmuş, Milano'nun ve hatta İtalya'nın belki de en köklü ailelerinden bir tanesi olan Visconti Ailesi'nin sembolü vardır. Visconti Ailesi'nin sembolü olan bu çocuk yiyen yılan sembolünün geçmişi 12.yy'a kadar uzanmaktadır ve köklü ailenin Haçlı Seferleri sırasında kullandığı amblem olması ile de dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, bu sembolünün anlamı konusunda 2 farklı görüş yer almaktadır. Birincisi ve yaygın olanı; Sembolde yer alan Engerek yılanı veya bir başka görüşe göre ejderhanın ağzındaki Berberi bir Müslüman çocuktur. İkincisi ve pek de yaygın olmayanı; Yılanın deri değiştirip kendini yenilemesi ve ağzındaki çıplak çocuk ile de yeniden doğuşu sembolize edilmektedir. Diğer taraftan ikinci ihtimalin; Markanın küresel imajına zarar verebileceği düşüncesi nedeniyle Alfa Romeo müşteri ilişkileri tarafından ortaya atıldığı ihtimali yer alıyor. Ancak Milano'da yer alan Castello Kulesi'nde yer alan üçlü bir Visconti sembolü, bu görüşün gerçek olma ihtimalini de destekliyor. Yazılı anlatımın görsellere sahip versiyonu için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz;

Mercedes (W126) 560SEL; TBMM Eski Makam Aracı

 Hatırlanacak olursa daha önceden T.C. Cumhurbaşkanlığı makama araçlarından Mercedes W140 kasa 600SEL, BMW E32 kasa 750iL ve Mercedes W100 kasa 600 Pullman videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra, Bir dönem TBMM Başkanları tarafından kullanılmış olan zırhlı 1992 model W126 kasa Mercedes 560SEL (Balina kasa Mercedes) modeline geldi. Mercedes tarihinde de önemli bir yere sahip olan bu aracın, ayrıca Coupe (C126) kasa tipine sahip 560SEC versiyonunu da size daha önceden tanıtmıştık. Markanın efsane tasarımcısı Bruno Sacco tarafından tasarlanan W126 kasa, sahip olduğu konfor ve işçilik kalitesi ile de adından hep söz ettirmiş bir araç olması ile öne çıkıyor. Bu arada W126 kasa üretimi 1991 yılında bitmesine rağmen bizim aracımız 1992 model. Bunun nedeni de aracın zırhlı versiyon olmasından kaynaklanıyor. Yani 1992 yılında zırhlı W126 kasa son olarak üretilirken, devam kasası W140'da üretilmeye başlanmıştır. Videomuzda; hem aracın TBMM ile ilgili olan tarihinden bahsedecek, hem de aracın sürüş de dahil olmak üzere her özelliğini sizlere detaylı bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Anlatım: Etem Sayın Çekim: Ege Batuhan Akgül Kurgu: Burçin Nedimoğlu Kevin MacLeod sanatçısının Comic Hero - Silent Film Light adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100286 Sanatçı: incompetech.com/

Mercedes (W126) 560SEL; TBMM Eski Makam Aracı

 Yıl önce

 Hatırlanacak olursa daha önceden T.C. Cumhurbaşkanlığı makama araçlarından Mercedes W140 kasa 600SEL, BMW E32 kasa 750iL ve Mercedes W100 kasa 600 Pullman videolarımız olmuştu. Şimdi ise sıra, Bir dönem TBMM Başkanları tarafından kullanılmış olan zırhlı 1992 model W126 kasa Mercedes 560SEL (Balina kasa Mercedes) modeline geldi. Mercedes tarihinde de önemli bir yere sahip olan bu aracın, ayrıca Coupe (C126) kasa tipine sahip 560SEC versiyonunu da size daha önceden tanıtmıştık. Markanın efsane tasarımcısı Bruno Sacco tarafından tasarlanan W126 kasa, sahip olduğu konfor ve işçilik kalitesi ile de adından hep söz ettirmiş bir araç olması ile öne çıkıyor. Bu arada W126 kasa üretimi 1991 yılında bitmesine rağmen bizim aracımız 1992 model. Bunun nedeni de aracın zırhlı versiyon olmasından kaynaklanıyor. Yani 1992 yılında zırhlı W126 kasa son olarak üretilirken, devam kasası W140'da üretilmeye başlanmıştır. Videomuzda; hem aracın TBMM ile ilgili olan tarihinden bahsedecek, hem de aracın sürüş de dahil olmak üzere her özelliğini sizlere detaylı bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler... Anlatım: Etem Sayın Çekim: Ege Batuhan Akgül Kurgu: Burçin Nedimoğlu Kevin MacLeod sanatçısının Comic Hero - Silent Film Light adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (creativecommons.org/licenses/by/4.0/) altında lisanslıdır. Kaynak: incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100286 Sanatçı: incompetech.com/

Porsche'den Buharlıya Tam 63 Traktörlük Koleksiyon; Gelibolu Antika Traktör Müzesi

 Otomotiv ile ilgili müzeleri, koleksiyonları ve saklı garajları keşfetmeyi, gezmeyi çok seviyoruz. Daha önceden bu tip yerleri siz takipçilerimize tanıtmaya gayret gösterdik. Bu doğrultuda bugün tanıtımını yapacağımız yer; Gelibolu'da Feribot İskelesi'nin hemen yanında yer alan Antika Traktör Müzesi. Toplam 63 adet traktörden oluşan, büyük bir çoğunluğu ülkemizde kullanılmış olan ve Türkiye'nin tarim ve hayvancılığında büyük emeği olan bu araçlar, İş Adamı Dursun Keskin ve kurduğu oldukça yetenekli bir ekip tarafından büyük bir özenle ilk günlü haline getirilerek restore edilmiş. Şu anda Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise 3. büyük Traktör müzesi olmasıyla da büyük önem arz ediyor. Üstelik müze bünyesinde Porsche marka traktörler ve 1800'lü yılların sonundan buharlı bir traktör de yer alıyor. Umarız videomuzu ve müzeyi beğenirsiniz. İyi seyirler dileriz. Anlatım: Etem Sayın Yapım: Ege Batuhan Akgül

Porsche'den Buharlıya Tam 63 Traktörlük Koleksiyon; Gelibolu Antika Traktör Müzesi

 Yıl önce

 Otomotiv ile ilgili müzeleri, koleksiyonları ve saklı garajları keşfetmeyi, gezmeyi çok seviyoruz. Daha önceden bu tip yerleri siz takipçilerimize tanıtmaya gayret gösterdik. Bu doğrultuda bugün tanıtımını yapacağımız yer; Gelibolu'da Feribot İskelesi'nin hemen yanında yer alan Antika Traktör Müzesi. Toplam 63 adet traktörden oluşan, büyük bir çoğunluğu ülkemizde kullanılmış olan ve Türkiye'nin tarim ve hayvancılığında büyük emeği olan bu araçlar, İş Adamı Dursun Keskin ve kurduğu oldukça yetenekli bir ekip tarafından büyük bir özenle ilk günlü haline getirilerek restore edilmiş. Şu anda Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise 3. büyük Traktör müzesi olmasıyla da büyük önem arz ediyor. Üstelik müze bünyesinde Porsche marka traktörler ve 1800'lü yılların sonundan buharlı bir traktör de yer alıyor. Umarız videomuzu ve müzeyi beğenirsiniz. İyi seyirler dileriz. Anlatım: Etem Sayın Yapım: Ege Batuhan Akgül

Cold Start - 15.8lt V10 Hava Soğutmalı - Uzun süre sonra çalıştırma- Magirus Deutz 6x6

 Tozlu Garaj'daki satılık araçlar için; instagram.com/tozlugaraj/ Daha önce yayınladığımız ve büyük ilgi çeken "Tozlu Garaj" videomuzu birçok takipçimiz hatırlayacaktır. Yıllardır el sürülmeden burada muhafaza edilen araçlardan bazılarının yerleri ise zaman zaman değiştiriliyor. Şimdi sıra yaklaşık 5 yıl önce devlet ihalesi ile satın alınan ve alındıktan hemen sonra mevcut yerine park edilerek 4-5 yıldır dışarıda bırakılan Iveco Magirus (V10) kamyonu uzun süre sonra (Cold start) çalıştırıp yerini değiştirmekte. Hatırlanacak olursa daha önce Mercedes 190D ve Mercedes 200D araçları da buradan çıkartmıştık. Bu 2 aracın çıktığı garaja ise Iveco Magirus kamyonu yerleştireceğiz. Bu kamyon sahip olduğu ilginç özelliklerle de şaşırtıcı bir araç olduğunu gösteriyor. Oldukça ender rastlanan Deutz üretimi V dizilimli bir 10 silindir (V10) motora sahip olmasının yanında, sıvı soğutma yerine hava soğutma sistemine sahip olması da onu ilginç kılıyor. Tüm bunların yanında bir de 6x6 yani 6 çeker özelliği ile diğer kamyonların aksine arazi özellikleri ile de kendini gösteriyor. Gerek hava soğutma özelliği, gerekse de 6x6 özelliği bu aracın soğuk ve çetin arazi koşullarına sahip bölgeler için üretildiğini gösteriyor. Ayak basılmamış arazilere petrol aramak için giden Türkiye Petrolleri'nden alınan eşi benzeri zor bulunur bu kamyonu çalıştırdıktan sonra 190D ve 200D araçlarımızı çıkardığımız hangara yerleştireceğiz. Bakalım her şey yolunda gidecek ve hedefimizi gerçekleştirebilecek miyiz? Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Cold Start - 15.8lt V10 Hava Soğutmalı - Uzun süre sonra çalıştırma- Magirus Deutz 6x6

 Yıl önce

 Tozlu Garaj'daki satılık araçlar için; instagram.com/tozlugaraj/ Daha önce yayınladığımız ve büyük ilgi çeken "Tozlu Garaj" videomuzu birçok takipçimiz hatırlayacaktır. Yıllardır el sürülmeden burada muhafaza edilen araçlardan bazılarının yerleri ise zaman zaman değiştiriliyor. Şimdi sıra yaklaşık 5 yıl önce devlet ihalesi ile satın alınan ve alındıktan hemen sonra mevcut yerine park edilerek 4-5 yıldır dışarıda bırakılan Iveco Magirus (V10) kamyonu uzun süre sonra (Cold start) çalıştırıp yerini değiştirmekte. Hatırlanacak olursa daha önce Mercedes 190D ve Mercedes 200D araçları da buradan çıkartmıştık. Bu 2 aracın çıktığı garaja ise Iveco Magirus kamyonu yerleştireceğiz. Bu kamyon sahip olduğu ilginç özelliklerle de şaşırtıcı bir araç olduğunu gösteriyor. Oldukça ender rastlanan Deutz üretimi V dizilimli bir 10 silindir (V10) motora sahip olmasının yanında, sıvı soğutma yerine hava soğutma sistemine sahip olması da onu ilginç kılıyor. Tüm bunların yanında bir de 6x6 yani 6 çeker özelliği ile diğer kamyonların aksine arazi özellikleri ile de kendini gösteriyor. Gerek hava soğutma özelliği, gerekse de 6x6 özelliği bu aracın soğuk ve çetin arazi koşullarına sahip bölgeler için üretildiğini gösteriyor. Ayak basılmamış arazilere petrol aramak için giden Türkiye Petrolleri'nden alınan eşi benzeri zor bulunur bu kamyonu çalıştırdıktan sonra 190D ve 200D araçlarımızı çıkardığımız hangara yerleştireceğiz. Bakalım her şey yolunda gidecek ve hedefimizi gerçekleştirebilecek miyiz? Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

BMW 750iL (E32); Turgut Özal’ın Başbakanlık Zırhlı Makam Aracını İnceliyoruz

 Hatırlanacak olursa daha önceden Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları konulu bir videomuz olmuştu. Bu videoda yer alan araçlardan Mercedes W140 kasa 600SEL modelini daha önce yayınlamıştık. Şimdi sıra diğer araçlara geldi. İşte bu araçlar arasında yer alan özel modelleden bir tanesi de E32 kasa 1989 model BMW 750il modeli ve bugünkü test konuğumuz kendisi oldu. Ancak bu aracı özel kılan sadece BMW'nin o dönemki en özel modellerinden bir tanesi değil, esas olarak T.C. Başbakanlık ve T.C Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş olan Turgut Özal tarafından kullanılmış olması. Turgut Özal'ın bizzat direksiyonuna geçerek kullandığı BMW 750il modeli, günümüze kadar orijinalliğini koruyacak şekilde gizemli koleksiyonerimiz tarafından muhafaza edilmiş ve bu temiz yapısı ile de bizleri etkiledi. Üstelik ülkemiz tarihine de damga vurmuş bir araç olması ile çok önemli bir yere sahip. 90'lı yıllarda otomobil sevdasına kapılmış birçok kişi, Turgut Özal'ın bu araç ile 220km/s hız yaparak korulamalarını bile geçip geride bıraktığını hatırlayabilirler. Ayrıca o dönemin parlayan siyasetçilerinden Adnan Kahveci ve Turgut Özal'ın bu aracın ön koltuklarında olan fotoğrafı da oldukça ünlü bir fotoğraf karesi olarak dikkat çekmişti. Videomuzda; hem aracın Türkiye Cumhuriyeti ve Turgut Özal ile ilgili olan tarihinden bahsedecek, hem de aracın sürüş de dahil olmak üzere her özelliğini sizlere detaylı bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

BMW 750iL (E32); Turgut Özal’ın Başbakanlık Zırhlı Makam Aracını İnceliyoruz

 Yıl önce

 Hatırlanacak olursa daha önceden Cumhurbaşkanlığı eski makam araçları konulu bir videomuz olmuştu. Bu videoda yer alan araçlardan Mercedes W140 kasa 600SEL modelini daha önce yayınlamıştık. Şimdi sıra diğer araçlara geldi. İşte bu araçlar arasında yer alan özel modelleden bir tanesi de E32 kasa 1989 model BMW 750il modeli ve bugünkü test konuğumuz kendisi oldu. Ancak bu aracı özel kılan sadece BMW'nin o dönemki en özel modellerinden bir tanesi değil, esas olarak T.C. Başbakanlık ve T.C Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş olan Turgut Özal tarafından kullanılmış olması. Turgut Özal'ın bizzat direksiyonuna geçerek kullandığı BMW 750il modeli, günümüze kadar orijinalliğini koruyacak şekilde gizemli koleksiyonerimiz tarafından muhafaza edilmiş ve bu temiz yapısı ile de bizleri etkiledi. Üstelik ülkemiz tarihine de damga vurmuş bir araç olması ile çok önemli bir yere sahip. 90'lı yıllarda otomobil sevdasına kapılmış birçok kişi, Turgut Özal'ın bu araç ile 220km/s hız yaparak korulamalarını bile geçip geride bıraktığını hatırlayabilirler. Ayrıca o dönemin parlayan siyasetçilerinden Adnan Kahveci ve Turgut Özal'ın bu aracın ön koltuklarında olan fotoğrafı da oldukça ünlü bir fotoğraf karesi olarak dikkat çekmişti. Videomuzda; hem aracın Türkiye Cumhuriyeti ve Turgut Özal ile ilgili olan tarihinden bahsedecek, hem de aracın sürüş de dahil olmak üzere her özelliğini sizlere detaylı bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Son gerçek Cadillac? Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance Testi

 Amerikan otomobilleri şüphesiz otomobil tarihinde bambaşka bir yere sahipler ve 1900'lü yılların başından itibaren Fordizm akımı ile yakaladıkları ivme onları günümüze kadar taşıdı. Ancak bu gidişatın tavan noktası 1950-1990 yılları arasıdır da diyebiliriz. özellikle 2000'li yılların sonrası Amerikan otomobilleri küreselleşmenin bir diyeti olarak Avrupalılaşmaya başladı diye düşünüyoruz. Bugün inceleyeceğimiz konuğumuz ise, bazı Cadillac hayranları tarafından "Son gerçek Cadillac" olarak da adlandırılan, dönemine göre lüksün de lüksü bir otomobil olan 1980 model Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance modeli. Bu arada 1980 yılına ait olan aracımızın 1981 yılı versiyonunda "Silindir kapatma özelliği" de yer alıyordu. Otobanca sabit hızda giderken V6 silindire hatta V4 silindire düşen bu V8 motorlu araç, sahip olduğu silindirlerin yarısını kapatarak yakıt ekonomisi sağlayabiliyordu. Ancak bundan 38 yıl önce kullanılan bu teknoloji, aşırı şekilde arıza vermesi nedeniyle araç sahiplerini adeta bıktırmıştı. Bu nedenle testimize konuk olan 1980 model Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance, sorunsuz yapısı ile daha tercih edilen bir model olmuştu. Ayrıca bizim aracımızda opsiyon olarak sunulan d'Elegance donanım paketi de yer alıyor ki; o dönem bu kadar özel donanımlara sahip olması siz takipçilerimizi fazlası ile şaşırtabilir diye düşünüyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Son gerçek Cadillac? Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance Testi

 Yıl önce

 Amerikan otomobilleri şüphesiz otomobil tarihinde bambaşka bir yere sahipler ve 1900'lü yılların başından itibaren Fordizm akımı ile yakaladıkları ivme onları günümüze kadar taşıdı. Ancak bu gidişatın tavan noktası 1950-1990 yılları arasıdır da diyebiliriz. özellikle 2000'li yılların sonrası Amerikan otomobilleri küreselleşmenin bir diyeti olarak Avrupalılaşmaya başladı diye düşünüyoruz. Bugün inceleyeceğimiz konuğumuz ise, bazı Cadillac hayranları tarafından "Son gerçek Cadillac" olarak da adlandırılan, dönemine göre lüksün de lüksü bir otomobil olan 1980 model Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance modeli. Bu arada 1980 yılına ait olan aracımızın 1981 yılı versiyonunda "Silindir kapatma özelliği" de yer alıyordu. Otobanca sabit hızda giderken V6 silindire hatta V4 silindire düşen bu V8 motorlu araç, sahip olduğu silindirlerin yarısını kapatarak yakıt ekonomisi sağlayabiliyordu. Ancak bundan 38 yıl önce kullanılan bu teknoloji, aşırı şekilde arıza vermesi nedeniyle araç sahiplerini adeta bıktırmıştı. Bu nedenle testimize konuk olan 1980 model Cadillac Fleetwood Brougham d'Elegance, sorunsuz yapısı ile daha tercih edilen bir model olmuştu. Ayrıca bizim aracımızda opsiyon olarak sunulan d'Elegance donanım paketi de yer alıyor ki; o dönem bu kadar özel donanımlara sahip olması siz takipçilerimizi fazlası ile şaşırtabilir diye düşünüyoruz. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Murat 124 Gitt mi, Hummer H2 mi? Hangisi daha çok ilgi çekecek?

 2005 yılında akaryakıt firması Opet tarafından yayınlanmaya başlanan bir reklam filmi oldukça fazla dikkat çekmişti. Ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın başrolde olduğu bu filmde, bir de Murat 124'den bozma Gitt adında, ünlü bir Amerikan dizisinde yer alan Kitt modeline özenmiş bir araç yer alıyordu. Bu ilginç reklam filmi ve Murat 124 Gitt birçok kişinin aklına kazındı ve günümüzde bile hatırlanıyor. Murat 124 Gitt'i bir kenara bırakırsak; ABD ordusu tarafından ilk olarak 1989 yılında kullanılmaya başlanan Humvee, devasa boyutları ve ilginç görüntüsü ile birçok kişi tarafından askeri araçtan öte bir model olarak görüldü. Bu doğrultuda da 1992 yılında ilk olarak ünlü aktör Arnold Shwarzenegger için sivil versiyonu Hummer H1 üretildi. Ancak oldukça pahalı ve büyük olan bu aracın günlük hayata daha uygun olan H2 versiyonu 2002 yılında tanıtıldı. 2005 yılında ise daha da küçük H3 versiyonu H2'yi izledi. Bugünkü konuklarımız ise; bahsi geçen Murat 124 Gitt'in gayet güzel yapılmış bir replikası ve Hummer H2 modeli. Bu 2 ilginç araç nasıl oldu da bir araya geldi diyebilirsiniz. Birbirleri ile boyut ve özellikler açısından en ufak bir ortak nokta barındırmayan bu araçların tek ortak noktaları bize göre fazlası ile ilgi çekmeleri diyebiliriz. İşte biz de, bu alakasız 2 aracı büyük bir AVM'nin önüne park edeceğiz ve oluşan ilgiyi ölçeceğiz. Ayrıca araçları sürerek izlenimlerimizi de sizlere aktaracağız. Acaba Murat 124 Gitt mi yoksa Hummer H2 mi daha çok ilgi çekecek? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Murat 124 Gitt mi, Hummer H2 mi? Hangisi daha çok ilgi çekecek?

 Yıl önce

 2005 yılında akaryakıt firması Opet tarafından yayınlanmaya başlanan bir reklam filmi oldukça fazla dikkat çekmişti. Ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın başrolde olduğu bu filmde, bir de Murat 124'den bozma Gitt adında, ünlü bir Amerikan dizisinde yer alan Kitt modeline özenmiş bir araç yer alıyordu. Bu ilginç reklam filmi ve Murat 124 Gitt birçok kişinin aklına kazındı ve günümüzde bile hatırlanıyor. Murat 124 Gitt'i bir kenara bırakırsak; ABD ordusu tarafından ilk olarak 1989 yılında kullanılmaya başlanan Humvee, devasa boyutları ve ilginç görüntüsü ile birçok kişi tarafından askeri araçtan öte bir model olarak görüldü. Bu doğrultuda da 1992 yılında ilk olarak ünlü aktör Arnold Shwarzenegger için sivil versiyonu Hummer H1 üretildi. Ancak oldukça pahalı ve büyük olan bu aracın günlük hayata daha uygun olan H2 versiyonu 2002 yılında tanıtıldı. 2005 yılında ise daha da küçük H3 versiyonu H2'yi izledi. Bugünkü konuklarımız ise; bahsi geçen Murat 124 Gitt'in gayet güzel yapılmış bir replikası ve Hummer H2 modeli. Bu 2 ilginç araç nasıl oldu da bir araya geldi diyebilirsiniz. Birbirleri ile boyut ve özellikler açısından en ufak bir ortak nokta barındırmayan bu araçların tek ortak noktaları bize göre fazlası ile ilgi çekmeleri diyebiliriz. İşte biz de, bu alakasız 2 aracı büyük bir AVM'nin önüne park edeceğiz ve oluşan ilgiyi ölçeceğiz. Ayrıca araçları sürerek izlenimlerimizi de sizlere aktaracağız. Acaba Murat 124 Gitt mi yoksa Hummer H2 mi daha çok ilgi çekecek? Hep beraber göreceğiz. İyi seyirler...

Mercedes O302; Efsane Sese Sahip Efsane Otobüs

 Mercedes markasının otomobilleri yanında çok çeşitli ticari araçları da geçmiş dönemlerde oldukça fazla dikkat çekmiştir. Bu ticari araçlardan şüphesiz en önemli 2 tanesi, arazi odaklı kamyon modeli Mercedes Unimog ve ülkemizde de üretilmiş olan Mercedes O302 otobüs modelidir. Otomarsan fabrikasının Daimler-Benz, Has Otomotiv ve Mengerler tarafından Türkiye'de kurulmasından sonra ilk üretilen model olan Mercedes O302 Otomarsan, gerek sağladığı konfor, gerekse de kendine özgü hüzünlü bakışıyla ülkemizde birçok kişinin sevgisini kazanmıştır. 1968 yılında üretilmeye başlanıp neredeyse bazı bölgelerde hala kullanılmaya devam edilen bu efsane otobüs, ülkemiz yollarında yarım asırdır yer alması sayesinde birçok kişi ile ortak anılara sahiptir. İşte biz de bugün; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yaklaşık 30 yıl servis aracı olarak kullanılmış olan, oldukça iyi kondisyondaki Mercedes O302 Otomarsan modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Tabi söz konusu olan böyle efsane bir otobüs olunca, yine kendisi gibi efsane olan sesini de sizlere fazla fazla dinleteceğiz. Bu bu gürül gürül sesi biz çok özlemiştik, hasret giderdik, umarız sizlere de iyi bir şekilde aktarmışızdır ve kulaklarınızın pası silinir. İyi seyirler.

Mercedes O302; Efsane Sese Sahip Efsane Otobüs

 Yıl önce

 Mercedes markasının otomobilleri yanında çok çeşitli ticari araçları da geçmiş dönemlerde oldukça fazla dikkat çekmiştir. Bu ticari araçlardan şüphesiz en önemli 2 tanesi, arazi odaklı kamyon modeli Mercedes Unimog ve ülkemizde de üretilmiş olan Mercedes O302 otobüs modelidir. Otomarsan fabrikasının Daimler-Benz, Has Otomotiv ve Mengerler tarafından Türkiye'de kurulmasından sonra ilk üretilen model olan Mercedes O302 Otomarsan, gerek sağladığı konfor, gerekse de kendine özgü hüzünlü bakışıyla ülkemizde birçok kişinin sevgisini kazanmıştır. 1968 yılında üretilmeye başlanıp neredeyse bazı bölgelerde hala kullanılmaya devam edilen bu efsane otobüs, ülkemiz yollarında yarım asırdır yer alması sayesinde birçok kişi ile ortak anılara sahiptir. İşte biz de bugün; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yaklaşık 30 yıl servis aracı olarak kullanılmış olan, oldukça iyi kondisyondaki Mercedes O302 Otomarsan modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Tabi söz konusu olan böyle efsane bir otobüs olunca, yine kendisi gibi efsane olan sesini de sizlere fazla fazla dinleteceğiz. Bu bu gürül gürül sesi biz çok özlemiştik, hasret giderdik, umarız sizlere de iyi bir şekilde aktarmışızdır ve kulaklarınızın pası silinir. İyi seyirler.

Mercedes (W201) 190E 2.3 16V Cosworth; Neden bu kadar özel?

 Mercedes’in geçmiş dönemlerde ürettiği birçok model esas olarak konfor özellikleriyle öne çıksa da, bazı önemli modelleri de yarışlardaki başarıları ve yollara sportif yansıması ile öne çıkmıştır. İşte bu araçların belki de en önemlilerinden bir tanesi hem performansı hem de sahip olduğu ilginç tarihi detaylarla Mercedes 190E 2.3 16V Cosworth modelidir diyebiliriz. İlk olarak 1983 yılında Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan model, bu fuardan kısa bir süre önce İtalya’da yer alan Nardo pistinde kırdığı rekor ile dikkatleri çekmişti. 3 adet 190E 2.3-16 Cosworth modelinin ve 6 sürücünün katıldığı rekor denemesinde; 50.000km boyunda sadece sürücü değiştirilerek, araçların kısa bakımları yapılarak ve yakıt alınarak pist yaklaşık 202 saatte tamamlanmıştı ve araçlarda herhangi bir arıza da meydana gelmemişti. Üstelik sürüş sırasında elde edilen maksimum hız da 247km/s olarak gerçekleşmişti. Deneme sonunda elde edilen 12 uluslararası rekor sayesinde, Mercedes 190E 2.3-16 Cosworth hem performansını hem de dayanıklılığını kanıtlamış, büyük sükse yapmıştı. 1978 yılında Mercedes ilginç bir kararla R107 kasada 450SLC 5.0 versiyonunu tanıtmıştı. Bu modelin esas amacı da, R107 kasanın ralli versiyonu ile Dünya Ralli Şampiyonası’na katılabilmesini sağlamaktı. Yani sınırlı sayıda üretilen bir Homologasyon versiyonuydu. Sahip olduğu kasa itibariyle ralli aracı olmaya çok uzak olsa da, 1978-1981 yılları arasında Grup 4 ve Grup 2 yarışlarında çeşitli takımlarla başarılı bir şekilde temsil etti. Ancak eskiyen her şey gibi R107 kasanın da yerine daha kompakt yapıda ve günün şartlarına uygun bir model arayışına girildi. Bu doğrultuda 1982 yılında tanıtılan “Bebek Benz - Mercedes 190” ilk akla gelen model oldu. Çok farklı motorlar ile tanıtılan bu modeli WRC’ye uygun hale getirebilmek için 190E 2.3 modelinde yer alan sıralı 4 silindirli 2.3lt 8V (SOHC) yakıt enjeksiyonlu atmosferik-benzin motor ile birlikte İngiliz yarış uzmanı Cosworth’ün kapısı çalındı. 1980-1986 yılları arasında kadar sahip olduğu 2.1lt sıralı 5 silindirli turbo beslemeye sahip benzin motoru (versiyona göre 300ps-600ps arası güç) ve sürekli 4×4 çekiş sistemi ile fırtına gibi esen Audi Sport Quattro modeli, Mercedes’in hedefini bambaşka bir yere çevirmesine neden oldu. Yeni hedef ise 1984 yılında ilk kez başlayacak olan Deutsche Produktionswagen Meisterschaft yani Alman Üretimi Touring Yarışları’ydı. Deneme mahiyetindeki katılım ise yine bir R107 kasa olan 380SLC ile oldu. Ancak araç şampiyonada sonlarda yer aldı ve ancak 60. sırada bitirebildi. Bu yarışlar başlangıçta sadece Alman markaları kapsarken, daha sonra oluşan ilgi nedeniyle Alfa Romeo, Volvo, Rover…vb gibi üreticilerin de katılmasıyla DTM (Deutsche Tourenwagen Meisterschaft) adını almıştı. Günümüzde ise DTM (Deutsche Tourenwagen Masters) yine sadece Alman markaların katılımı ile düzenlenirken, tüm markaların katılabildiği bir de WTCC (World Touring Car Cup) yarışları yer almaktadır. 1955 yılında Le Mans Yarışı’nda meydana gelen büyük kazanın Mercedes 190E 2.3-16V Cosworth ile ilginç bir bağı bulunuyor. Bahsi geçen bu kazada Jaguar ve Austin-Healey ile çekişen Mercedes 300SLR seyircilerin arasına dalmış ve Mercedes sürücüsü Pierre Levegh ile birlikte 82 kişi hayatını kaybetmişti. Bu felaket kaza sonrasında ise Mercedes, çeşitli yarışlara dıştan destek verecek olsa da, kendi fabrika takımı ile katılmayı bırakmıştı. İşte tam da burada 190E 2.3-16V Cosworth modelinin kaza ile olan ilişkisi ortaya çıkıyor. Bu kazadan yaklaşık 30 yıl sonra Mercedes’in pist yarışlarında elde ettiği ilk başarılı geri dönüş, 190E 2.3-16V Cosworth’ün DTM yarış versiyonu ile gerçekleşmişti ve 27 Nisan 1986 tarihinde yapılan Nürburgring Pisti yarışında 1. sırada yer alarak yarışı kazanmayı başardı. Ayrıca bu yarışın yer aldığı 1986 DTM şampiyonası da 2. sırada bitirilebilmişti. Mercedes 190E 2.3-16V’nin yarış kariyerinde yer alan en ünlü sürücüden de bahsetmeden geçmeyelim. 1984 yılında Toleman takımında profesyonel F1 yarış kariyerine başlayan ünlü Brezilyalı F1 Pilotu Ayrton Senna, 1984 F1 sezonunu hiçbir yarışta birincilik alamayarak 9.olarak bitirmişti. 1985 F1 sezonunda ise Portekiz Grand Prix’inde Lotus Takımı ile ilk birinciliğini almayı başarmıştı. Yazının tamamı için; www.sekizsilindir.com/2018/03/mercedes-190e-2-3-16v-cosworth.html

Mercedes (W201) 190E 2.3 16V Cosworth; Neden bu kadar özel?

 Yıl önce

 Mercedes’in geçmiş dönemlerde ürettiği birçok model esas olarak konfor özellikleriyle öne çıksa da, bazı önemli modelleri de yarışlardaki başarıları ve yollara sportif yansıması ile öne çıkmıştır. İşte bu araçların belki de en önemlilerinden bir tanesi hem performansı hem de sahip olduğu ilginç tarihi detaylarla Mercedes 190E 2.3 16V Cosworth modelidir diyebiliriz. İlk olarak 1983 yılında Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan model, bu fuardan kısa bir süre önce İtalya’da yer alan Nardo pistinde kırdığı rekor ile dikkatleri çekmişti. 3 adet 190E 2.3-16 Cosworth modelinin ve 6 sürücünün katıldığı rekor denemesinde; 50.000km boyunda sadece sürücü değiştirilerek, araçların kısa bakımları yapılarak ve yakıt alınarak pist yaklaşık 202 saatte tamamlanmıştı ve araçlarda herhangi bir arıza da meydana gelmemişti. Üstelik sürüş sırasında elde edilen maksimum hız da 247km/s olarak gerçekleşmişti. Deneme sonunda elde edilen 12 uluslararası rekor sayesinde, Mercedes 190E 2.3-16 Cosworth hem performansını hem de dayanıklılığını kanıtlamış, büyük sükse yapmıştı. 1978 yılında Mercedes ilginç bir kararla R107 kasada 450SLC 5.0 versiyonunu tanıtmıştı. Bu modelin esas amacı da, R107 kasanın ralli versiyonu ile Dünya Ralli Şampiyonası’na katılabilmesini sağlamaktı. Yani sınırlı sayıda üretilen bir Homologasyon versiyonuydu. Sahip olduğu kasa itibariyle ralli aracı olmaya çok uzak olsa da, 1978-1981 yılları arasında Grup 4 ve Grup 2 yarışlarında çeşitli takımlarla başarılı bir şekilde temsil etti. Ancak eskiyen her şey gibi R107 kasanın da yerine daha kompakt yapıda ve günün şartlarına uygun bir model arayışına girildi. Bu doğrultuda 1982 yılında tanıtılan “Bebek Benz - Mercedes 190” ilk akla gelen model oldu. Çok farklı motorlar ile tanıtılan bu modeli WRC’ye uygun hale getirebilmek için 190E 2.3 modelinde yer alan sıralı 4 silindirli 2.3lt 8V (SOHC) yakıt enjeksiyonlu atmosferik-benzin motor ile birlikte İngiliz yarış uzmanı Cosworth’ün kapısı çalındı. 1980-1986 yılları arasında kadar sahip olduğu 2.1lt sıralı 5 silindirli turbo beslemeye sahip benzin motoru (versiyona göre 300ps-600ps arası güç) ve sürekli 4×4 çekiş sistemi ile fırtına gibi esen Audi Sport Quattro modeli, Mercedes’in hedefini bambaşka bir yere çevirmesine neden oldu. Yeni hedef ise 1984 yılında ilk kez başlayacak olan Deutsche Produktionswagen Meisterschaft yani Alman Üretimi Touring Yarışları’ydı. Deneme mahiyetindeki katılım ise yine bir R107 kasa olan 380SLC ile oldu. Ancak araç şampiyonada sonlarda yer aldı ve ancak 60. sırada bitirebildi. Bu yarışlar başlangıçta sadece Alman markaları kapsarken, daha sonra oluşan ilgi nedeniyle Alfa Romeo, Volvo, Rover…vb gibi üreticilerin de katılmasıyla DTM (Deutsche Tourenwagen Meisterschaft) adını almıştı. Günümüzde ise DTM (Deutsche Tourenwagen Masters) yine sadece Alman markaların katılımı ile düzenlenirken, tüm markaların katılabildiği bir de WTCC (World Touring Car Cup) yarışları yer almaktadır. 1955 yılında Le Mans Yarışı’nda meydana gelen büyük kazanın Mercedes 190E 2.3-16V Cosworth ile ilginç bir bağı bulunuyor. Bahsi geçen bu kazada Jaguar ve Austin-Healey ile çekişen Mercedes 300SLR seyircilerin arasına dalmış ve Mercedes sürücüsü Pierre Levegh ile birlikte 82 kişi hayatını kaybetmişti. Bu felaket kaza sonrasında ise Mercedes, çeşitli yarışlara dıştan destek verecek olsa da, kendi fabrika takımı ile katılmayı bırakmıştı. İşte tam da burada 190E 2.3-16V Cosworth modelinin kaza ile olan ilişkisi ortaya çıkıyor. Bu kazadan yaklaşık 30 yıl sonra Mercedes’in pist yarışlarında elde ettiği ilk başarılı geri dönüş, 190E 2.3-16V Cosworth’ün DTM yarış versiyonu ile gerçekleşmişti ve 27 Nisan 1986 tarihinde yapılan Nürburgring Pisti yarışında 1. sırada yer alarak yarışı kazanmayı başardı. Ayrıca bu yarışın yer aldığı 1986 DTM şampiyonası da 2. sırada bitirilebilmişti. Mercedes 190E 2.3-16V’nin yarış kariyerinde yer alan en ünlü sürücüden de bahsetmeden geçmeyelim. 1984 yılında Toleman takımında profesyonel F1 yarış kariyerine başlayan ünlü Brezilyalı F1 Pilotu Ayrton Senna, 1984 F1 sezonunu hiçbir yarışta birincilik alamayarak 9.olarak bitirmişti. 1985 F1 sezonunda ise Portekiz Grand Prix’inde Lotus Takımı ile ilk birinciliğini almayı başarmıştı. Yazının tamamı için; www.sekizsilindir.com/2018/03/mercedes-190e-2-3-16v-cosworth.html

Türkiye'nin Taksisi Tofaş Şahin, Amerika'nın Taksisi Chevrolet Caprice Classic'e Karşı

 Fiat lisansı ile ülkemizde yaklaşık 15 yıl üretilen Tofaş Şahin modeli, ülkemize çok çeşitli alanlarda hizmet etmiş bir araç olması ile öne çıkıyor. Özellikle taksi olarak 1980'li yılların sonundan 2010 yılının başına kadar 30 yıl hizmet eden bu emektar aracı trafikte görmek günden güne daha zor bir hale geliyor. Ayrıca polis ve kamu aracı olarak da devlet kurumlarında yaygın bir şekilde kullanıldığını eklemek gerekiyor. Diğer taraftan; ülkemizde taksi, polis ve kamu aracı olarak kullanılan Tofaş Şahin gibi Amerika'da da 90'lı yıllarda Chevrolet Caprice Classic modeli kullanıldı. Ford Crown Victoria ile birlikte, özellikle 90'lı ve 2000'li yılların sinema filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Caprice Classic modelinin çok iyi durumda olan pırıl pırıl bir örneğini elimize geçirme fırsatı yakaladık. Bir takipçimizden de, yine aynı şekilde pırıl pırıl bir Tofaş Şahin S modeli video testlerimiz için önerilince ilginç bir fikir aklımıza geldi. "Nasıl olsa herkes Tofaş Şahin'i gayet iyi biliyor, 4-5 jenerasyon Türk İnsanı arasında neredeyse binmeyen yoktur" düşüncesi ile, tek bir araç testi yerine Chevrolet Caprice Classic ile çarpraz bir test yapmaya karar verdik. Testimizin ana konusu ise; yapıları tamamen farklı ancak ABD ve Türkiye'de aynı dönemlerde kullanılan bu araçları her açıdan karşılaştırmak. Bu doğrultuda Türkiye'nin Taksisi Tofaş Şahin'i Amerika'nın taksisi Chevrolet Caprice Classic ile boyut, teknik, motor, performans, motor sesi ve fiyat olarak karşılaştıracağız. Bakalım bu 2 araç birbirlerinden ne kadar farklı? Hep beraber göreceğiz :) , İyi seyirler.

Türkiye'nin Taksisi Tofaş Şahin, Amerika'nın Taksisi Chevrolet Caprice Classic'e Karşı

 Yıl önce

 Fiat lisansı ile ülkemizde yaklaşık 15 yıl üretilen Tofaş Şahin modeli, ülkemize çok çeşitli alanlarda hizmet etmiş bir araç olması ile öne çıkıyor. Özellikle taksi olarak 1980'li yılların sonundan 2010 yılının başına kadar 30 yıl hizmet eden bu emektar aracı trafikte görmek günden güne daha zor bir hale geliyor. Ayrıca polis ve kamu aracı olarak da devlet kurumlarında yaygın bir şekilde kullanıldığını eklemek gerekiyor. Diğer taraftan; ülkemizde taksi, polis ve kamu aracı olarak kullanılan Tofaş Şahin gibi Amerika'da da 90'lı yıllarda Chevrolet Caprice Classic modeli kullanıldı. Ford Crown Victoria ile birlikte, özellikle 90'lı ve 2000'li yılların sinema filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Caprice Classic modelinin çok iyi durumda olan pırıl pırıl bir örneğini elimize geçirme fırsatı yakaladık. Bir takipçimizden de, yine aynı şekilde pırıl pırıl bir Tofaş Şahin S modeli video testlerimiz için önerilince ilginç bir fikir aklımıza geldi. "Nasıl olsa herkes Tofaş Şahin'i gayet iyi biliyor, 4-5 jenerasyon Türk İnsanı arasında neredeyse binmeyen yoktur" düşüncesi ile, tek bir araç testi yerine Chevrolet Caprice Classic ile çarpraz bir test yapmaya karar verdik. Testimizin ana konusu ise; yapıları tamamen farklı ancak ABD ve Türkiye'de aynı dönemlerde kullanılan bu araçları her açıdan karşılaştırmak. Bu doğrultuda Türkiye'nin Taksisi Tofaş Şahin'i Amerika'nın taksisi Chevrolet Caprice Classic ile boyut, teknik, motor, performans, motor sesi ve fiyat olarak karşılaştıracağız. Bakalım bu 2 araç birbirlerinden ne kadar farklı? Hep beraber göreceğiz :) , İyi seyirler.

Rover 220 Turbo Tomcat - 32.150km'deki Dul Bırakan (Widowmaker)

 90'lı yılların efsane araçlarından bir tanesi de şüphesiz Rover 220 Turbo modelidir. Sahip olduğu turbo motor ve hafif kasası ile kendinden çok daha güçlü ve pahalı rakiplerine kafa tutan model, dengesizliği ve karıştığı kazalar nedeniyle de "Dul Bırakan" ve "Uçan Tabut" gibi isimlerle anılmıştır. Ancak tüm bu kötü ününe rağmen birçok kişinin; "Acaba alsam mı?" dediği bir araç olmasıyla da öne çıkmayı başarmıştır. Biz de 90'lı yıllarda bu aracı aklımızdan onlarca kez geçirmiş ancak her seferinde vazgeçmiştik. Biz de bu videomuzda; Dünya çapında bile eşine zor rastlanır orijinallikte ve düşük kilometredeki (32.150km) Rover 220 Turbo modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Aracın birçok farklı özelliğini detaylı bir şekilde incelemenin yanında, özellikle ani hızlanmalarda yaşanan Torque Steer yani ön tarafın bir tarafa çekme durumunu sizlere uygulamalı olarak göstermeye çalışacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Rover 220 Turbo Tomcat - 32.150km'deki Dul Bırakan (Widowmaker)

 Yıl önce

 90'lı yılların efsane araçlarından bir tanesi de şüphesiz Rover 220 Turbo modelidir. Sahip olduğu turbo motor ve hafif kasası ile kendinden çok daha güçlü ve pahalı rakiplerine kafa tutan model, dengesizliği ve karıştığı kazalar nedeniyle de "Dul Bırakan" ve "Uçan Tabut" gibi isimlerle anılmıştır. Ancak tüm bu kötü ününe rağmen birçok kişinin; "Acaba alsam mı?" dediği bir araç olmasıyla da öne çıkmayı başarmıştır. Biz de 90'lı yıllarda bu aracı aklımızdan onlarca kez geçirmiş ancak her seferinde vazgeçmiştik. Biz de bu videomuzda; Dünya çapında bile eşine zor rastlanır orijinallikte ve düşük kilometredeki (32.150km) Rover 220 Turbo modelini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Aracın birçok farklı özelliğini detaylı bir şekilde incelemenin yanında, özellikle ani hızlanmalarda yaşanan Torque Steer yani ön tarafın bir tarafa çekme durumunu sizlere uygulamalı olarak göstermeye çalışacağız. Umarız videomuzu beğenirsiniz. İyi seyirler...

Mercedes 200D'den sonra şimdi de 200E test ettik (W124)

 Geçtiğimiz haftalarda, üretilmiş en güçsüz ancak dayanıklılığı ile nam salmış W124 kasa E Serisi olan 200D (72ps) modelini incelemiştik. Şimdi ise benzin motorlu versiyonlar içerisinde en güçsüz versiyon olan Mercedes 200E modelininin 1990 model olan oldukça temiz bir örneğini inceleyeceğiz. Bu araçta yer alan üstten tek eksantrikli (SOHC) 8 supablı motoru 118ps güç üretebiliyor. Umarız incelememizi beğenirsiniz. İyi seyirler...

Mercedes 200D'den sonra şimdi de 200E test ettik (W124)

 Yıl önce

 Geçtiğimiz haftalarda, üretilmiş en güçsüz ancak dayanıklılığı ile nam salmış W124 kasa E Serisi olan 200D (72ps) modelini incelemiştik. Şimdi ise benzin motorlu versiyonlar içerisinde en güçsüz versiyon olan Mercedes 200E modelininin 1990 model olan oldukça temiz bir örneğini inceleyeceğiz. Bu araçta yer alan üstten tek eksantrikli (SOHC) 8 supablı motoru 118ps güç üretebiliyor. Umarız incelememizi beğenirsiniz. İyi seyirler...

YORUMLAR